Gönül Yarası Ve Acı

  Ağrı; kağıt kesiğinden ameliyata, dizimizin sıyrılmasından doğuma kadar birçoğumuzun yaşadığı evrensel bir deneyimdir. İster ayak serçe parmağımızı çarpmak, ister kemiğimizin kırılması olsun, herkesin fiziksel ağrı deneyimi olmuştur.

Bununla beraber, aylarca, hatta yıllarca beklediğimizden daha uzun süren bir ağrı türü olan kronik ağrı gittikçe yaygınlaşıyor. Yapılan son sayımlarda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 25 milyondan fazla yetişkinde kronik ağrı olduğu belirtildi. Ağrıyı tedavi etmenin ve acı çeken insanların kaybettiği verimliliğin bedelinin 635 milyar dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. Bilim insanları, akut ağrıların artmasının nasıl önleneceği ve kronik ağrılarla yaşayan insanlara nasıl daha iyi destek sunabileceklerini anlamak için çalışıyorlar.

Etiyoloji ve acının evrimine giden pek çok sokak vardır, bunlardan bazıları daha az keşfedilmiş olarak kalmıştır. Yeterince dikkat çekmemekle birlikte acıya giden yollardan biri de yakın ilişkilerimizdir ki bunlar potansiyel olarak değişikliğe yatkın olan acıyla ilişkilendirilir.

Araştırmacılar, aile ve yakın partnerliklerin ağrı üzerindeki etkilerini birkaç şekilde test ederken, çalışmaları yakın ilişkilerinin kalitesinin ağrının devamlılığını nasıl etkilediğini tespit etmeye yönelik düzenlenmiştir. Son veriler olumsuz aile ilişkilerine sahip olan kişilerin,-talepkar, eleştirel rahatsız edici olanlar- daha önce kronik ağrıları olmasa da 10 yıl içinde yeni bir kronik ağrı geliştirme riskinin arttığını göstermektedir. Ayrıca, olumsuz aile ilişkisine sahip olan insanların 10 yıldan fazla süren kronik ağrıya sahip olmaları daha olasıdır.

Öyleyse bu nasıl oluyor? Yakın bağlantılarımızın düşmanca veya güvenilmez olması muhtemel değil ve GÜM! Eklem yangısını deneyimliyoruz. Sosyal ağlarımızdaki sıkıntı ve fiziksel ağrımız arasındaki bağlantı bireysel duygusal gerginlik deneyimlerimiz gibi görünmektedir. Zaman içinde ne kadar çok stres hissedersek, vücudumuz gittikçe bu stresi kontrol etmekte zorlanacak ve istenmeyen şekillerde tepki verme olasılığımız artacaktır.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar ise bu bulguyu desteklemeye başladı. Başkalarıyla olumsuz karşılaşmaların daha kötü bir ruh haliyle, yani ağrıyla ilişkisi olduğu bulundu. Halihazırda kronik ağrısı olan insanlar için, depresyon ve anksiyete belirtileri, stresli aile ve yakın partner ilişkileri arasındaki ilişkiyi ve ağrının hayatımıza müdahalesinin yoğunluğunu açıklıyor izlenimini vermektedir.

Fakat bu dinamik aynı zamanda kronik ağrıdan mustarip olanlar için umut sağlıyor: Destekleyici, şefkatli ve anlayışlı yakın aile ilişkileri ile akut ağrının kronik ağrıya dönüşme şansının düşmesi birbirleriyle bağlantılıdır. Acı çekerken romantik partnerinizin yanınızda olması hatta bu partneri düşünmek bile) ağrıya karşı düşük tansiyon tepkisine neden olabilir. Araştırmalar, bize rahatsızlığın üstesinden gelebilmek için insan etkileşiminin faydalarını giderek daha fazla gösterdiğinden, insan etkileşiminin kronik ağrılar üzerindeki önemi artıyor. Laboratuvar çalışmaları gösteriyor ki, beyin görüntüleme yoluyla acının etkisinin güçlü olduğu görülse de romantik partnerimizin acısını dindirmek için daha fazla acıya katlanmak, bizim acıyla ilgili daha az hoşnutsuzluk duymamıza neden oluyor.

En önemlisi ise sosyal desteğin strese karşı korunmada oynadığı roldür. Sosyal destek, ağrı ile bağlantılı stresi farklı şekilde anlamamıza yardımcı olur ve ağrıya dönüşen stresle aktif olarak başa çıkmayı teşvik eder.

Son zamanlarda küçük kızım aşı yaptırırken enjeksiyondan kaynaklanan bir acı deneyimi yaşadı. Merhametli varlığımla korkusunu ve huzursuzluğunu hafifletmeyi umsam da onun “Bunu bana neden yapıyorsun?” tehditleri daha az etkili olduğumu ileri sürdü.

Fakat sonra onu tam olarak teselli edemediğimi anladım. Çünkü kaygısını doğrulamak yerine çevreden ipucu alarak, çok iyi niyetli hemşiremizin “İyi olacak!” davranışını kızımın “Her şey yoluna girmeyecek” demesine rağmen taklit ediyordum. Kızım yakın ilişkimizden faydalanmış olsa da genel olarak, şu andaki ağrısı ve acısı, müdahaleci bir yaklaşımla (İngilizcede hands-off) ile azalmayacaktı. Kendi kendine yapması için çok bunalmış (ayrıca çok genç) olduğundan daha derine inmem, fiziksel rahatlık sağlamam ve endişesini doğrulamam gerekiyordu. Fark yaratan destekleyici yakın ilişkilerin hem hafif hem de işlevselliğe yol açan acılarla baş etmek gücü vardır.

Sevdiklerinizle bağlantı kurmak veya ailenizle aranızı iyileştirmek için bir bahane arıyor olabilirsiniz. Veya kronik migren, ciddi bir yaralanma veya fibromiyalji (yumuşak doku romatizması) karşısında ümide ihtiyacınız olabilir. Her iki durumda da sosyal ilişkiler ve kronik ağrılar arasındaki bağları, enerjinizi oraya odaklamak için iyi bir neden olarak düşünün. Aynı zamanda yakın ilişkilerinizin kalitesini (veya tanıdıklarla düzenli olarak kurduğunuz olumsuz etkileşimleri!) ele almak, duygusal sorunlar için baş etme becerilerinizin yanı sıra ağrı tedavisi için de en etkili iyileşme yöntemi olabilir.

Ayrıca, destekleyici bağları yeni, akut ağrının tedavisine erken dahil etmek de yararlı olabilir. Onaylanmış ve umursanmış hissettiren iyileşmenin etkisi, duyguları bastırmanın olumsuz etkilerini önleyebilir. Başka bir deyişle, yaşamınızın her iki boyutunda (ilişkisel veya fiziksel) ağrıyı iyileştirmek, sıkıntıyı yatıştırmak ve desteği maksimize etmek ile güçlü bir şekilde yardımcı olabilir. 

 

Çeviri: Müge Ayşe Öztürk & Kutlay Usta 
Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın