Video Oyunu Bağımlılığı Gerçek Mi?

Oyuncuların %10’u video oyunlarına bağımlılık geliştiriyor.

Çoğu ergen için video oyunları oynamak zevkli ve genellikle sosyal bir eğlence biçimidir. Video oyunları oynamak her ne kadar eğlenceli olsa da oyun oynamak için çok fazla zaman harcamanın olumsuz gelişimsel sonuçlarla ilişkili olduğu ve bir bağımlılık haline gelebileceği konusunda artan bir endişe vardır.

Son altı yıllık bir çalışma, şimdiye kadar video oyunu bağımlılığı üzerine yapılan en uzun çalışma, oyuncuların yaklaşık %90’ının, uzun vadede zararlı veya olumsuz sonuçlara neden olan bir şekilde oynamadığını saptadı. Bununla birlikte, kayda değer bir azınlık video oyunlarına gerçekten bağımlı hale gelebilir ve bunun sonucunda zihinsel, sosyal ve davranışsal olarak negatif sonuçlarla karşılaşabilir.

BYU aile hayatı profesörü ve araştırma baş yazarı Sarah Coyne, “Bu özel çalışmanın amacı, video oyunları ile belirli bir ilişkiye sahip olmanın uzun vadeli etkisine ve zaman içinde bir kişiye ne yaptığına bakmaktır. Bu etkileri görebilmek içinse, ergenlikten erken yetişkinliğe kadar altı yıl boyunca patolojik düzeyde video oyunu oynamanın yörüngelerini inceledik ” dedi.

Patolojik video oyunu oynamak, oyunlar için harcanan aşırı zaman, oyundan ayrılma zorluğu ve oyun nedeniyle sağlıklı işleyişte bozulma ile karakterizedir.

Oyuncuların sadece %10’u patolojik bir şekilde video oyunu oynama kategorisine giriyor. Patolojik olmayan grupla karşılaştırıldığında, çalışmadaki genç yetişkinlerde ortaya çıkan depresyon, saldırganlık, utangaçlık, sorunlu cep telefonu kullanımı ve endişe düzeyleri daha yüksekti. Bu verilerin başlangıçta tüm katılımcılar için aynı olup daha sonra bu şekilde ilerlemesi, video oyunlarının bu olumsuz sonuçların geliştirilmesinde önemli olabileceğini düşündürmektedir.

Coyne, video oyunu bağımlılığına ilişkin öngörücüleri ve sonuçları ölçmek için 385 ergenin yetişkinliğe geçişini inceledi. Altı yıllık çalışma boyunca her katılımcı, yılda birden fazla anket tamamladı. Bu anketler depresyon, anksiyete, saldırganlık, suçluluk, empati, sosyal davranış, utangaçlık, duyusal reaktivite, finansal stres ve sorunlu cep telefonu kullanımını ölçtü.

Video oyunu bağımlılığı için iki temel belirleyici bulundu: erkek olmak ve düşük düzeyde sosyal davranış. Daha yüksek seviyelerde prososyal davranışlara veya başka bir kişiye fayda sağlamaya yönelik gönüllü davranışlara sahip olmak, bağımlılık semptomlarına karşı koruyucu bir faktör olma eğilimindedir.

Coyne, öngörücülerin yanı sıra, video oyunu kullanımının üç ayrı yörüngesini buldu. Ergenlerin %72’si, altı yıllık veri toplama sürecinde, bağımlılık belirtileri noktasında nispeten düşüktü. Ergenlerin bir başka %18’i zaman içinde değişmeyen orta dereceli semptomlarla başladı ve ergenlerin sadece %10’u çalışma boyunca artan patolojik oyun oynama semptomları gösterdi.

Sonuçlar, oyuncuların yaklaşık %90’ının, video oyunlarını bireyin hayatına işlevsiz veya zararlı bir şekilde oynamamasına rağmen, video oyunlarına gerçekten bağımlı olan ve zamanla bağımlılık belirtilerini deneyimleyen ciddi bir azınlık olduğunu göstermektedir.

Bu bulgular aynı zamanda ebeveynlerinin bodrum katında yaşayan, video oyunlarına takıntılı oldukları için kendilerini finansal olarak destekleyemeyen veya iş bulamayan video oyunları oyuncusu profili klişesine karşı çıkıyor. En azından yirmili yaşlarının başlarında, patolojik seviyede video oyunu kullanıcıları, bağımlı olmayan oyuncular kadar finansal olarak istikrarlı ve ileriye dönük hareket ediyor gibi görünüyor.

“Gerçekten video oyunları hakkında bazı şeylerin harika olduğunu düşünüyorum. Önemli olan onları sağlıklı şekillerde kullanmak ve patolojik seviyelere sürüklenmemek” dedi Coyne.

Çeviri: Zeynep Aydın

Kaynak: Neuroscience News

Bir cevap yazın