Karantinanın Psikolojik Etkileri Nasıl Yönetilir?

İlk teyit edilen koronavirüs vakası Çin’de 17 Kasım 2019’da ortaya çıktı. Aralık ayı sonunda Çinli doktorlar WeChat’de alarm veriyorlardı. Ancak Çin hükümeti virüsle ilgili bilgilerin dışarı çıkmasını engellemeye çalıştı ve sohbete katılan doktorları tutukladı (doktorlar daha sonra beraat ettiler). Çin’deki insanlar koronavirüs tehlikesinden habersiz olağan faaliyetlerine devam ettiler.

Arkaplan: Çin’de Karantina

Çin Hastalık Kontrol Merkezi’nin virüsün insanlar arasında bulaşabileceğini onaylaması iki ay sürdü. 22 Ocak’ta Çin hükümeti, olağanüstü hal ilan edip, salgının merkezi olarak görülen Hubei bölgesindeki Wuhan’ın, giriş ve çıkış ulaşım ağını askıya aldı.28 Ocak’a kadar Hubei bölgesinin tamamı karantina altına alındı.

Sonunda Çin hükümeti, kararlarını uygulayabilmek için otoriter güçlerini kullanarak gitgide daha katı önlemler aldı.Bu önlemler işe yaradı. Şubat ayı ortasına kadar Çin’deki vakaların eğrisi düzleşmeye başlamıştı (dünyanın geri kalanındaki vakaların sayısı artmaya devam ediyor ve şimdilerde Çin’deki durumu dahi aşıyor).

ABD’de Karantina: Çin Modeli Değil

Batı dünyasındaki siyasi koşullar Çin’deki kadar ağır olmasada çok sayıda insan için uzun bir karantina dönemi olabileceğine dair ciddi bir olasılık var. Özellikle yaşlı insanlar başta olmak üzere, bazı insanlar şimdiden kendi kendilerini karantinaya aldılar.Birçok bakım evi, korunmasız kitlesini koruyabilmek için tesislerini kilitledi. Okullar ve üniversiteler kapılarını kapattı, spor etkinlikleri iptal edildi, restoranlar ve tiyatrolar kapatıldı. Sonuç olarak, insanlar evleriyle sınırlı olduğu için,şu an birçok insan gönüllü olarak kendini sınırlandırıyor, ekonomik faaliyet önemli ölçüde yavaşlamıştır.

Ocak ayı sonunda hükümet Çin’den geri dönen insanları 14 günlük zorunlu karantina koymaya başladı. Enfekte bir kişiyle temasa geçen insanların kendi kendilerini karantina altına almaları gerekiyordu. Ancak ABD’nin birçok yerinde ve diğer ülkelerde işler hızla zorlaştı. 17 Mart itibariyle, California valisi eyalet çapında bir karantina ilan etti. Batı dünyasının bazı bölgelerinde karantina zorla sürdürüldü.

Son zamanlarda Fransa, ülke çapında askeri tarzda karantina uygulamak için 100.000 polis memuru görevlendirdi. Şüphesiz insanlar kendilerini tükenmiş hissediyorlar. Soru şu ki, bununla nasıl başa çıkıyorlar?

Psikoloji, Karantina ve Sonuçları

Sosyal medya, birçok insan için karantina etkilerini hafifletebilse de fiziksel alandaki insan etkileşiminin yerini alamaz. Küçük bir alanda sınırlı kalmak, örneğin enfekte bir kişinin evde bir odada kendisini ailesinden izole etmesi, enfekte olma veya başka insanlara hastalık bulaştırma olasılığı hatta bu durumun finansal sonuçları değerlendirildiğinde elinizde gerçek bir psikolojik stres için tarif oluşuyor. Karantinanın psikolojik etkilerini inceleyen bir raporda, karantinada kalan canlılar ile yapılan çalışmaların çoğunda, canlılarda karantina bitiminden üç yıl sonra bile devam edebilen kafa karışıklığı, öfke ve travma sonrası stres belirtileri gibi etkilerin gözlemlendiği bildirilmektedir.

Kanada’dan yapılan bir araştırma, 2003 SARS salgını sırasındaki karantinanın psikolojik etkilerini inceledi. Karantina süresi ortalama 10 gündü. Psikolojik sıkıntı belirtileri yüksek oranda bulundu. Katılımcıların yüzde 29’u travma sonrası stres, yüzde 31’i de depresyon belirtileri bildirmiştir.Bu çalışmaya katılanlar bir izolasyon duygusu tanımlamışlar ve özellikle aile üyeleriyle sosyal ve fiziksel temas eksikliğinden etkilenmişlerdir.

