Güçlü inançlar, Onlara Meydan Okuyan Bilgilere Karşı Bizi Kör Edebilir

Bir UCL beyin görüntüleme çalışmasına göre, insanlar bir kararda son derece emin olduklarında, kararlarını doğrulayan bilgileri alırlar, ancak bununla çelişen bilgileri işlemekte başarısız olurlar.

Nature Communications’da yayınlanan çalışma, çoğu insanın düşünce süreçlerinde yerleşik olan onay önyargısına katkıda bulunan sinirsel süreçleri açıklamaya yardımcı olmaktadır.

Baş yazar, doktora adayı Max Rollwage, “İnsanların inançlarıyla çelişen bilgileri görmezden gelmelerine neden olan bilişsel ve sinirsel mekanizmalarla ilgileniyorduk, bu da onay yanlılığı olarak bilinen bir fenomendir. Örneğin, iklim değişikliği şüphecileri küresel ısınmanın varlığını gösteren bilimsel kanıtları görmezden gelebilir “ dedi.

“Psikologlar uzun zamandır bu önyargı hakkında bilgi sahibi olsa da, altta yatan mekanizmalar henüz anlaşılamamıştır “

“Çalışmamız, son derece emin olduğumuzda beyinlerimizin aksine kanıtlara kör olduğunu buldu, bu da neden yeni bilgiler ışığında fikrimizi değiştirmediğimizi açıklayabilir.”

Çalışma için 75 katılımcı basit bir görev gerçekleştirdi: Bir nokta bulutunun, bilgisayar ekranının sol veya sağ tarafına hareket edip etmediğini yargılamak zorunda kaldılar. Daha sonra, %50’den %100’e kadar bir kayma ölçeğinde bir güven derecesi (tepkilerinde ne kadar kesin olduklarını) vermek zorunda kaldılar.

Bu ilk karardan sonra, hareketli noktalar tekrar gösterildi ve nihai bir karar vermeleri istendi.
Bilgiler ikinci kez daha netleştirildi ve başlangıçta bir hata yapmışlarsa katılımcıların fikrini değiştirmelerine yardımcı olabilirdi. Ancak, insanlar ilk kararlarından emin olduklarında, hatalarını düzeltmek için bu yeni bilgiyi nadiren kullandılar.

Katılımcıların 25’inden bir manyetoensefalografi (MEG) beyin tarayıcısında deneyi tamamlamaları istendi. Araştırmacılar, noktaların hareketini işledikleri için beyin aktivitelerini izlediler.

Bu beyin aktivitesine dayanarak, araştırmacılar katılımcıların yeni sunulan bilgileri işleme derecesini değerlendirdi. İnsanlar ilk seçimlerinden çok emin olmadıklarında, yeni kanıtları doğru bir şekilde entegre ettiler. Bununla birlikte, katılımcılar ilk seçimlerinde oldukça emin olduklarında, beyinleri kararlarına aykırı olan ancak seçimlerini doğrulayan bilgilere duyarlı kalan bilgilere neredeyse kördü.

Araştırmacılar, insanların inançlarına göre daha fazla motive oldukları gerçek dünya senaryolarında etkinin daha da güçlü olabileceğini söylüyor.

Kıdemli yazar Dr. Steve Fleming, “Onay önyargısı, politika gibi konularla ilgili karmaşık kararları içeren senaryolarda sıklıkla araştırılmaktadır. Bununla birlikte, bu tür görüşlerin karmaşıklığı, arkadaşlarımızla veya sosyal grubumuzla kendi kendine tutarlılığı sürdürmek istemek gibi önyargıya katkıda bulunan çeşitli faktörleri çözmeyi zorlaştırmaktadır “ dedi.

“Basit algısal görevleri kullanarak, bu tür motivasyonel veya sosyal etkileri en aza indirebildik ve onay önyargısına katkıda bulunan değiştirilmiş kanıt işleme sürücülerini tespit ettik.”

Daha önceki, ilgili bir çalışmada, araştırma ekibi, siyasi yelpazenin her iki ucunda da radikal politik görüşlere sahip olan insanların, siyasetle ilgisiz bir şey hakkında bile yanlış olduklarını bilmede ılımlı olmadıklarını bulmuşlardı.

Algısal bir karar vermede yer alan sinirsel yollar bu kadar basit görevlerde iyi anlaşıldığından, araştırmacıların ilgili beyin süreçlerini izlemelerini mümkün kılar. Araştırmacılar, onay önyargısına neden olan mekanizmanın anlaşılmasının, insanların körlüğünü çelişkili bilgilere indirebilecek müdahalelerin geliştirilmesine yardımcı olabileceğini vurgulamaktadır.

Max Rollwage şunları ekledi “ Bu sonuçlar benim için özellikle heyecan verici, çünkü onay önyargısının arkasındaki sinir mekanizmalarının ayrıntılı bir şekilde anlaşılması kanıta dayalı müdahaleler geliştirmek için fırsatlar yaratıyor. Örneğin, onay önyargısını teşvik etmedeki yanlış güvenin rolü, insanları kendi farkındalıklarını artırmak için eğitmenin daha iyi kararlar vermelerine yardımcı olabileceğini gösterir.”

Çeviri: Gülsüm Tangız

Kaynak: Neuroscience News

Bir cevap yazın