Başka Bir Pandemi: Savaş Sırasında Cinsel Şiddet

Etkili toplumsal yaklaşımlar, silahlı çatışmanın ardından hayatta kalanlara temsilcilik verir.

COVID-19 salgını, toplumsal cinsiyete dayalı ve cinsel şiddete dünya çapında yeni bir ilgi getirdi. Özellikle, kötü niyetli eşleri olan kadınlar, hareket özgürlüğü ve dış kaynaklara erişimi kısıtlarken beklenmedik stresler getiren zorunlu kısıtlamalar sırasında yüksek tehlike ile karşı karşıyadır.

Günümüz koşullarının boyutları benzersiz olsa da, bu mevcut tehlikeler ve zorluklar, cinsel istismarın kendisinin bir savaş silahı olduğu silahlı çatışma dönemlerini de karakterize eden cinsel şiddeti ve ilgili travmaları hatırlatıyor.

Geçenlerde İspanyol sosyal psikolog Arancha García del Soto ile bu bağlamdaki çalışmaları hakkında konuşma fırsatı buldum. Arancha, Batı Afrika, Akdeniz, Meksika, Kolombiya ve Sri Lanka gibi yerlerde cinsiyet temelli şiddet ile ilgili uluslararası insan hakları çalışmalarını öğretti ve uyguladı, kadın gruplarıyla çalışarak ve çatışma mağdurları için koruma ve psikososyal projeler gerçekleştirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Kolombiya Hakikat Komisyonu ile işbirliği yaptı ve Pennsylvania Üniversitesi Solomon Asch Etnopolitik Çatışma Araştırma Merkezi’nin (20 yıl önce ilk tanıştığım) eski Mülteci İnisiyatifleri direktörüdür.

Aşağıda konuşmamızın uzunluğu ve anlaşılırlığı için düzenlenmiş bir transkript bulunmaktadır.

RE: Arancha, bu fırsat için teşekkür ederim. Başlamak için, bu araştırma ve müdahale alanına ilk olarak nasıl ve ne zaman dahil oldunuz?

AG: Silahlı çatışma bağlamında cinsel şiddete ilişkin kendi çalışmalarım, yaklaşık otuz yıl önce Balkanlar’daki savaş sırasında başladı. Hatırlayacağınız gibi, 1995’teki Dayton barış anlaşmalarını takiben, bir savaş suçu olarak cinsel istismar olgusu büyük uluslararası ilgi gördü. Avukatların, psikososyal çalışanların ve kurbanların ortak çalışması, 2000 yılında Lahey’deki Eski Yugoslavya Mahkemesi ile sona erdi ve bu süreç bugün geçerli olan istismarcıların kovuşturulması için yasal emsaller koydu. Ancak birçok yönden, sadece tecavüzün bir savaş suçu olarak tanınmasının yetersiz olduğu ortaya çıktı. Yıllar süren hazırlıktan sonra, 2015 yılında Saraybosna’daki Siyahlı Kadınlar tarafından düzenlenen Kadın Mahkemesi, “adalete feminist yaklaşım” denilen şeyi öne sürdü. Tüm Balkan cumhuriyetlerinde mağdurlara aktif bir rol veren bir topluluk yaklaşımı kullanan kadınlar, kadın bedeninin bir savaş alanı olarak kullanılması konusunda acı deneyimlerini ve daha sonra direniş ve iyileşme fırsatlarını açıkça paylaştılar. Bu, amacın cümleleri telaffuz etmemek olduğu farklı bir mahkemeydi. Daha ziyade amaç, kadınlara karşı işlenen suçlar ve şiddet ifadelerinibelgeleyerek sessizliğin, cezasızlığın ve tarihin çarpıklıklarının önlenmesiydi.

RE: Birçok farklı ortamda çalıştınız. Cinsel şiddetin sonuçları konusunda gözlemlediğiniz bazı ortaklıklar var mı?

AG: Evet. Gördüğümüz şey, nerede olursa olsun – ve savaş koşullarında olsun ya da olmasın – cinsel şiddetin mağdurlar için derin ve yaşamı değiştiren fiziksel ve psikolojik sonuçları olduğu. Liste uzun ve üzücü. Depresyon, korku, kaygı, düşük benlik saygısı, cinsel işlev bozuklukları, istenmeyen gebelikler, yeme sorunları, obsesif kompulsif bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu, kalıcı fiziksel işlev bozuklukları, baş ağrısı, kronik pelvik ağrı, düşük, AIDS ve intihar içerir.

Açıkça söylemek gerekirse, LGBTİ grupları ve heteroseksüel erkekler de kurbanlar arasında. Bu özel yansımaların ötesinde, cinsel şiddete maruz kaldıktan sonra kişisel iç süreçler çeşitlidir ve karmaşıktır – dahası, karışıma sosyal damgalanma eklendiğinde. Örneğin, kırılganlık duygusu genellikle sessizlik ve çaresizlik duygularına yol açar, bu da bu deneyimleri yaşamamış olanlar için anlaşılması zor olabilir. Ve travma, faillerin tüm hatırlatmalarından korku ve kaçınma olarak ifade edildiğinde ya da bir tür kirlenme olarak görüldüğünde saldırganın egemenliğini paradoksal olarak güçlendirebilecek sosyal rollerini ve kişisel yaşam seçimlerini dramatik bir şekilde sınırlamak zorunda kalırlar. Sonuçta, cinsel şiddet tüm topluma zarar verir, iletişimi zayıflatır, güvensizliği güçlendirir ve sosyal dokuyu bir arada tutan bağlara zarar verir

Ancak, dünya çapında birçok hayatta kalanın, özellikle deneyimlerinde anlam bulabildikleri ve hayatlarını mümkün olan en iyi şekilde yaşamaya devam etmelerinin nedenleri olduğunda, kayda değer stratejiler geliştirdikleri de vurgulanmalıdır.

RE: Savaş sırasında cinsel şiddetten kurtulanların ortak hedefleri olduğunu ve bu engellerle karşılaştıklarını buldunuz mu?

AG: En iyi koşullarda bile, silahlı çatışmalar sırasında insan hakları ihlali mağdurlarından nispeten az tanıklık elde edilmektedir. Bu özellikle cinsel şiddet durumlarında geçerlidir. Dahası, birçok resmi rapor sadece teorik yapılara ve olayların nasıl olması gerektiğine dair önerilere dayanarak, mağdurların kendileriyle çok az doğrudan temasla yazılır. Kişisel tanıklık sayısını artırmanın anahtarı basittir: daha fazla erişim. Ancak bu erişim ancak güven oluşturmak ve uzun vadeli, sürdürülebilir bir çalışma sürdürmek suretiyle elde edilebilir. Ne yazık ki, birçok ulusal ve uluslararası ajans – en iyi niyete rağmen – sadece kısa teslim sürelerine sahiptir ve bu şartların yerine getirilmesini önleyen yerde kalmaktadır.

Ayrıca, cinsel şiddet mağduru kadın gruplarıyla çalışarak öğrendiğimiz şey, en temelde, şiddetin sona ermesinden ve daha fazla kişisel güvenlikle başlayarak temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktır. En önemlisi, ailelerinin yemek yemesini sağlayacak olan ekonomik kaynakları ve çocuklarının bir eğitim ve onlara sunabileceği daha parlak bir gelecek olmasını istiyorlar. Evet, aynı zamanda adalet istiyorlar, ancak bu diğer ihtiyaçlar genellikle daha acil ve bu nedenle başlangıçta öncelikli.

Aynı zamanda, bu kadınların aradığı adalet biçimlerinin, mahkeme sistemlerinin takip etmek için tasarlandıkları şeyle aynı olması gerekmediğini kabul etmek önemlidir. Mağdurlar sık sık refahlarını artırılmış görünürlük, güvenlik ve istikrara bağlı olarak görüyor ve saldırıların gerçeğini gizleyerek onlardan çalınan kişisel prestijleri geri kazanıyorlar. Bu bazen profesyonel yeniden bütünleşmelerini ve travmayı önlemek ve üstesinden gelmek için temel olan kontrol duygularının restorasyonunu içerir. Birçok durumda, talepleri, faillerin eylemlerini alenen kabul etmeleri ve komuta zincirinde daha yüksek olanları da kınamalarıdır.

RE: Arancha, son çalışmalarınızdan bazıları Akdeniz bölgesindeki mülteci kadınlara daha fazla odaklandı. Bununla ilgili biraz daha fazla şey söyleyebilir misiniz?

AG: Evet, son yıllarda Suriye, Afganistan, Irak ve İran gibi yerlerde kan dökmekten kaçan göçmen kadınlar Yunanistan ve diğer Akdeniz ülkelerine ulaşmak için tehlikeli yolculuklar yaptı. Ancak geldiklerinde, güvenliklerini sağlamak ve yakın aileleri için yemek sağlamak için hala göz korkutucu zorluklar yaşıyorlar. Genellikle bu kadınlar kendi kişisel refahlarını arka plana indirir ve bazıları güvenlik açığı ve ekonomik hayatta kalma için sınırlı seçenekler göz önüne alındığında fuhuş ve insan ticaretine kurban düşer.

