Travma ve OKB

İkisi arasındaki ilişki nedir?

Koşulların mükemmel birleşimi göz önüne alındığında, travmanın gerçekten de tam gelişmiş OKB’ye dönüşebileceğine inanıyorum. Bununla birlikte, OKB nörobiyolojik bir hastalık olduğundan, bir kişinin tetiklenmesi için genetik bir yatkınlığa sahip olması gerektiğini hissediyorum. Başka bir deyişle, OKB’ye yatkınlığı olmayan bir kişi travmadan kurtulabilir ve OKB gelişme riski altında değildir.

Yıllar önce, 20’li yaşlarının başında yıkıcı bir travma yaşayan bir hastam/danışanım vardı. OKB için tedavi etmeye başladığımda, 30’ların başındaydı. Travmasından sonra bir dizi kontrol ritüeline başladı. Evindeki tüm kilitleri ve pencereleri tekrar tekrar kontrol etmeyi içeren bir gece rutini vardı.

Güvenlik kameralarını ve alarmlarını her 15 saniyede bir kontrol ederek her şeyin açık olduğundan emin olurdu. Pencerelerini kontrol etmek ve tekrar kontrol etmek için oğlunun odasına 20 kez yürürdü. Onunla dualarını çok özel bir şekilde söylemesi gerekiyordu ve eğer yanlış giderse, doğru hissedene kadar yeniden yapıldı. Bu yüksek derecede zorlayıcı rutin bazen üç saat sürerdi!

Bu hastanın/danışanın daima OKB’ye yatkın olduğuna inanıyorum. Travma, onu kompulsiyonlara itmek için stresli bir çevresel tetikleyiciydi. Kompulsif davranışlar sergilemeye başlaması, yaşadığı travmanın oğluna (takıntılı korkusu) gelebileceği saplantısını güçlendirdi. Daha sonra, zorlamalarına ihtiyaç duyduğunu ya da en büyük korkularının olacağını ve oğlunun yaralanacağını ya da öldürüldüğünü düşünmesini sağlayan korkunç bir OKB döngüsüne hapsoldu.

Birlikte çalıştığım tüm hastalar/danışanlar TSSB ve OKB tanısı almışlardır, sanki kompulsiyonlar onlara travmatik olayların kendilerine tekrar olmasını önleme konusunda bir çeşit kontrol veriyormuş gibi hissetmektedir. Her ne kadar bu düşünme biçiminin mantıksal olarak doğru olmadığını fark etseler de, hala doğru olma şansı varmış gibi geliyor.

Bununla birlikte, saplantıları yaşadıkları travma ile doğrudan ilgili olmayan, ancak tamamen farklı bir korku olan bazı hastalarım/danışanlarım var.

Örneğin, bir zamanlar 30’lu yaşlarının sonlarında erkek kardeşinin ölümcül bir şekilde onun önünde vurulduğuna tanık olan bir adamı tedavi ettim. OKB’si silahlarla ilgili değildi, ancak akü asidine takıntılıydı. Hayattaki tüm görevi, artık çalışamayacağı noktaya kadar akü asidiyle temas etmesini önlemekti.

Akü asidi ve vurulma iki ayrı kavram olmasına rağmen, akü asidinden kaçınmak için yapacağı zorunlulukların gerçekten ailesindeki herhangi birinin zarar görmesini veya ölmesini önlemekle ilgili olduğuna inanıyorum. Kompulsiyonları onun kardeşi öldüğünde hissettiği o korkunç çaresiz hissi yaşamak zorunda kalmasını engellemeye çalışıyordu. Daha derin bir düzeyde, kompulsiyonlar kardeşi kurtarmak için bir girişim haline geldi ve yaptığı her kompulsiyon, kardeşinin ölmesine izin vermemeye çalışıyordu.

Travma geçiren OKB hastalarıyla uğraşırken tedavi zor olabilir, çünkü terapi onları rahatsızlık, kontaminasyon, korku ve çaresizlik duygularıyla başa çıkmak için savunmasız bir konuma getirir ve bu duyguları durdurmak için hiçbir şey yapmalarını ister. Çoğu zaman, bu onları orijinal travmaya geri getirebilir. Bu durumlarda, hastalara/danışanlara travmayla başa çıkacak şekilde kompulsiyon içermeyen müdahale etme stratejileri veriyorum.

Aslında, travma kurbanlarının ilk etapta kompulsiyon kullanma alışkanlığına girmelerini önlemek harika bir fikirdir. Tamamen varsayımsal olarak konuşursak, belki de bir kişinin güçlü bir çevresel tetikleyici yaşadıktan sonra bile OKB’nin başlamasını önleme şansı vardır. (“Coronavirus Sağlık Davranışları OKB’yi Tetikleyebilir mi?”

Siz veya sevdiğiniz biri önemli ve stresli bir yaşam olayı yaşadıysanız ve bir dizi ritüel veya kompulsif davranış yapmaya başlarsanız derhal psikolojik yardım almak çok önemlidir. Kompulsiyonları kendi başınıza yapmayı bırakamayacağınızı fark ederseniz, lütfen yardım için kalifiye bir uzmana başvurun.

Çeviren: Sıla Yalçınöz

Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın