Bazı Bebekler Altı Ayda Müzikal Tonlardaki Farklılıkları Belirleyebilir

Müzisyenlerin müzik çalmak için doğal bir yetenekle doğduğuna dair ortak bir inanç var, çoğumuz müzik notaları arasındaki farkı duymak için iki kat daha fazla çalışmak zorundayız. Şimdi, York Üniversitesi’ndeki sinirbilimcilerden gelen yeni araştırmalar, müzikteki majör ve minör notalar olarak da bilinen yüksek ve alçak sesleri duyma kapasitesinin, tek bir ders almadan önce gelebileceğini gösteriyor; aslında onunla doğmuş olabilirsiniz.

Amerika Akustik Derneği Dergisi’nde yayınlanan çalışma, altı aylık bebeklerin göz hareketlerini ve görsel bir uyaranı kullanan benzersiz bir yöntemle majör ve minör bir müzikal ton dizisi arasında ayrım yapma kapasitesini inceledi.

Yetişkinlerle yapılan önceki araştırmalar, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30’unun bu farkı ayırt edebileceğini, ancak müzik eğitimine bakılmaksızın yüzde 70’inin yapamayacağını göstermiştir. Araştırmacılar, altı aylık bebeklerin yetişkinlerle tamamen aynı dağılımı gösterdiğini keşfetti: Yaklaşık yüzde 30’u farkı ayırt edebildi ve yüzde 70’i edemedi.

Bilim uygulamaları (VİSTA) programına üye, Psikoloji Bölümü’nde doçent Scott Adler, “Altı ayda, bu bebeklerin herhangi birinin müzikte resmi bir eğitim alması pek olası değildir. Evet, ebeveynler çocuklar için müzik çalar. Batı uygarlığındaki tüm çocuklar müzik duyar, ancak müzikte bu özel eğitimi almazlar. Bu nedenle, bu bozulma, bazı doğuştan gelen mekanizmalardan kaynaklanmaktadır ” dedi.

Adler’in York’taki ekibi, Irvine’deki California Üniversitesi’nden Profesör Charles Chubb ile yapılan çalışmada, yetişkinlerle ve ergenlerle yapılan daha önceki araştırmalarında iki birey popülasyonu bulunduğunu tespit etti: Bazıları majör ve minör tonlar arasında ayrım yapabilir ve çoğu ayırt edemez. Yetişkinlerde, majör ve minör arasında ayrım yapma kapasitesinin, müzik eğitimi düzeylerinden veya müziğe maruz kalma düzeylerinden kaynaklanmadığı gösterilmiştir.

Yeni çalışma, bu farklı popülasyonların varlığını bebeklere kadar genişletiyor ve bu farkın kaynağının genetik olabileceğini düşündürüyor – doğduğumuz bir kapasite.

Bu kapasitenin, müziğin duygusal içeriğinin takdir edilmesini geliştirmek için etkileri olacaktır, çünkü müziğe duygularını veren majör ve minör notalardır.

Araştırmada araştırmacılar, altı aylık 30 bebeği bir ton karışıklığı duyduklarında, bir sonraki notanın (hedefin) ortaya çıkacağı yere (sağa karşı solda) işaret eden bir dizi nota ile ( majör ya da minör) denemeler yaptılar. Bebekler, majör ve minör bir ses duyduklarında hangi tarafa bakacaklarını belirlemekle görevlendirildi. Bir dizi nota duyduklarında, majör veya minör tonlu bir karıştırma olup olmadığına bağlı olarak bir resim sağda veya solda göründü. İkinci bir deneyde, ton karıştırma, sonraki resimlerin yerini güvenilir bir şekilde tahmin etmedi.

Adler, “Zaman içinde ölçtüğümüz şey, bebeklerin hangi sesi duydukları ile resmin nerede görüneceği arasındaki ilişkiyi nasıl öğrendiğiydi. Örneğin, tondaki farkı anlatabilirlerse, örneğin majör notaları duyduklarında, resim görünmeden önce bile resmin bulunduğu yere göz hareketi yaparlar çünkü bunu tahmin edebilirler. Bu bizim ölçtüğümüz şey ” dedi.

Araştırmacılar, bebeklerin yüzde 33’ü ya da üçte biri için, bu beklenen göz hareketlerinin resim konumunu neredeyse mükemmel bir doğrulukla tahmin ettiğini; diğer yüzde 67’sinde ise resim konumuyla ilgisi yoktu.

Adler, “ Bu sonuçların aynı mekanizmalara ve müzikle işitsel içeriğe dayanan dil gelişimi için de etkileri olabilir. Müzik, Müzik işleme ve matematiksel yeteneklerin yanı sıra dil arasında bir bağlantı var, bu yüzden bu yeteneklere bağlanıp bağlanmadığı bilinmiyor. Bununla birlikte, insanlar bebeklerle konuştuğunda seslerinin tonlamasını ve seslerinin perdesini değiştirirler, böylece majörden minöre değişirler. Bu aslında bebeklerin dil öğrenmesi için önemli bir bileşendir. Eğer kapasiteniz yoksa dil öğrenme yeteneğini etkileyebilir ” dedi.

Çeviri: Gülsüm Tangız

Kaynak: Neuroscience News

Bir cevap yazın