Karantinada İçsel Benliğinizi Nasıl İyileştirirsiniz?

Eleştirel düşünce ve duygularla savaşı kazanmanın 5 yolu.

Er ya da geç karantinada, iç dünyanız kapıyı çalıyor ve maalesef birçoğumuz için bu dostça bir ziyaret olmayacak.

Hastalarımın birçoğu, kısıtlanma başladığından beri anksiyete ve depresyonlarında yeniden canlanma yaşadıklarını gördüm. Yıllarca susturulan kritik iç sesler intikamla geri döndü. Başarısızlıkları zafere ulaştırmaya, görünüşümüzü eleştirmeye ve güvenimize delik açmaya neden olan kötü, sinir bozucu sesler. Aynaya basit bir bakış bile bir onaylanmama çığını tetikleyebilir.

İç eleştirmeninizin hedefi nedir? Seni acınası, şikayet eden bir aksi bir tipe dönüştür. İç eleştirmeninizin neden karantinada geliştiğini inceleyelim.

Neden bu kadar kötü hissediyorsun?

Çoğumuz izolasyonu kendimiz tercih etmedik. Pandemi bunu bizim için yaptı. Belki de karantinanın en zararlı yanı, bizi ferahlatan kalite ilişkilerine erişim eksikliğidir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle zaman geçiremezsiniz. Bekarsan, randevuya çıkamazsın. Eğer bir öğrenciyseniz, sınıf arkadaşlarınızı göremezsiniz. Eğer spor tutkunuysanız, sporun tadını çıkaramazsınız. Eğer büyükanne veya büyükbabaysanız, torunlarınızla oynayamazsınız.

Ve eğer yalnız hissediyorsanız ve sadece bir arkadaşınızdan sarılmak istiyorsanız, şansınız da olamaz! (Bkz. “Narsisistler Neden Sosyal Mesafeyi Yoksayıyor“)

Ne yazık ki, sizi yeniden canlandıran faaliyetler ve ilişkilerle bağlantılarınıızı ne kadar çok koparırsanız, kendinizi o kadar umutsuz hissedersiniz.

Bu Kendini Düşünme Zamanını Kucakla

Hareket halindeyken, bir yerden bir yere hareket ederken, odağınız kendinizin dışındadır. Sık sık, düşünceleriniz ve hislerinizle harcayacak vaktiniz yok – yapılacaklar listenizi kontrol etmekle çok meşgulsünüz. Fakat yoğun bir yaşam mutlaka mutlu bir yaşam anlamına mı gelir?

Birçok insan için karantina bizi yavaşlatmaya, duraklat düğmesine basmaya ve seçimlerimize odaklanmaya zorladı. Bu şekilde, karantina doğal olarak bizi daha fazla farkındalığa doğru iter.

İç Yaşamınızı Yeniden Başlatmak için Karantinayı Kullanma

Dayanıklılık, iç eleştirmeninizle savaşı kazanmaktan gelir. Bu olumsuz sesleri susturmak ve daha olumlu olanlara yer açmakla başlar. Bunu yapmak için bir stratejiye ihtiyacınız olacak.

1. Bulunduğunuz Yerden Başlayın

Yapamayacağınız şeye odaklanmak yerine, yapabileceklerinize odaklanın. Yeni bir hobi edinin, daha yaratıcı olmak için kendinize meydan okuyun, kaçındığınız görevlere yönelin. Kontrol edemediğiniz şeyler için endişelenmeyi bırakın ve yapabilecekleriniz konusunda proaktif olun.

2. Kendinizi Minnettarlığa Teşvik Edin

Minnettarlık, muazzam tuzağa düşmüş enerjiyi açığa çıkarabilecek bir kuvvettir. Yükünüzü hafifletebilir ve görünümünüzü yenileyebilir. Minnettarlık günlükleri hayatınızda daha fazla minnettarlığa ilham vermek için mükemmel bir araçtır. Günlük kaydı size uygun değilse, takdir ettiğiniz birine mektup yazmayı deneyin. Onlara sizin için ne anlama geldiğini söyleyin; sadece gününüzü iyi bir hale getirmekle kalmayacak, onlarınkini de daha iyi bir hale getireceksiniz!

3. Müteşekkir Olun

Size gelen çok kötü haberler ile, hayatınızdaki tüm iyi şeyleri tanımak için zaman ayırın. Olumsuzluk yerçekimi gibidir; seni aşağı iter. Müteşekkir olmanız sizi canlandırır ve hayatın tadını çıkarmanın basit yollarını bulmanın hala mümkün olduğunu hatırlatır.

4. Kendinizi Övün

Stresli zamanlarda kendinizi övmek için bir yol bulun. Devam edin, kendinize hayran olun ve kendinizi kutlayın. Sonuçta, sen idare ediyorsun; hala buradasın, hala uğraşıyorsun. Rocky Balboa gibisin, hala ayaklarının üstünde ve dövüşüyorsun.

5. Şikayet Etmeyi Bırakın

Şikayet enerjinizi tüketir, şevkinizi kırar ve ruh haliniz üzerinde aşındırıcı bir etkiye sahiptir. Ayrıca çaresizliği teşvik eder ve kurban durumunuzu dünyaya belli eder. Şikayetçi alışkanlığı kırmak kolay olmayacak; bu dürtüleri yeniden yönlendirmek için bir irade gücü gerektirecektir. Ama “Şikayet departmanı kapalı!” demek için cesaretini topladıktan sonra çabucak daha iyi hissetmeye başlayacaksın.

Çeviren: Sıla Yalçınöz

Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın