Yeme Bozuklukları Yemekle Değil Duygusal Acı ile İlgilidir

Özet: Araştırmacıların raporuna göre, yeme bozukluklarının kökeni kilo yönetiminin bir sonucu değil, olumsuz duyguların yönetilmesine yardımcı olmasıdır.

“Miss Americana” adlı belgeselinde şarkıcı Taylor Swift yeme bozukluğu öyküsünü açıkladı. Açıklaması, bu bozukluklarda herhangi bir kültürel farklılık olmadığının altını çiziyor. Savunma ve farkındalık örgütü Eating Disorders Coalition (Yeme Bozuklukları Koalisyonu)’na göre bu hastalıklar  cinsiyet, ırk, etnik köken ve sosyoekonomik geçmiş göstermeksizin herkeste görülebilir.

Yaygın olmasına rağmen – sorun dünya çapında – yeme bozuklukları ile ilgili bolca mit var. Bu mitlere örnek olarak:

“Yeme bozuklukları bu bir seçimdir” – Hayır yeme bozuklukları bir seçim değildir.
Veya “ Yeme bozuklukları çok önemli bir rahasızlık değildir” – Hayır son derece önemlidir.
Ya da “Yeme bozukluğu olan bir kişi her zaman ciddi derecede zayıftır.”-  Hayır her zaman zayıf değillerdir.

Lisanslı bir psikolog ve psikoloji profesörü olarak, hastalarımda ve öğrencilerimde “Biraz yiyecek kaygılarımda bana yardımcı oluyor” veya “yeme bozukluğum olacak kadar zayıf değilim” söylemlerinin  yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu tür inançlar genellikle insanların bir sorun yaşadıklarını fark etmelerini engeller. Yeme bozuklukları  yiyecek veya vücut imajından daha fazlasını içerir. Bu kişiler vücut imajını öne sürerek kendileri için çok zor ve karmaşık olan duygularını düzenlemeye çalışmaktadır.

Yeme bozukluğu nedir?

Yeme bozuklukları, anoreksiya nevroza veya kısıtlama hastalığı, tıkanırcasına yeme bozukluğu ve tıkanırcasına yemenin ardından kusma davranışı ile kendini gösteren bulimiya nevroza olmak üzere üç temel kategoriye ayrılır.

Kısıtlama, kalorileri o kadar çok sınırlamak anlamına gelir ki kilo kaybı, belirli bir boy ve kilo için beklenenden fazladır. Ancak bu, kişinin zayıflamış görüneceği anlamına gelmez. Örneğin ağırlığı 90 kg’dan 70 kg’a düşen birisi de anoreksiya nevroza olarak kabul edilebilir.

Tıkanırcasına yeme, fazla yemek yemekten çok daha fazlasıdır. Tıkanırcasına yeme, tipik olarak bir yemekten birkaç saat sonra aşırı dolgunluk ve suçluluk duygusuna yol açar. Tıkanırcasına yiyen bir kişi, yaşam koşullarını sadece yiyeceklere odaklayabilir.

Bulimiya nevrozada , tıkanırcasına yemenin ardından bir telafi edici davranış  gelir. Çıkarma (kusma) bunlardan biridir, ancak egzersiz de dahil olmak üzere başka telafi edici davranışlar da vardır. Her ne kadar egzersiz genellikle bir telafi biçimi olarak göz ardı edilirse de, egzersize bağımlı olan bir kişi, yeme bozukluğu olan bir kişiden bir buçuk kat daha fazla teşhis olasılığına sahiptir.

Bu bozukluklara sahip olan kişilerin hepsi zayıf değildir. Tıkınırcasına yeme bozukluğu ve bulimiya nevroza hastalığı olanlar normal ağırlıkta veya üzerinde olabilir.

Eating disorders are about emotional pain, not food ile ilgili görsel sonucu

Yeme bozukluğunun kökeni

Yeme bozuklukları kilo yönetimi ile ilgili değildir. Aksine, duyguları yönetmenin bir yoludur. Hastalarım yiyecekleri kısıtlamanın nasıl bir şey olduğunu açıkladığında, genellikle “boş” olmaktan ve dünyaya karşı “hissizleşmiş” olmaktan bahsediyorlar.

Bazı cevaplar

Yeme bozukluğu olan kişilerde sadece yeme alışkanlıklarını değiştirmek işe yaramaz. Bunun yerine, hastalar önce yaşadıkları duyguları tanımlamalıdır. Sonra bu duygularla başa çıkmak için daha iyi stratejiler aramalıdır.

24 Şubat Ulusal Yeme Bozuklukları Bilinçlendirme Haftası’nın başlangıcını işaretlerken, yeme bozukluğu olan birini tanıyorsanız hatırlamanız gereken bir şey var. Bu kişiler önemli derecede duygusal acı çekiyorlar; yeme bozukluğu bu acıyı iletme girişimidir. Yiyecek veya egzersiz bir aile üyesinin, arkadaşınızın veya meslektaşınızın hayatını sürdürüyor gibi görünüyorsa, yalnızca gıdaya değil, onlara ve yaşam deneyimlerine odaklanarak yardımcı olabilirsiniz.

Çeviri: Yaren Kaya

Kaynak: Neurosciencenews

Bir cevap yazın