Evde diğer aile üyeleriyle karantinada olmak bir nimet veya lanet olabilir.Bu durum ailelerin bir araya gelip bağlarını güçlendirmeleri için bir fırsat. Fakat sürekli istemeden birlikte olmak ilişkiler üzerinde büyük bir stres yaratabilir. Küçük çocuklar neredeyse her zaman anne ve baba ile birlikte olma fırsatından çok memnun olabilirler; ergenler ise daha az hevesli olabilir ve gerginlikler ortaya çıkabilir.

Zihinsel Olarak Savunmasız, Yaşlı, Hastaneye Yatırılmış

Karantina sırasında ve sonrasında psikolojik sıkıntı çekmeye yatkın olanlar, özellikle psikiyatrik hastalık geçmişi olan kişilerdir.

Bir kişi zaten kaygıdan mustaripse, zorunlu karantina ile ortaya çıkan çaresizlik ve kontrol eksikliği duygusu kaygıyı şiddetlendirebilir. Klostrofobik insanlar için, küçük bir alanla sınırlı olmak son derece stresli olabilir. İntihar düşüncesi olan insanlar bu koşullar altında özellikle risk altında olabilir.

Bir diğer savunmasız grup, evleriyle veya tesislerle sınırlı olan, önlenmediği takdirde enfeksiyonun kolayca yayılabileceği yaşlılardır. Yaşlı insanların ölüm riski daha fazla olduğundan karantinaları daha eksiksiz olmalıdır. Ve çoğu zaman başkalarına bağımlı olduklarından, artan çaresizlikleri kaygı ve depresyonun artmasına neden olabilir.

Ayrıca, koronavirüs nedeniyle veya başka nedenlerden dolayı hastanelerde kapalı olan insanlar, hastaneler zaten ziyaretçilere kısıtlamalar getirdiğinden kendilerini ailelerinden ve arkadaşlarından soyutlanmış hissedebilirler.

Karantina Etkilerinin Azaltılması

Araştırmalar, insanların hastalığın doğası ve karantinanın yararları hakkında bilgilendirildiklerinde, karantinayı daha iyi tolere ettiklerini ve uyumlarının arttığını gösteriyor. İnsanları ikna ederek ve bilgi sunarak karantinaya katılmalarını kabul ettirmek, onları zorlamaktan çok daha iyidir. Bu onların etken duygularını arttırır ve kendi koşullarında aktif katılımcılar olduklarında çaresizlik duygusunu azaltır. Bu önemli bir psikolojik kavramdır. 

İnsanları karantinayı bozmanın sonuçları hakkında bilgilendirmek ve izolasyonun aslında hayat kurtarabileceğini ve topluluğa nasıl fayda sağlayabileceğini açıklamak, karantinayı korkutucu bir sıkıntıdan, gerçekten anlamlı bir özgecilik eylemine dönüştürebilir- muazzam baskılar karşısında bir tür kendi kaderini tayin hakkı.

  • En savunmasız olanları terk etmemek çok önemlidir. Akıl hastalığı olan insanların, gerekirse tele-tıp ile terapistlere ve ilaçlara erişmesi gerekir. Ruh sağlığı profesyonelleri, toplum ve aile üyeleri, izolasyonun bakım altındaki veya toplum içindeki insanlara sunduğu zorlukların farkında olmalı ve sık sık kontrol etmelidir.
  • Yalnız yaşayan yaşlılar ile sık sık temasa geçilmeli ve güven duymaları sağlanırken, aynı zamanda zayıf bağışıklık sistemleri göz önüne alındığında, virüse maruz kalmadıklarından emin olunmalıdır. Etrafta aile üyeleri yoksa, bu durum topluluğun sorumluluğu haline gelir.
  • Huzurevlerinde veya hastanelerde bulunanlar, anlayabildikleri ve etkileşime girebildikleri sürece, onlara bakan kişilere hala erişebilirler. Telefon, mesaj, e-posta, hatta postalanan mektuplar bile fark yaratabilir. Ulaşma eylemi söylenmesi gereken her şeyden daha önemlidir. İzole olan hastaların hala önemli olduklarını bilmeleri gerekir.

Sonuç Olarak;

Tüm dünyaya yayılan koronavirüs ile büyük bir epidemiyolojik krizle karşı karşıyayız. Karantinanın enfeksiyon eğrisini düzleştirdiği ve daha iyi sağlık ve sonuçlarına olanak verdiği bulunmuştur.

Karantina, epidemiyolojik açıdan gerekli olmakla birlikte, dahil olan herkesin refahı üzerinde etkilere sahiptir. Toplumumuzdaki savunmasız insanların bu zor zamanı atlatmalarına yardımcı olmak toplumun sorumluluğundadır.

Çeviri: Nazlı Can Aydın

Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın