Dil Mi Düşünce Mi?

Dil mi düşünceyi yoksa düşünce mi dili şekillendirir? Bu soru, bilim dünyasını ikiye bölen, deyim yerindeyse tavuk yumurta sorusuna benzeyen bir sorudur. Acaba konuşmayı öğrenmeden önce mi düşünmeyi öğreniyoruz, yoksa sözcüklerimiz mi düşüncelerimizi şekillendiriyor? İsterseniz dilbilimcileri, filozofları, psikologları ve nörobilimcileri yıllardır meşgul eden bu soruyu, tarih boyunca yapılan deney ve araştırma örnekleri ile inceleyelim.

Geçmişte Yapılan Bazı Dil Deneyleri

Dil, kısaca, çeşitli semboller üzerinden gelişen sözlü, yazılı ya da işaretlere dayalı olabilen iletişim aracı olarak tanımlanabilir. Dilin nasıl oluştuğu yıllar boyu merak edilmiş ve bu konu üzerine çeşitli deneyler yapılmıştır. Bu deneyler arasında insanlar bebeklikten itibaren izole şekilde büyütülebilseler hangi dili konuşacakları sorusunu araştıranlar belki de en dikkat çekici olanlarıdır.

Tarih boyunca bebeklerin dış dünyadan izole edilip bakım verenlerin bu bebeklerle herhangi bir şekilde konuşmasının yasaklandığı deneylere “dil yoksunluğu deneyleri” adı verilmiştir. Bu deneylerin amacı dilin kaynağının ve insan doğasının kökeninin ne olduğunu keşfetmek olmuştur. Belki de bu deneyler bilim tarihinin en acımasız deneylerinden biridir.

Bu deneylerin bilinen ilk örneğini Antik Yunan’da yaşamış olan Herodot’un kayıtlarından öğreniyoruz. Herodot’un yazdıklarına göre M.Ö. 7.yy’da Antik Mısır firavunu I.Psamtik yeni doğan iki bebeğin insanlardan izole bir yerde, bir çoban tarafından yetiştirilmesini emretmiş. Çobanın bu bebeklerle konuşması kesinlikle yasakmış. Ancak anlatılanlara göre, bebekler kendi aralarında yeni bir dil geliştirmişler ve ilk söyledikleri sözcük “becos” olmuş. Acaba, becos kelimesi ne anlama geliyor? Mısır dilinde yer almayan becos kelimesi araştırıldığında, bu kelimenin uzun zaman önce Anadolu’da yaşamış Friglerin kullandığı dilde “ekmek” anlamına geldiği bulunmuş. (Belki “kim milyoner olmak ister” isimli yarışmada çıkan soruyu hatırlıyor olabilirsiniz.)

Bir sonraki örnek ilk deneyden yaklaşık 1800 yıl sonra M.S. 13.yy’da gerçekleşmesine rağmen acımasızlığından hiçbir şey kaybetmemiş. İtalyan rahip Salimbene di Adam’ın kronik kayıtlarına geçtiğine göre Alman imparator II. Frederick dünyada ilk konuşulan ana dilin ne olduğunu merak etmiş ve bir deney tasarlamış. Bu deneye göre yeni doğan bebekler izole edilecek ve bakıcıları bu bebeklerle hiç konuşmayacakmış. Dahası, Salimbene’nin kroniklerinde aktardığına göre bebeklerin İbranice, Yunanca, Latince ya da Arapça konuşacağı düşünülmüş. Ancak II. Frederick merak ettiği sorunun cevabını hiçbir zaman alamamış. Çünkü bebekler, ihtiyaç duydukları duygusal sıcaklığı ve sevgiyi göremediklerinden henüz konuşmaya başlamadan ölmüşler.

Daha sonraki yıllarda köpekler tarafından büyütülen Oksana vakasına benzer doğada keçiler, ayılar gibi çeşitli hayvanlar tarafından büyütülmüş ve bulunduklarında o hayvanların davranışlarını sergileyen vahşi çocuk vakaları da görülmüştür. Hatta Genie Wiley vakasında olduğu gibi istismar, ihmal sonucu vahşileşmiş çocuk vakaları da mevcuttur. Vahşi çocuk vakalarında, bu çocuklar sonradan insanların arasında bazı davranış kazanımları elde etseler de çoğunun dil yeteneği ne yazık ki kritik dönemi geçtikleri için gelişememektedir.

İnsanlığın ortak mirası olan iletişim, kuşaklar arası bilgi aktarma ve kültür mirası oluşturma olanağını insanlara tanımıştır. Tarih boyunca bu kadar deney yapılmış olmasına rağmen, dil hakkında, dilin nasıl oluştuğu gibi sorular hala gizemini korumaktadır. İster yazılı ister sözlü isterse de işaretle olsun iletişimin temelindeki eylemin konuşma olduğu görülmektedir. Peki, dil sadece bir araç mıdır? Dil olmadan düşünebilir miyiz? Dil araştırma merkezi Ethnologue’un en son açıkladığı sayıya göre dünyada konuşulan 7117 dil var. Eğer dil olmadan düşünebiliyorsak neden bu kadar çok dil var? Dünya dillerine baktığımızda her dilin belli miktarda sözcük kapasitesi olmasına rağmen söz konusu iletişim kurmak olduğunda bu dillerin kuralları doğrultusunda kurulabilecek çok sayıda cümle meydana geliyor. (Gleason’dan akt. Santrock, 2016)

Düşünceler Dili Şekillendiriyor

Dil ediniminden bahsettiğimizde, çoğu zaman aklımıza bebeklerin konuşmaya başlamaları geliyor. Ancak bebeklerin sesleri algılamaları ve kavramaları doğumdan önce gerçekleşmeye başlıyor. Dildeki sesleri, ses örüntülerini, heceleri, sözcükleri kavrayıp bilgi birikimi yapan bebek ortalama bir yaş civarında konuşmaya başlar. Amerikalı psikiyatrist Daniel Stern bebeklerin konuşmaya başlamadan çok daha önce dil üzerine bir bilgi birikimine sahip olduklarını ifade ediyor. Bu cümleden hareketle, her birimizin ikinci bir dil öğrenirken yakındığı “anlıyorum ama konuşamıyorum”un nereden kaynaklandığını da görüyoruz.

Bir kelime iki farklı dilde iki farklı şeyi ifade edebilir. Örneğin Koreliler bir nesnenin diğerine katıldığını söylediklerinde nesnelerin birbirine dokunma şeklini, sıkı ya da gevşek, ifade ederken İngilizler nesnelerin birbirinin içinde mi ya da dışında mı olduğunu ifade ederler. Koreliler veya İngilizler günlük hayatta gördüklerini dillerindeki ayrımlara göre sınıflandırırlar. Ancak her dilin konuşmacının düşünce ve Davranışları üzerinde etkisi olduğu konusu tartışmalıdır. Birçok bilim insanı dillerdeki bu ayrım sebebiyle bebeklerin dil öğrenirken bu farklılıkları öğrenmemesi gerektiğini savunuyorlar ancak Harvard Üniversitesi psikoloji profesörü Elizabeth Spelke bu düşüncenin yanlış olduğu konusunda ısrar ediyor.

Spelke dildeki bu ayrımlara rağmen İngiliz veya Koreli çocukların dildeki farklılıklardan bağımsız olarak nesneleri düşünebileceklerini ifade etmiştir. Spelke ve meslektaşı Susan Hespos, 2004 yılında beş aylık bebeklerle bir çalışma yaparak elde ettikleri bulguları, dilin ana dil tarafından dikkate alınmayan düşünce ayrımlarına duyarlılığı azalttığını göstermektedir. Spelke, “Şempanzeler ve maymunlar nesneler hakkında benzer beklentiler gösterdiklerinden, diller muhtemelen insanlar yapmadan önce gelişen kavramlar üzerine kuruludur” diyor ve düşüncenin dilden önce geldiğini yani dili şekillendirenin düşünce olduğunu ifade ediyor. Kısacası Immanuel Kant’ın dediği gibi “bütün dil düşüncenin imlenmesidir”.

Spelke ve Hespos’un yaptığı çalışmaya göre “dil, kavramsal hayatı ne yaratır ne de çarpıtır, düşünce önce gelir, dil ise bir ifadedir” sonucu ortaya çıkıyor ancak bu sonuçlar tartışma için somut bir cevap vermiyor. Aklımızdaki “acaba konuşmayı öğrenmeden önce mi düşünmeyi öğreniyoruz, yoksa söz konusu olan tam tersi mi?” sorusuna bir de Sapir- Whorf dilsel görelilik teorisi açısından bakalım.

Dil Düşünceyi Şekillendiriyor

Birbirimizle dil sayesinde iletişim kuruyoruz. Diller sembolizmle dolayısıyla kavramsal düşünceyle ve yaratıcılıkla ilişkilidir. Diğer bir ifadeyle diller bizi tüm hayvanlar arasında en uyumlu hale getiriyor ve bizi insan olarak tanımlayan sanat, bilim ve felsefe gibi son derece soyut arayışlarda bulunmamızı sağlıyor. Dahası, dil biz insanları doğadaki diğer canlılardan ayıran soyut düşünme yeteneğiyle doğrudan ilişkilidir.

Benjamin Lee Whorf ve Edward Sapir dilin düşünce şeklimizi ve dünyaya yönelik algımızı şekillendirdiğine dair öne sürdükleri teoriye dilsel görelilik teorisi denir. Ancak Sapir ve Whorf bu teorisi öne sürdüklerinde pek fazla kanıt yoktu. 2011 yılında, Stanford Üniversitesinden araştırmacı Lera Boroditsky’nin laboratuvarında yaptığı çalışma “dil, düşünce şeklimize yön veriyor mu?” sorusunu yanıtlıyor, hatta ana dil kavramının zaman ve uzaydaki konumun algı şeklini de şekillendireceğini iddia ediyor.

Boroditsky araştırması sırasında Avustralya’da bir Aborjin yerli topluluğu Kuuk Thaayorre insanlarıyla çalışma fırsatı elde ettiğini ve bu insanların sağ/sol- ön/arka yerine bir nesnenin konumunu tarif ederken doğu/batı- kuzey/güney coğrafi yönleri kullandıklarını söylüyor. Dildeki farklılığın yalnızca uzaydaki konum değil aynı zamanda, zaman kavramı üzerinde de etkili olduğunu vurguluyor ve örnek veriyor:

“Örneğin ana dili İngilizce ya da bizler gibi Türkçe olan bir gruptan, farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları geçmişten günümüze doğru sıralaması istenirse sıralamayı soldan sağa doğru yapacaktır. Ana dili Arapça ya da İbranice olan bir gruptan aynı görevi yerine getirmesi istenirse sıralamayı sağdan sola yapacağı görülecektir. Peki, bu sıralamayı sağ ve sol kavramlarını kullanmayan Kuuk Thaayorre insanlarından istesek nasıl yaparlardı? Cevap, bu insanları hangi yöne doğru oturduğuna göre değişiyor.”

Boroditsky, yaptığı araştırmayı destekleyen çalışmalar olduğunu söylüyor. Dilin düşünceyi şekillendirmesi konusunda çoğu dilde yer alan dilbilimsel cinsiyet özelliği iyi bir örnek teşkil ettiğini ekliyor.

Alman ve İspanyollara bir köprü resmi göstersek ve bu köprüyü betimlemelerini istersek farklı sonuçlar elde edeceğiz. Köprü kelimesi Almancada dişil, İspanyolcada eril olarak sınıflandırılıyor. Almanca konuşanlar köprüyü muhtemelen ”güzel” ve ”şık” gibi basmakalıp feminen sözcüklerle tarif ederlerken İspanyolca konuşanlar ise ”dayanıklı” ve ”uzun” gibi maskulen sözcükleri kullanır.”

Dil yaratıcılıkla ve soyut düşünceyle ilişkili olduğundan yapılan çalışmalardan da görebileceğiniz üzere birbirinden kesin olarak ayrılamaz. Ancak farklı dil konuşan insanların muhakeme yeteneğinin de farklı olduğu ortada. Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce hangisi, “bütün dil, düşüncenin imlenmesidir” diyen Kant mı yoksa “dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır” diyen Wittgenstein mı haklı?

Referanslar

  1. Benítez-Burraco, A. (2017). How the language we speak affects the way we think. 04.04.2020 tarihinde https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-biolinguistic-turn/201702/how-the-language-we-speak-affects-the-way-we-think adresinden erişim sağlanmıştır.
  2. Boroditsky, L. (2011). How language shapes thought. Scientific American, 304(2), 62–65. https://doi.org/10.1038/scientificamerican0211-62
  3. Burton, N. (2018). How the language you speak influences the way you think. 04.04.2020 tarihinde https://www.psychologytoday.com/us/blog/hide-and-seek/201808/how-the-language-you-speak-influences-the-way-you-think adresinden erişim sağlanmıştır.
  4. Cromie, W.J. (2004). Which comes first, language or thought? 02.04.2020 tarihinde https://news.harvard.edu/gazette/story/2004/07/harvard-gazette-which-comes-first-language-or-thought/ adresinden erişim sağlanmıştır.
  5. Gentner, D., Goldin-Meadow, S. (2003). Language in Mind: Advances in the Study of Language and Thought. Language in mind (p. 72-78).
  6. Hartshorne, J. (2009). Does language shape what we think? 03.04.2020 tarihinde https://www.scientificamerican.com/article/does-language-shape-what/ adresinden erişim sağlanmıştır.
  7. Holinger, P. C. (2015). Language. 02.04.2020 tarihinde https://www.psychologytoday.com/us/blog/great-kids-great-parents/201501/language adresinden erişim sağlanmıştır.
  8. Language deprivation experiments. 02.04.2020 tarihinde https://www.wikiwand.com/en/Language_deprivation_experiments adresinden erişim sağlanmıştır.
  9. Medieval sourcebook: salimbene: on frederick II, 13th century. 02.04.2020 tarihinde https://sourcebooks.fordham.edu/source/salimbene1.asp adresinden erişim sağlanmıştır.
  10. Nolen- Hoeksema, S., Fredrickson, B. L., Loftus, G.R., Wagenaar, W.A. (2015) Atkinson & hilgard psikolojiye giriş (3.baskı). Ankara: Arkadaş Yayınevi
  11. Özcan, B. (2019). 100 bebek bir odaya kapatılıp büyütülürse hangi dili konuşurlar? 02.04.2020 tarihinde http://barisozcan.com/100-bebek-bir-odaya-kapatilip-buyutulurse-hangi-dili-konusurlar/ adresinden erişim sağlanmıştır.
  12. Santrock, J. W. (2016) Yaşam boyu gelişim. (Çeviri ed: Yüksel, G., 13. Baskıdan çeviri). İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık.
  13. Vigliocco, G., Vinson, D. P., Paganelli, F., & Dworzynski, K. (2005). Grammatical Gender Effects on Cognition: Implications for Language Learning and Language Use. Journal of Experimental Psychology: General, 134(4), 501–520. doi:10.1037/0096-3445.134.4.501
  14. Winsham, W. (2017). Emperor frankenstein: the truth behind frederick II of sicily’s sadistic science experiments. 02.04.2020 tarihinde https://www.historyanswers.co.uk/kings-queens/emperor-frankenstein-the-truth-behind-frederick-ii-of-sicilys-sadistic-science-experiments/ adresinden erişim sağlanmıştır.

Bir cevap yazın