Yükseköğretimde Teknoloji

 “Teknolojiden” öğrenmek yerine “Teknoloji ile” öğrenmek

Teknoloji, profesörlerin yükseköğretimde eğitim verme şeklini değiştirdi. Örneğin, kayıtlı dersleri çevrimiçi şekilde yükleyerek, öğrencilerin, sınıfta tartışılan konuların dijital bir kopyasına başvurmalarını sağlayabilirler. Ancak, geleneksel ders tabanlı öğretim öğrencileri yaratıcılık veya etkileşimin olmadığı, bilgi tüketicisi dolu bir odaya bırakır.

Şimdi, Missouri Üniversitesindeki araştırmacılar, geleneksel ders tabanlı öğretimden ziyade, faaliyet temelli öğrenmenin, öğrencilerin kendi özgün fikirlerini geliştirmek için teknolojiyi kullanmalarına izin vererek öğrenci yaratıcılığını ve öğrenme gücünü geliştirdiğini keşfettiler.

Missouri Üniversitesinde doçent olan Isa Jahnke, Avrupa’daki yükseköğretim profesörlerinin sınıflarında mobil teknolojiyi nasıl kullandığını incelemek için eski doktora öğrencisi Julia Liebscher ile iş birliği yaptı. Öğrenci yaratıcılığının en çok, öğrencilerin yeni bir ürün veya fikir bulmak için bir ekip ortamında teknolojiyi kullanmalarına izin veren profesörlerin sınıflarında geliştiğini keşfetti.

Örneğin, tarih sınıfındaki bir grup öğrenci, kullanıcılara Berlin Duvarı’nın tarihini görsel olarak öğreten bir uygulama geliştirdi. Jahnke, materyali öğrencilere anlatmak yerine, teknolojiyi işbirlikçi bir şekilde kullanmalarına izin vermenin öğrencilerin yaratıcılığını ve içerik anlayışını arttırdığını keşfetti.

Jahnke, “Bu araştırma profesörler için mevcut derslerini nasıl tasarladıklarını yeniden düşünmeleri açısından yararlı. Öğrencilerin sadece bilgi tüketicisi olduğu tamamen ders tabanlı öğrenmeden, bir ekip ortamında yaratıcı ve yeni çözümler üretebildikleri, teknolojiyle daha iç içe, anlamlı bir öğrenme yaklaşımına geçmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı ve profesörlerin ders tasarımlarını, sürekli değişen eğitim camiasında yeniden düşünmelerine yardımcı olmak için Missouri Üniversitesinde “Öğrenme Öğretme Merkezi” gibi kaynaklar olduğunu ekledi.

Jahnke, “Daha yaratıcı düşünen öğrenciler üreten üniversitelerimiz varsa, toplumun tüm büyük zorluklarına çözüm bulmaya yardımcı olabilecek daha fazla insanımız var demektir. Yaratıcılık daha iyi yenilikçilere, girişimcilere ve iş sahiplerine yol açacaktır, ancak önce eğitimciler olarak kendimize, öğrencilerimizi ilk etapta yaratıcı olma pozisyonlarına koymak için teknolojiyi kullanıp kullanmadığımızı sormamız gerekir.” diyerek sonlandırdı.

Çeviri: Burak Ateş

Kaynak: ScienceDaily

Bir cevap yazın