Hiper Beyin, Hiper Vücut: Yüksek IQ puanının getirdiği sorunlar

Intelligence dergisindeki yeni bir çalışma, çok zeki insanların normal zeka düzeyindeki insanlara kıyasla çeşitli psikolojik ve fizyolojik bozukluklardan muzdarip olma riskine  daha fazla sahip olduğunu gösteriyor.

Çalışmanın baş yazarı Ruth Karpinski, bulguların hem  zeka üzerine çalışmalar hem de çevreden gelen strese yönelik yaratılan yanıtların beyin ve bağışıklık sistemi arasındaki iletişimi nasıl etkilediğini inceleyen psikonöroimmunoloji alanı için önemli etkileri olduğunu söylüyor. “Bulgularımız önemli, çünkü bu bireylerin önemli bir kısmı benzersiz duygusal ve fiziksel aşırı duyarlılıkları nedeniyle günlük olarak acı çekmektedir. Bilimsel topluluğun yüksek IQ’yu bu düzensizliklerde rol oynayabilecek mekanizmalar sistemi içinde merkez olarak incelemesi önemlidir ”diyor.

Karpinski ve meslektaşları hiper beyin / hiper beden entegrasyonu teorisini geliştirdiler. Bilişsel yeteneği yüksek olan bireylerin çevrelerine aşırı derecede duygusal ve davranışsal bir tepki verdiğini ileri sürer. Kısmen, çevrelerine olan bu artan farkındalıkları nedeniyle, yüksek IQ’lu insanlar aşırı derecede uyarılan,  hiper-reaktif merkezi sinir sistemini deneyimleme eğilimindedir.

Dr. Nicole Tetreault  “Çok küçük hakaretler bile, daha sonra hiper vücut tepkisini aktive eden düşük seviyeli kronik stres tepkisini tetikleyebilir. Sempatik sinir sistemi kronik olarak aktive olduğunda, kendini hem vücutta hem de beyinde  davranış değiştiren, ruh hali ve işleyişte bir dizi bağışıklık değişikliğini tetikleyen sürekli bir savaş, kaç veya don(fight, flight, or freeze)durumunda bulur. ”şeklinde açıklıyor.

Önermelerini araştırmak için Karpinski ve meslektaşları, belgelenmiş IQ puanları 130 veya daha fazla olan Amerikan Mensa, Ltd.’nin 3.715 üyesini araştırdı. Her birinden hem teşhis edilmiş hem de şüpheli duygudurum ve anksiyete bozuklukları, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), otizm spektrum bozukluğu (OSB),otoimmün hastalık, çevre ve gıda alerjilerini içeren fizyolojik hastalıklar ve astım hakkındaki deneyimlerini bildirmeleri istenmiştir.Ekip, anket verilerini her hastalık veya bozukluk için istatistiksel ulusal ortalama ile karşılaştırdı.

“Yüksek zeka bu hastalıklar ve bozukluklar için bir risk faktörü olmasaydı, iki grup arasında benzer bir yaygınlık oranı görecektik” diye açıklıyor Audrey Kinase Kolb. “Ancak, bu çalışmada Mensa nüfusu genel olarak çok daha yüksek oranlara sahipti. Örneğin, ABD’nin % 10’undan biraz fazlasında teşhis edilen anksiyete bozukluğu, buna karşılık Mensa üyeleri  için % 20’dir. Bu koşullarda, yüksek bir zekaya sahip olmak, ortalama bir Amerikalıya kıyasla tanı alma şansının 2 ila 4 katına sahip olmak şeklinde yorumlanabilir”.

Karpinski ; “Yüksek IQ’lu olanlar, aynı anda hem dikkat çekici hem de birçok zaman engel teşkil edici şekilde benzersiz yoğunluklara ve aşırı hassasiyetlere sahiptir.” diyor.

Önceki çalışmaların, yüksek zekanın kalp hastalığı, inme, sigarayla ilişkili kanserler, solunum hastalığı ve bunama gibi birçok sağlık sonucu için koruyucu bir faktör olduğunu göstermesi şaşırtıcıdır.Ancak, bu bozukluklar ve durumlar bağışıklık düzensizliğine özgü değildir. Ek olarak, bu çalışmalar  popülasyonlarındaki insanların IQ’daki artışlarına baktı, ancak örneklemlerine üstün zekalı olan katılımcıları dahil etmediler.

“İncelenen koşulların birçoğunun tezahür edebilmeleri için genetik ve çevrenin bir kombinasyonu olması gerektiğini biliyoruz,” diyor Karpinski. “Bu çalışmanın sonuçları hiper beyin / hiper beden teorimizi desteklemektedir ve gelecekteki çalışmalarda  yüksek zekanın potansiyel bir psiko-immünolojik bulmacanın parçası olarak görülmesine yardımcı olabilir.”                                                                                                                                 

 Çeviri: Burak Ateş 

Kaynak: Neuroscience News

Bir cevap yazın