Akut Stres Korkuların Yayılmasını Yavaşlatabilir

Konstanz Üniversitesi’nden yeni psikoloji araştırması, stresin riskli bilgilerle başa çıkma şeklimizi değiştirdiğini ortaya koyuyor. Sonuçlar,  küresel kriz gibi stresli olayların, sağlık riskleriyle ilgili bilgilerin ve yanlış bilgilerin sosyal ağlarda nasıl yayıldığına nasıl etkileyebileceğine ışık tutuyor.

Konstanz Üniversitesi’nde sosyal psikoloji Profesörü Wolfgang Gaissmaier, ” Küresel koronavirüs krizi ve sonrasında yayılan yanlış bilgilendirme salgını, insanların stresli zamanlarda sağlık riskleri hakkında nasıl bilgi işlediğini ve paylaştığını anlamanın öneminin altını çiziyor. Sonuçlarımız, çeşitli endokrin stres, öznel stres, risk algısı ve bilgi paylaşımının iç içe geçtiği karmaşık bir ağı ortaya çıkardı ” diyor.

Bilimsel Raporlar dergisinde yer alan çalışma, Konstanz Üniversitesi’ndeki DFG mükemmellik kümesinden “Kolektif Davranış  Çalışma Merkezi ” nden psikologları bir araya getiriyor: Risk dinamikleri uzmanı Gaissmaier ve stresin beyindeki etkilerini inceleyen Profesör Jens Pruessner. Ayrıca çalışma, çalışmanın ilk yazarı olan Nathalie Popovic ve Konstanz Üniversitesi’nde eski bir lisans öğrencisi, aynı zamanda Konstanz yüksek lisans öğrencisi Ulrike Bentele ve Berlin’deki Max Planck insani gelişim Enstitüsü’nden Mehdi Moussaid’i de içeriyor.

Hiper bağlantılı dünyamızda, bilgi kişiden kişiye hızla akar. COVİD-19 salgını, sağlığımız için tehlikeler gibi risk bilgilerinin sosyal ağlar aracılığıyla nasıl yayılabileceğini ve insanların tehdit algısını nasıl etkileyebileceğini ve halk sağlığı çabalarına ciddi yansımaları olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, stresin bunu etkileyip etkilemediği hiç çalışılmamıştır.

Konstanz Üniversitesi Akademik Öğretim Hastanesi olan Reichenau Psikiyatri Merkezi’nde çalışan klinik Nöropsikoloji Profesörü Pruessner , “Normal zamanlarda bile ve özellikle mevcut sağlık salgını sırasında sık sık akut stres altında olduğumuz için, sadece ayık zihinlerin bu tür bilgileri nasıl işlediğini ve sosyal ağlarında nasıl paylaştığını anlamak değil, aynı zamanda stresli zihinlerin nasıl olduğunu da anlamak son derece alakalı görünüyor ” diyor.

Bunu yapmak için, araştırmacılar katılımcılara tartışmalı bir kimyasal madde hakkında makaleler okudular, daha sonra makaleleri okumadan önce ve sonra maddenin risk algısını bildirdiler ve başkalarına hangi bilgileri aktaracaklarını söylediler. Bu da bir izleyici önünde halka açık konuşma ve zihinsel aritmetik içerirken, bu görevden hemen önce grubun yarısı akut sosyal strese maruz kaldı, diğer yarısı bir kontrol görevini tamamladı.

Sonuçlar, stresli bir olay yaşamanın risk bilgilerini nasıl işlediğimizi ve paylaştığımızı büyük ölçüde değiştirdiğini gösterdi. Stresli katılımcılar makalelerden daha az etkilendi ve ilgili bilgileri önemli ölçüde daha küçük bir dereceye kadar paylaşmayı seçti. Özellikle, riskin bu sönümlenmiş amplifikasyonu, endokrin düzeyinde bir stres tepkisini gösteren yüksek kortizol seviyelerinin doğrudan bir işleviydi. Buna karşılık, öznel stres duygularını bildiren katılımcılar daha yüksek endişe ve daha endişe verici risk iletişimi gösterdiler.

Sonuçlar, stresli bir olay yaşamanın risk bilgilerini nasıl işlediğimizi ve paylaştığımızı büyük ölçüde değiştirdiğini gösterdi.

Popovic, ” Bir yandan, endokrin stres reaksiyonu, risk bilgileri sosyal bağlamlarda değiştirildiğinde riskleri küçümsemeye katkıda bulunurken, stresli hissetmek riskleri abartmaya katkıda bulunabilir ve her iki etki de zararlı olabilir. Riskleri hafife almak, riskli sürüş veya güvenli olmayan seks yapmak gibi tedbirsiz eylemleri artırabilir. Riskleri aşırı tahmin etmek gereksiz kaygılara ve aşı olmamak gibi tehlikeli davranışlara yol açabilir ” diyor.

Stresin risk algısının sosyal dinamikleri üzerindeki farklı etkilerini ortaya koyan Konstanz çalışması, bu tür çalışmaların sadece bir bireyden değil, aynı zamanda bir politika perspektifinden de önemine ışık tutmaktadır. Gaissmaier, ”Devam eden covid-19 pandemisine geri dönersek, sadece virolojisini ve epidemiyolojisini değil, aynı zamanda virüs hakkında nasıl hissettiğimizi ve düşündüğümüzü belirleyen psikolojik mekanizmaları ve bu duygu ve düşünceleri sosyal ağlarımızda nasıl yaydığımızı da belirtmektedir ” diyor.

Çeviri: Gülsüm Tangız

Kaynak: Neuroscience News

Bir cevap yazın