Göçmen kadın dernekleri bu koşullara cevap olarak gelişti ve çalışmalarına şahit olma ve elimden gelen her şekilde katkıda bulunma fırsatım ve ayrıcalığım oldu. Örneğin, Yunanistan’da Atina’da bulunan ve daha yeni gelenleri karşılamaya devam eden eski göçmen kadınlar tarafından finanse edilen bir kooperatif olan Melissa Network var. Hukuki danışmanlık, benlik ve aile bakımı, sanat terapisi, dil dersleri (İngilizce, Almanca ve Yunanca), gençlik etkinlikleri ve daha pek çok etkinlik etrafında toplu olarak örgütleniyorlar. Her şey direniş stratejileri ve değişim için doğrudan eylemler oluşturmaya yardımcı olan bir topluluk duygusu geliştirir. Ayrıca Kweta, Kenya Kadınlar topluluğu, Nijeryalı Kadınlar Diasporası ve Yunanistan’daki Ukraynalı Kadınlar Kulübü gibi önceden kurulmuş dernekleri destekleyen bir alandır.

İtalya’nın komşu ülkesinde bir başka harika girişim de K_Alma Derneği tarafından koordine edilen “Göçmen kadınlar ve yaşam öyküleri” dır. Bu program, göçmen kadınların seslerini kurtararak ve yaşam öykülerini paylaşarak anıları ve gerçekleri görünür kılmaya odaklanmaktadır.

RE: Ruh sağlığı profesyonelleri ve bu çalışmada destek vermek isteyenler için bazı önemli noktalar nelerdir?

AG: Zorluklar büyük, ama ihtiyaç ve aciliyet de öyle. Sorunun daha geniş bir şekilde tanınması kesinlikle yardımcı olur. Ancak medyadaki kadınlara yönelik şiddet ve cinsel istismarları görüp duysak da, bizi korku ve öfke ile dolduran görüntüler ve hikayelerle, bu gerçeklerin nasıl önleneceği veya azaltılacağı konusunda rehberlik çok daha az yaygındır. Dahası sansasyonel hesaplar – bazen “acı çekmenin pornografisi” de dahil olmak üzere – savaşın vahşetinin günlük kurbanlarına bir kötülük yapar. Ve eğer uyuşmuş hissedersek veya korku ile felç edersek, hayatlarının kontrolünü kaybedenlere gerçekten ve etkili bir şekilde – itibarla – daha az eşlik edebiliriz.

Silahlı çatışmanın yaşandığı ortamlarda cinsel şiddetin karmaşıklığı göz önüne alındığında, tanımladığımlardan bazıları gibi güçlü topluluk yaklaşımları en fazla vaatte bulunabilir. Kısmen bunun nedeni, savunmasız kişilerle, özellikle cinsel şiddete maruz kalmış kadınlarla çalışmak, belirli bir bağlamla ilgili sosyo-ekonomik ve kültürel faktörlere duyarlılık gerektirmesidir. Kişinin kendi gündemini dayatmadan dinleme yeteneği de önemlidir. Bu genellikle kolay değildir, çünkü bilgi ve alçakgönüllülüğün bir kombinasyonuna ve güçlü çıkarların baskın söylemleriyle mutlaka uyuşmayan gerçekleri konuşan kahramanların boğuk seslerini duymaya isteklidir.

Neyse ki, daha önceki yıllara kıyasla, bu savaştan yoksun topluluklar içinde gittikçe daha fazla kadın – ve erkek – cinsel şiddet mağdurlarıyla ayakta durmayı tercih ediyor. Bunun uzun vadeli bir taahhüt olduğunu ve silahlı çatışma sona erdikten sonra günlük mücadelelerin devam ettiğini biliyorlar. Bu destekçiler azim, sağduyu, şefkat, mizah ve kendi kendini eleştiren bakışlara eşlik ediyor. Halkı etkilemek ve barışçıl zamanların zorluklarıyla gerçekçi bir şekilde yüzleşmek için bireyciliği önleyen ve politik baskılara direnen hayatta kalanlarla koordineli olarak çalışırlar.

Bu kolektif, toplumsal süreçlere yardım etmek isteyenler her zaman ilgili kadınların seslerini ve taleplerini tanımalıdır. Temel haklar ve etkin eşitlik için gerçek ihtiyaçları, kamu görevlilerinin çıkarlarının üzerinde olmalıdır. Ve onların gerçekleri, tüm adalet ve tazminat düşünceleri için görünür ve merkezi olmalıdır.

RE: Tekrar teşekkürler, Arancha.

AG: Gracias! Teşekkürler Roy, bu gerçeklerin görünürlüğünü artırmak ve farklı girişimler ve bu zorlu alanlarda çalışan ortak hedefleri olan insanlar arasında köprüleri teşvik etmek için her zaman çok iyi.

Çeviren: Sıla Yalçınöz

Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın