Salgınlarda İnsanların “Sağlık Davranışlarını” Benimsemelerinin 11 Nedeni

Ve insanların bu davranışlara uyumlarının nasıl artırılacağı.

Şu anda, dünya kutuplaşmış görünüyor. Bazı insanlar kendilerini, onlara haftalarca yetecek kadar yiyecek ve erzakla birlikte evlerine kilitlerken, diğerleri arkadaşlarıyla beraber sahillerde partiler düzenliyor. Neden bazı insanlar salgın sırasında koruyucu davranışları takip ederken diğerleri onlara karşı koyuyor?

İnsanların 2009’daki domuz gribi (H1N1) salgını ve 2002’deki SARS salgını sırasındaki davranışları bize bazı ipuçları verebilir. Daha yeni olan domuz gribi dünyadaki insanların büyük bir oran olan % 20’sini enfekte etti. Ölüm oranı % 0.02 olarak oldukça düşüktü ve sonuçta COVID-19’dan beklediğimizden çok daha az yıkıma yol açtı. Bu arada, ölümcül SARS virüsü enfekte ettiklerinin yaklaşık % 10’unu öldürdü, bu sayede daha kolay zaptedilmesini ve sonuçta daha az yıkıcı olmasını sağladı. Virüsler arasındaki farklılıklara rağmen, önleyici davranışlar (el yıkama, yüzeyleri dezenfekte etme, aşılama), kaçınma davranışları (kalabalık alanlardan kaçınma, karantinalara uyma) ve baş etme/ yönetme davranışları (reçeteli ilaçlar almak, bir doktora görünmek) gibi davranışları kapsayan benzer biçimde koruyucu davranışlar önerilmişti. Bish ve Michie (2010), önceki salgınlar sırasında üç tür koruyucu davranışla ilgili 26 makaleyi gözden geçirerek, bu sağlık davranışlarının 11 öngörücüsünü tanımladılar:

  1. Daha Yaşlı Olmak (Bazen…)

Şu anda hemen hemen tüm yaşlı insanların dışarıda olduğuna dair anekdotlara rağmen, araştırmacılar, yaşlı insanların genellikle koruyucu davranışlarda bulunma olasılığının daha fazla olduğunu keşfetti. Ancak bu, kültürden kültüre ve zamana göre değişebilen bir durum.

Singapur ve Hong Kong’da, 2002 SARS salgını sırasında, yaşlı bireyler, muhtemelen hastalığa karşı duyarlılık hissinin artması nedeniyle, önleyici davranışlara yüksek katılım gösterdiklerini bildirmiştir. Ancak daha sonra 2009 yılındaki domuz gribi salgınında, ergenlerin ve gençlerin (18-24 yaş), belki de sahip oldukları ve diğerlerinden daha fazla olan öz yeterliliklerinden dolayı önleyici davranışlarda bulunma eğilimleri yaşlılardan daha fazlaydı. Aynı zamanda eğitimli olmanın da bir rolü olduğu söylenebilir. Avustralya gibi bazı ülkelerde ise koruyucu davranışlar sergilemekle yaş arasında bir ilişki bulunamadı.

  2. Kadın Olmak

Farklı uluslar arasında (Hong Kong, Singapur, Avustralya, İngiltere gibi) ve her iki salgın hastalık için de kadınlar erkeklerden daha fazla olarak koruyucu davranışlarda bulunma eğilimindeydi. Araştırmacılar cinsiyet farkının kadınların duyarlılık konusundaki daha geniş olan görüşleri ile alakalı olabileceğini öne sürüyor.

  3. Eğitimli Olmak

Daha eğitimli bireylerin genel olarak salgınlar sırasında koruyucu davranışlarda bulunma eğiliminde olmaları şaşırtıcı olmayabilir. Bununla birlikte, birkaç karşıt bulgu da mevcut. Örneğin, ABD’de daha düşük eğitim seviyesine sahip insanlar domuz gribine karşı aşı yaptırmaya daha istekliydi.

  4. Kaygılı Olmak

Kaygının birçok dezavantajı olduğu gibi avantajları da vardır. Daha kaygılı olan insanların salgınlar sırasında daha fazla koruyucu sağlık davranışları benimsemeleri daha olasıdır.

  5. Otoriteye Güven

Otoriteye güven, önemli bir faktördür. Hükümetlerinin mesajına güvenen insanların koruyucu davranışlara uyma olasılıkları daha yüksekti.

  6. Kişinin Duyarlı Olduğuna İnanmak

Araştırmacılar ayrıca sağlık inancı modelinin salgın sırasında insanların sağlık davranışlarını anlamada uygulanıp uygulanamayacağını araştırdı. Sağlık inancı modeline göre bir kişinin herhangi bir sağlık davranışıyla ilgilenip ilgilenmediği şu 4 faktörle bulunabilir: 1) hastalıktan algılanan tehdit (algılanan duyarlılık ve hastalığın ciddiyetinin algılanışı dahil olarak), 2) davranışın algılanan yararları ve engelleri, 3) öz yeterlik ve 4) “eyleme geçmek” veya bir kişiyi eyleme geçiren tanımlayıcı bir olay. Gerçekten de, çalışmalar algılanan duyarlılığın ya da kişinin hastalığa yakalanma olasılığına inancının koruyucu davranışları öngördüğünü göstermektedir.

  7. Hastalığın Ciddi Olduğuna İnanmak

Algılanan duyarlılık ve hastalığın algılanan ciddiyeti, algılanan tehdidi oluşturmak için bir araya gelir. Algılanan duyarlılık kişinin enfekte olabileceği inancını ifade ederken, algılanan ciddiyet kişinin hastalığa yakalanmasının sonuçları hakkındaki inancını ifade eder. Çalışmalar gösteriyor ki, SARS veya domuz gribinin ciddi olduğuna inananların gerçekten koruyucu davranışlarda bulunma olasılığı daha yüksekti.

  8. Sağlık Davranışlarının Yararlarına İnanmak

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, koruyucu davranışların etkinliğine inanan insanların bunları gerçekleştirme olasılığı daha yüksektir.

  9. Sağlık Davranışlarının Pahasının Daha Az  Olduğunun Algılanması

Teorik olarak, koruyucu sağlık davranışları karşısında daha az engel algılayan insanların bunları gerçekleştirme olasılıkları daha yüksek olmalıdır. Bish ve Michie (2010) bu alandaki araştırmaların az olduğunu bulmuşlardır. Ancak var olan araştırmalardan birkaçı, bu teoriyi destekler niteliktedir. Aşılardan ve ilaçlardan korkan insanlar aşı yaptırıp ilaç kullanmaya daha az istekliydi. Şu anda, sosyal mesafelerin ve karantinaların pahası özellikle dikkat çekicidir ve bu koruyucu uygulamalara kimin girip girmeyeceğini bize bildirmelidir.

  10. Daha Fazla Öz Yeterlik

Bir sağlık davranışı gerçekleştirmek için, öncelikle kişinin bunu yapabildiğini hissetmesi gerekir. Gerçekten de, öz-yeterlik koruyucu davranışlarla daha fazla uğraş ile bağlantılıdır. Bazı çalışmalarda, ergenlerin yetişkinlerden daha fazla öz-yeterlikleri olduğu bulunmuştur, bu da yaşın neden her zaman koruyucu davranışların doğrudan bir öngörücüsü olmadığını açıklar.

  11. Harekete Geçmek

Araştırmalar, potansiyel semptomlar yaşayan kişilerin “harekete geçmelerinin”, onların koruyucu davranışlarda bulunma olasılıklarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Maalesef COVID-19’da bu “harekete geçme”, ilk belirtilerini yaşayan bir kişi virüsü sayısız kişiye yaymış olabileceğinden, bu eylem ipucunun çok geç gelmesi muhtemeldir.

Sonuç olarak, yaşlıların (bazen), kadınların, eğitimli olanların, endişeli ve otorite figürlerine güvenenlerin salgın sırasında koruyucu davranışlarda bulunma olasılığı daha yüksektir. Buna ek olarak, sağlık inancı modeli, domuz gribi ve SARS salgınları sırasında yapılmış, davranışlar üzerine olan geçmişteki araştırmalar tarafından desteklenmektedir. COVID-19 ile, sağlık davranışları için tipik “harekete geçme işaretini” bekleyemeyiz (yani olası semptomların deneyimi, sevdiğimiz birinin tanı alması gibi). Bunu göz önünde bulundurarak, koruyucu davranışları teşvik etmek için hükümet yetkilileri, bölgedeki yüksek COVID-19 enfeksiyonu oranlarını geniş çapta tanıtmalı ve her yaştan insanın enfekte olabileceğini vurgulamalıdır. Öz-yeterliğin yokluğunda bireylerin refahı üzerinde olumsuz bir etkisi olabilmesine rağmen, hükümet, hastalığın sonuçlarını vurgulamayı da düşünmelidir. Bu yüzden, hükümet yetkilileri, belki de koruyucu davranışları modelleyerek ve topluma, sosyal mesafe koyduğumuz yerinde yaşamlarına nasıl güvenli bir şekilde devam edeceklerini göstererek, öz-yeterliği artırmanın bir yolunu bulmalıdır.

Ek olarak, yetkililer bu davranışların faydalarını halka vurgulamalı ve onlara bu faydaları mümkün olduğunca somut hale getirmelidir. Son olarak, yetkililer, halkla iletişimlerinde dürüstlük ve şeffaflık politikası benimseyerek güven inşa etmelidir. Şu anda COVID-19 etrafında oluşan birçok komplo teorisinde güvensizliğin etkilerini kolayca gözlemleyebiliriz.

Önemli olarak, araştırmacılar sağlık inanç modelinin duyguların rolünü dikkate almadığını belirtiyor. Kaygıdan arınmanın, bir salgın zamanında davranışlarımızın arkasındaki büyük bir itici güç olabileceğini öne sürüyorlar.

Bazı insanlar için kaygıdan arınma dürtüsü koruyucu davranışlarda artışla sonuçlanırken, aynı zamanda mantıksız ve oldukça zarar veren ve daha az çalışılan bir alanda yer alan davranışlarda artış görüyoruz. Bu rahatlama dürtüsü, büyük olasılıkla neden birçok insanın fazla miktarlarda tuvalet kağıdı satın almak için kalabalık depoların içine girmek konusunda doyumsuz bir istek duyduğunu açıklamaktadır; ki bu neredeyse hiç koruyucu bir davranış değildir. Gelecekte, her iki türden davranış da -akılcı ve mantıksız- planlanmalıdır.

Çeviri: Ekin Acıyiyen

Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın