Şizofreni: Bakım Doğanın Üstesinden Gelemez

Doğa ve yetiştirme şekli arasında süregelen büyük tartışmada, doğa bir galibiyet aldı.
Amal Alachkar liderliğindeki UCI araştırması, doğum sonrası bakım ne kadar kaliteli olursa
olsun rahim içindeki( uterodaki) belirli bir amino asidin çok fazlasının farelerde şizofreniye
neden olduğunu buldu ve çalışma aynı şeyin insanlar için de geçerli olacağını öne sürüyor.
Ekip, bulguları şizofreni ve diğer psikiyatrik bozukluklar için daha iyi tedaviler geliştirmek ve
muhtemelen önlemek için kullanmayı planlıyor.
Farmasötik bilimler öğretiminde doçent olan Alachkar, “Prensibim semptomları görene kadar
beklememek” diyor. “Semptomların kökleri çok çok erken gözlemlenebiliyor, öyleyse neden
müdahale etmek yerine önlemek için bir şey yapmıyoruz?”
Şizofreninin doğası
Communications Biology’de yayınlanan çalışma, metabolizma için gerekli bir amino asit olan
ekstra metiyonin alan farelerin, insanlarda şizofreniyi belirleyen genetik ve davranışsal
değişiklikleri nasıl yaşadıklarını gösteren üç çalışmanın en yenisidir.
Birincisi, yetişkin farelere fazladan metiyonin verilmesinin, onların sosyal geri çekilme ve
bozulmuş iletişim, hafıza ve akıl yürütme becerileri gibi şizofreni semptomları
sergilemelerine neden olduğunu buldu. İkincisi, gebeliğin beyin gelişimi aşamasında fazla
metiyonin alan farelerin genleri ve davranışları insanlarda şizofreniye işaret eden yavrulara
sahip olduğunu gösterdi.
Bu çalışmalar Alachkar’ın şu soruyu sormasına neden oldu: Şizofrenik anne fare çocuklarında
semptomlara neden oluyor muydu yoksa bu semptomlar tamamen doğal mıydı?
“Yaşamın erken dönemlerindeiyi bir bakımın psikiyatrik bozukluklar için çok önemli
olabileceğini biliyoruz” diyor.
Üçüncü çalışma soruyu yanıtlıyor. Araştırmacılar, doğumda yavruları değiştirdiler, böylece
ekstra metiyonin bulunmayan yavrular, metiyonin bulunmayananneler tarafından beslendi ve
bunun tersi de geçerli oldu.
Bu durum hiçbir fark yaratmadı: Fazla metiyonine sahip yavrular şizofreni belirtileri
gösterirken diğerleri şizofreni belirtileri göstermedi.İyi bir bakım ilk grubu şizofrenik
davranışlar geliştirmekten kurtaramadı. Ekstra amino asit içermeyen yavrularda da bozukluğa
neden olmadı.
UCI’dan fizyoloji ve biyofizik profesörü Geoffrey Abbott ve Bilgisayar Bilimi Seçkin
Profesörü Pierre Baldi ile birlikte çalışan ekip, yavruların beyin kimyasını, genlerini ve
aktivitesini analiz etti. Yaklaşık 800 genin fazla metiyoninden etkilendiğini ve doğumdan
sonraki 24 saat içinde bu genlerin yavruların beyinlerini değiştirdiğini buldular. Sonuçlar

insanlarda şizofreniyle eşleşiyor ve araştırmacılar, farelerin yaşadığı değişikliklerin insanlarda
da olacağından eminler.

Bilim adamları, bu farklılıkları çok erken dönemde tespit edebildikleri için,
bu değişikliklerin olmasını engellemek için ilaç geliştirilebilir.

“Bu, şizofreni için biyolojik belirteçlere ve hatta potansiyel tedavilere giden yolu gösterebilir,”
diyor Abbott.


Diğer Uygulamalar
Amaç şizofreniyi tedavi etmek, iyileştirmek veya – ideal olarak – önlemek için farmasötik
ürünler yaratmaktır. Şu anda ilaçlar, halüsinasyonlar gibi yalnızca birkaç belirtiye hitap
edebilmektedir.
Alachkar, “Ama şizofreni hastalarını engelleyen şey, onları hayattan gerçekten geri
çekmelerine, hatta iş bulamamalarına neden olan bilişsel bozukluklardır” diyor. “Daha iyi bir
tedavi geliştirebilseydik, bu hastalar çalışabilir, başkalarıyla iletişim kurabilir, normal bir
hayat sürebilirdi.”
Ve bundan yararlanabilecek tek grup şizofreni hastaları olmayabilir.
Abbott, özellikle büyük bir değişiklik gösteren bir genin zaten epilepsi, otizm ve Alzheimer
ile ilişkili olduğunu ve “bu hastalıklarla şizofreni arasında en az bir ortak bağ olduğunu
düşündüğünü” belirtiyor..
Alachkar, “Şizofreni ile otizm arasında ve şizofreni ile Alzheimer hastalığı arasında örtüşen
birçok semptom var” diyor. “Bu yüzden düşünmeye başladım, ‘Hayatın çok çok erken
dönemlerinde başlayan aynı mekanizmaları mı görüyoruz?’
Otizm, şizofreni ve Alzheimer hastalığının sırasıyla çocukluk, ergenlik ve yaşlılıkta kendini
farklı şekilde gösteren aynı hastalık olup olmadığını merak ediyor.
Alachkar şöyle diyor: “Bu yolları yalnızca şizofreni için değil, aynı zamanda otizm ve
Alzheimer hastalığı için de tedaviler için hedef olarak kullanıp kullanamayacağımızı görmek
için şimdi işbirliği yapmakla çok ilgileniyorum.”

Çeviri: Nazlı Can Aydın
Kaynak: Neuroscience News

Bir cevap yazın