Nostalji Psikolojisi

Yeni çalışmalar geçmişteki anılarımızı neden anlatıp durduğumuzu gösteriyor.

Cats Müzikali’nin “Hafıza” şarkısı, geçmişteki ihtişamlı günleri melankolik bir şekilde anımsatan, zamanımızın en popüler gösteri ezgilerinden biridir:

“ …Hafıza,

Ay ışığında bir başına,

Gülebilirim şimdi, güzel olduğum eski günlere,

Hatırlıyorum, mutluluğun ne olduğunu bildiğim zamanları.

Bırak anılar yeniden yaşansın.

…”

Başlığa rağmen, bu gerçekten, şu anda sürdürdüğümüz hayattan daha iyi bir geçmiş deneyimi hatırladığımızda yaşadığımız acı tatlı duygu- nostalji- ile ilgili bir şarkı.

Son on yılda, nostalji psikolojisi üzerine küçük bir literatür gelişti. Dikkat çekici bir şekilde, “Hafıza” şarkısının sözleri, deneysel ve gözlemsel çalışmaların ortaya çıkardığı nostaljinin doğasını mükemmel bir şekilde tanımlamaktadır. Araştırmalar, özellikle, insanların ruh hallerini ve özgüvenlerini yükseltmek için kendilerini kötü hissettiklerinde nostaljik hayallerle meşgul olduklarını göstermektedir.

Deneysel kanıtlar, nostaljinin çoğunlukla olumlu bir duygu olarak deneyimlendiğini göstermektedir. Kişinin ruh halini ve hayattaki anlam duygusunu artırma etkisi vardır. Ayrıca gelecek için benlik saygısı ve iyimserlik yaratır. Bununla birlikte, Southern California Üniversitesinden psikolog David Newman ve meslektaşları, bu etkilerin nostaljinin gerçek doğasından ziyade deneysel düzene bağlı olabileceğini savunuyorlar.

Tipik bir laboratuvar çalışmasında, araştırma katılımcılarından önce olumlu kişisel bir anıyı hatırlamaları istenir. Genellikle bilgi istemleri “hayatınızın en mutlu ya da en unutulmaz olayı” gibi ifadeleri içerir. Daha sonra katılımcılar ruh hallerini, özsaygılarını, özgüvenlerini, iyimserliklerini ve gelecekteki yönelimlerini ölçmeyi amaçlayan anketlere cevap verirler veya farklı prosedürlere tabi tutulurlar. Araştırmacılar genellikle aradıkları olumlu sonuçları elde ederler.

Bununla birlikte, Newman ve meslektaşlarının da belirttiği gibi, bu tür çalışmalar bize günlük yaşamdaki nostaljinin doğası hakkında hiçbir şey söylemiyor. Bu sorunu çözmek için, deneyim örnekleme olarak bilinen bir teknik kullanarak bir dizi çalışma yürüttüler. Bu yöntem, psikologların, katılımcılarının yaşamlarının gerçek zamanlı olarak anlık görüntülerini almasını sağlar.

Deneyim örneklemesi kullanan çalışmalarda, katılımcılar önce akıllı telefonlarına, genellikle bir hafta veya daha uzun olan çalışma süresi boyunca, rastgele aralıklarla ping atan bir uygulama indirir. Her ping aldıklarında, katılımcılardan o anda ne yaptıklarını, düşündüklerini ve hissettiklerini bildirdikleri kısa bir anket doldurmaları istenir. Bu yöntem, olayların daha sonra anımsanmalarında kaçınılmaz olarak ortaya çıkan bellek yanlılıklarını önler.

Newman ve meslektaşlarının yakın zamanda yayınladığı anahtar çalışmada, bir hafta boyunca her gün, sabah 9 ile akşam 10 arasında, katılımcılara sekiz rastgele zamanda ping atıldı. Katılımcılar her pingde nerede olduklarını, ne yaptıklarını ve kiminle birlikte olduklarını bildirdiler. Ayrıca, mevcut ruh hallerini, o anda yaşamlarını ne kadar anlamlı bulduklarını ve anlık iyimserlik seviyelerini değerlendiren sorulara da cevap verdiler. Ek olarak, o sırada yaşadıkları herhangi bir nostaljiyi bildirdiler.

Bu çalışma iki temel sonuç verdi. İlk bulgu, insanların aile ve arkadaşlarıyla ya da yemek yerken işte ya da okulda olduğundan daha nostaljik hissettikleri idi. Bir olasılık, ailenin, arkadaşların ve yiyeceğin hepsinin, psikologların “geri alma ipuçları” olarak adlandırdığı şekilde hizmet etmesidir. Bunlar mevcut ortamdaki anıları tetikleyen öğelerdir. İnsanlar, örneğin, buzdolabı kapısına yapılacaklar listesini asarken yaptıkları gibi geri alma ipuçlarını bilerek de kullanabilirler. Ancak, geri alma ipuçları, örneğin elmalı turta kokusunun size büyükannenizi hatırlattığında olduğu gibi, kasıtsız da olabilir.

Başka bir olasılık, aile ve arkadaşlarla yemek zamanlarında yapılan görüşmelerin, geçmiş deneyimlerin sık sık dile getirildiği zaman dilimleri olabileceğidir. Bu tür tartışmalar, şüphesiz, kişiye özgü ya da grupla paylaşılan bir duyguyu içeren nostaljik hayallere yol açacaktır. Böyle bir durumda olsanız, konuşmaların nasıl olabileceğini kendiniz adına bir düşünün.

İkinci önemli bulgu, insanların kendilerini mutsuz hissettiklerinde nostaljiyi yaşama ihtimallerinin, mutlu bir ruh halinde oldukları zamandan daha fazla olduğudur. İlk bakışta, geçmişte gerçekleşmiş mutlu olayları hatırlamanın ruh halinde bir artışa yol açması, laboratuvarda uyarılmış nostaljinin sonuçlarıyla çelişiyor gibi görünüyor. Bununla birlikte, bu çalışmanın nasıl yürütüldüğüne daha dikkatle bakmak, günlük yaşamdaki nostaljinin doğası hakkında önemli bir şey göstermektedir.

Deneyler sebep-sonuç ilişkilerine ulaşmak için tasarlanmıştır. Bunu farklı koşullar altındaki tepkileri karşılaştırarak yaparlar. İlk önce mutlu anılarını hatırlamaları istenen katılımcılar, sonrasında, sıradan anılarını hatırlamaları istenen katılımcılardan daha olumlu duygular bildirdiler. Çalışma bu şekilde yapılandırıldığında, nostaljik hayallerin ruh halinde bir artışa neden olduğu sonucuna varabiliriz.

Bununla birlikte, Newman ve meslektaşları tarafından yapılan çalışma, korelasyonel nitelikteydi. Katılımcılar ayrı koşullara ayrılmamış ve farklı muamele görmemiştir. Daha ziyade, katılımcılar her ölçümde, mevcut ruh hallerini ve nostaljik hissedip hissetmediklerini rapor etti. Araştırmacıların bulduğu şey, nostalji ve düşük ruh halinin birlikte ortaya çıkma eğiliminde olduğuydu.

Nostalji olumsuz duygulara yol açabilir. Ancak insanlar kendilerini mutsuz hissettiklerinde nostaljiyi kullanabilirler. Sonuç olarak, deneysel çalışmalar nostaljik hayallerin ruh halini yükselttiğini göstermektedir. Belki insanlar mutsuz hissettiklerinde kendilerini daha iyi hissetmek için nostaljiye başvururlar. Bu ikinci olasılık bana nostalji hakkında ortak düşünme biçimini doğru yansıtıyor gibi geliyor ve kesinlikle “Hafıza” şarkısının sözlerinin aktardığı temaya uyuyor.

Nostalji ve ruh hali arasında nedensel bir ilişki bulup bulamayacaklarını görmek için Newman ve meslektaşları, ayrıca, zaman gecikmesi analizi yaptılar. Yani, her nostalji örneğini o günün ve ertesi günün ruh hali ile ilişkilendirdiler. Ruh hali bu süre boyunca düşük kalma eğilimindeydi. Bu, nostaljinin ya ruh halini yükseltmede etkisiz olduğunu ya da depresif duygulara neden olduğunu göstermektedir.

Ancak bence bir olasılık daha var. Şöyle ki, insanlar nostaljiyi, “Hafıza”yı söyleyen şarkıcının yaptığı gibi üzüntüyü azaltmak için hafifletici olarak kullanırlar. Benzer bir şekilde, semptomların şiddetini azaltmak için grip ilacı alıyoruz, ancak yine de bizi normal sağlığımıza geri getirmiyor. Aynı şekilde, insanların nostaljik anılara daldıktan sonra da depresif hallerinin devam etmesini beklemeliyiz. Kendilerini hala kötü hissederler ama önceden olduğu kadar değil.

Çeviri: Ayşe Nur Balli

Kaynak: Psychology Today

Cats Müzikali’nden “Memory” şarkısını belki dinlemek istersiniz. 🙂 

Bir cevap yazın