Irkçılığın Sinirbilimi

Sinirbilimi toplumun en karmaşık problemlerinden birini anlamaya yardımcı olabilir mi?

Irkçılık ABD’de ve dünyadaki birçok ülkede önemli bir toplumsal sorundur. Eski bir polis memuru tarafından tutuklandıktan sonra ölen George Floyd’un öfkesi ülke çapında yayıldı.

Birçok insan, bazı insanların neden farklı bir etnik gruba mensup oldukları için neden diğer insanlara karşı suç işleyeceğini soruyor olabilir. Sinirbilimi bir cevap verebilir mi? İşte tam olarak bu soruyu ele alan bir inceleme makalesinden (Molenberghs, 2013) temel bilgiler.

1. Başkalarını Nasıl Kategorize Ediyoruz?

Teorik bir bakış açısından, ırkçılık, grup içi yanlılık olarak adlandırılan daha büyük bir psikolojik fenomenin bir yönüdür. Beynimiz karmaşık sosyal durumlara uyum sağlamak için gelişmiştir. Birinin aynı veya farklı bir gruba ait olup olmadığını ayırt etmek, savaş gibi bazı durumlarda doğru davranmak için hayati önem taşıyabilir.

Bununla birlikte, aynı psikolojik mekanizma oldukça sorunlu davranışlara yol açabilir. Herkes hayatında birçok farklı gruba aittir: Spor takımlarının taraftarları, siyasi partilerin taraftarları veya rakip üniversitelerden öğrenciler arasında grup içi önyargı görülebilir. Grup içi yanlılık büyük oranda bağlama bağlıdır. Birisi bir durumda başka bir kişiye karşı bir önyargı gösterebilir (örneğin, iki kişi rakip takımları desteklediğinde bir futbol maçı sırasında), ancak onları başka bir bağlamda aynı gruba ait olarak sınıflandırır (örneğin, siyasi bir tartışma yürütürken ve görüşlerinin aynı olması). Bu, bu kategorizasyonların sıklıkla ne kadar keyfi ve anlamsız olduğunu gösterir.

Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme çalışmaları, medial prefrontal korteksin özellikle sosyal kategorizasyonda rol oynadığını göstermiştir. Bu beyin alanının katılımcılardan kendi kişisel nitelikleri hakkında düşünmelerini istedikleri çalışmalarda da aktif olduğu bulunmuştur. Bu, kendimiz hakkında düşünmek ve ait olduğumuz sosyal grupları düşünmek arasında nispeten yakın bir ilişki olduğunu gösterir. İnsanlar da ait oldukları grupların üyeleri olarak tanımladıkları için bu çok mantıklıdır (örneğin, “Ben bir Baltimore Ravens destekçisiyim”).

2. Başkalarının Eylemlerini Nasıl Algılarız?

Psikolojik araştırmalardan önemli bir öngörü, insanların, aynı grubun bir üyesi veya farklı bir grubun üyesi tarafından yürütülmesi durumunda aynı eylemi çok farklı algılayabilmesidir. İnceleme makalesinin yazarı tarafından yapılan ampirik bir çalışmada, katılımcılar keyfi olarak iki ekibe (Molenberghs et al., 2013) ayrıldı ve kendi takımlarından ve el eylemi yapan rakip takımın videolarını izlediler. Katılımcılar bu el hareketlerinin hızını değerlendirmek zorunda kaldılar ve videolardaki el hareketleri tam olarak aynı hızda yapılsa bile ortalama olarak kendi takımlarını daha hızlı olarak değerlendirdiler.

Aynı görevle yapılan ek bir fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme çalışmasında, bilim adamları, iki grup arasında güçlü bir fark olduğunu belirten katılımcıların, videoları izlerken alt parietal lobülde -algı ve eylemi koordine eden bir beyin alanı- aktivite artışı gösterdiğini, ancak klipleri derecelendirme sırasında sonraki karar vermede olmadığını keşfettiler. Bu bulgular, grup içi yanlılığın, sadece nasıl davranılacağı konusunda bilinçli bir karar verirken değil, algılamanın çok erken gerçekleştiğini göstermektedir.

3. Başka birine karşı nasıl empati hissediyoruz?

Irkçılıkla ilgili sinirbilimsel anahtar bulgulardan biri, ortalama insanların kendi gruplarına ait olmayan diğer insanlara karşı daha az empati kurmalarıdır. Empati, başka birinin ne düşünebileceğini veya hissedebileceğini anlama ve uygun bir şekilde hareket etme yeteneğini tanımlar. Örneğin, bir çalışma etnik grup üyeliğinin empatiyle ilişkili nöral yanıtları modüle edebileceğini buldu (Xu ve ark. 2009). Burada yazarlar, beyaz ve Çinli yüzlerin video kliplerini bir Q-ucu (ağrısız) veya bir şırınga (acı verici) ile dokunduğunu izlerken beyaz ve Çinli katılımcılarda beyin aktivasyonunu kaydetmek için fonksiyonel manyetik görüntüleme kullandılar.

Bilim adamları, beyaz etnik gruptan ve Çinli katılımcıların, kendi etnik gruplarından birisinin acı çektiği bir video klibi izlerken ön singulat korteksinde ve alt frontal kortekste artmış aktivasyon gösterdiğini gösterdi. Bu beyin bölgelerinin daha önce birisi kendisinin acı çektiğinde aktive olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle, birinci kişinin ağrı deneyimine aracılık eden aynı beyin bölgeleri, başka acı çeken birine karşı empati duymada da rol oynar.

Önemli olarak, bilim adamları, katılımcılar acı çeken diğer etnik gruplardan bireylerin yüzlerini incelediğinde, bu empatik beyin tepkisinin önemli ölçüde azaldığını buldular. Bu nedenle, grup içi önyargı, birinin başka birinin acısını ne kadar hissettiğini etkiler, bu da ırkçı bireylerin neden farklı etnik gruplara ait birini incitmek için kendi etnik gruplarına ait olanlardan daha az sorun yaşayabileceğine katkıda bulunabilir.

4. Yüzleri Nasıl Algılarız?

Farklı etnik kökenlere sahip yüzlerin algılanmasına ilişkin işlevsel manyetik rezonans görüntüleme çalışmaları, hem bilinçaltı hem de bilinçli süreçlerin, farklı etnik kökene sahip insanların yüzlerini, aynı etnik kökene sahip insanların yüzlerinden farklı olarak algılamaya dahil olduğunu ima eder. Örneğin, bir çalışma (Cunningham ve diğerleri, 2004) beyaz katılımcılara Afro-Amerikan ve beyaz yüzlerin resimlerini sunarken, beyin aktiviteleri fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme kullanılarak kaydedildi. Yüzler, bilinçli bir şekilde işlenemeyecek kadar kısa bir şekilde sunulduğunda, katılımcılar beyaz yüzlere kıyasla Afro-Amerikan amigdalada daha fazla aktivasyon gösterdi. Amigdala, korku, endişe ve saldırganlık gibi duygu işlemede önemli bir rol oynayan bir beyin bölgesidir.

Ancak, katılımcılar onları bilinçli olarak algılayabilmeleri için yüzler çok daha uzun süre sunulduğunda, bu farklılıklar ortadan kayboldu. Bunun yerine, ön kortekste bilişsel kontrol ve duygu düzenlemesinde yer alan birkaç beyin bölgesi, beyaz katılımcılar Afro-Amerikan yüzlerini incelediğinde daha fazla aktivasyon gösterdi. Bu bulgular, farklı bir etnik gruptan bireylerin yüzlerinin işlenmesi söz konusu olduğunda en az iki sinir yolu olduğunu göstermektedir. Bir yandan, duyguları işlemekle ilgili beyin alanlarını meşgul eden hızlı ve bilinçaltı süreçler vardır. Bu erken yol, toplumda neyin kabul edilebilir olduğuna ve bireyin daha önce öğrendiklerine dayanarak duyguların yukarıdan aşağıya düzenlenmesini temsil eden daha sonraki, bilinçli bir yolla modüle edilir.

Molenberghs’in (2013) gözden geçirme makalesindeki bulgular bir şeyi açıklığa kavuşturmaktadır: Irkçılık, sadece toplumsal düzeyde değil, aynı zamanda beyinde de oldukça karmaşık bir sorundur. Irkçılığa karışan tek bir beyin bölgesi yoktur. Bunun yerine, sosyal sınıflandırma, kendini algılama, empati, ağrı ve yüz algısı ile ilgili karmaşık bir beyin bölgeleri ağı, ırkçılığa ve diğer grup içi yanlılık ve grup dışı ayrımcılığa karışmaktadır.

Bu ağın varlığı ve bazen otomatik ve bilinçaltı aktivasyonu, grup içi ve grup dışı üyelerin hızlı ve doğru bir şekilde tanımlanmasının bir hayatta kalma sorunu olabileceği (örneğin, tarih öncesi insanların farklı grupları arasındaki çatışmalarda) muhtemelen eski geçmişimize dayanmaktadır. Bununla birlikte, evrimsel psikolojideki birçok fenomen gibi, bu süreçler günümüz toplumunda sorunlara yol açmaktadır, çünkü günümüzdeki koşullar beyin yapımızı şekillendiren tarih öncesi koşullardan çok farklıdır.

Cunningham ve arkadaşlarının (2004) çalışmasından önemli bir mesaj, farklı bir etnik gruba mensup kişilerin yüzlerine potansiyel olarak olumsuz duygusal tepkiye yol açan hızlı ve bilinçaltı süreçlerin daha sonraki bilinçli kontrol süreçleri ile düzenlenebilmesidir. Bu, potansiyel ırkçı düşüncelerin bilişsel kontrolünü güçlendirmek ve ırkçı davranışın önlenmesi için politika ve toplumsal değişikliklere ek olarak bireylerin ırkçılığın kabul edilemez olduğunu eğitmenin çok önemli olduğunu ima eder.

Çeviri: Sıla Yalçınöz

Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın