Mükemmel çift: Romantik aşkta nöral ve genetik etkenler

Eğer önceden evlilik yaptıysanız, “Evet” demenin ve eşinizle bir hayata başlamanın neşesini biliyorsunuzdur.Batı tarzı,romantik aşk.Bu durumu sıklıkla kalplerin ve zihinlerin birleştiği bir “kimya”ya atfederiz. Kaliforniya Üniversitesi’nde çığır açan bir araştırma, olayın perde arkasına ışık tutuyor.

İlk kez, araştırmacılar yeni evlilerde romantik aşktaki sinirsel ve genetik bağlantıları araştırdılar. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ve 19 yeni evlili çiftin genetik analizini kullanan Bianca Acevedo ve ekip arkadaşları, “romantik aşkın sürdürülmesi, üreme ve uzun süreli bağlanma için temel ödül devresi, karmaşık bilişsel süreçler ve genetik faktörler içeren geniş bir memeli stratejisinin bir parçası” olduğunu gösterdi. Kısacası, dopamin ve bir dizi genetik mutasyon süreçleri sayesinde başarılı bir evliliği ve aile birimini sürdürmek için romantik aşkla sıkı bir bağ kurduk.

Kaliforniya Üniversitesi Psikoloji ve Beyin Bilimleri Bölümü’nün araştırmacısı Acevedo “Bu, romantik aşkın sürdürülmesinin altındaki nöral ve genetik ilişkileri inceleyen ilk çalışma” dedi.

“Çalışma, sevginin sürdürülmesinin sadece subkortikal bölgelerin aktivasyonu ile değil, aynı zamanda beynin daha üst düzey merkezleriyle de ilişkili olduğunu gösterdi” dedi. “Ayrıca, ilk kez romantik aşkı sürdürme eğiliminin genetik değişkenlikten etkilenebileceğine dair kanıtlar sunuyoruz. Spesifik olarak, incelediğimiz genler sadakat ve cinsel davranışlar; güven, göze çarpan ve bağlılık gibi sosyal davranışlarla alakalı”

Araştırmacılar, romantik sevginin, eş bulma ve korumaya yönelik memeli dürtüsünün gelişmiş bir biçimi olduğu hipotezini test etmek için,11 kadın ve sekiz erkekten oluşan çalışma grubu üyelerinin beyninin fMRI taramalarını gerçekleştirdi.Katılımcılara eşlerinin ve iyi tanıdıkları tarafsız bir tanıdıklarının fotoğrafları gösterildi.

Her seansın başlangıcında, deneklere, yüzü gösterilen kişiyle cinsel olmayan olayları hatırlamaları söylendi. Hala görüntüleyicidelerken, katılımcılar uyarılan duyguların hedef görüntüye karşılık geldiğini doğrulamak için ruh hallerini derecelendirdiler.

Katılımcılar evlilik zamanı ve evlilikten bir yıl sonra olmak üzere iki kez test edildi.

Ek olarak, tarla fareleri gibi insan olmayan memelilerden bağlanma ile ilişkili vazopressin, oksitosin ve dopamin genlerinin test edilmesi için tükürük örnekleri sağladılar.

Acevedo, “Bulgularımız, dopamin ödül sisteminin romantik aşka dahil olduğuna dair sağlam kanıtlar gösterdi” dedi.

Bazı romantikler için, sevgi ve bağlılık durumlarını klinik olarak incelemek biraz katı gelebilir. Ancak Acevedo, romantizm ve aidiyet hissiyatının sadece beyin aktiviteleri ve gen mutasyonlarından ibaret olduğunu söylüyor.

“Beyinde,” diye devam eden Acevedo, “insanlara partnerinin gülümseyen görüntüleri gösterildiğinde ve partnere harika bir şey olduğu söylendiğinde bu, artan ödül aktivasyonu olarak gözlemleniyor. İnsanlar bunu sezgisel olarak biliyor. Romantizmin tercih edilen bir eş bulmak ve bağlanmak için uzun bir yol kat ettiğini biliyorlar. Bu nedenle, tanışma sitelerinden, iç çamaşırına, Hallmark kartlarına, çikolata ve elmas yüzüklere kadar milyarlarca dolarlık bir endüstri kuruldu. ” diye bitiriyor.

Çeviri: Burak Ateş

Kaynak: Neuroscience News

Bir cevap yazın