Korkulu Anıları Maskeleme

TSSB Gibi Anksiyete Bozukluklarının Bir Opioid İle Tedavisi

Çığır açan bir çalışmada, bilim insanları korkulu anıların yatıştırılmasına yardımcı olmak için bir opioid ilacında büyük potansiyel buldu.

Fobiler ve TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) gibi anksiyete bozuklukları toplumda oldukça yaygın problemlerdir. Anksiyete bozukluklarının başlıca nedenlerinden biri, artık mevcut olmayan belirli olaylara karşı üstesinden gelinemeyen korkulardır. Bu nedenle, korkuyu aşma sürecini kolaylaştırmaya yönelik çabalar, anksiyete bozukluklarını tedavi etmek için son çabaların odağı olmuştur. Bu çabalar, delta opioid reseptörü (DOP) agonistleri olarak adlandırılan bazı opioid bileşiklerinin korku hafızasını maskelemeye yardımcı olduğunu keşfetti. Sonuç olarak, DOP agonistleri, son on yılda bu alanda klinik araştırmaların merkezinde olmuştur. Bu tür klinik araştırmalarda, Profesör Akiyoshi Saitoh liderliğindeki Tokyo Bilim Üniversitesi ve Japonya’daki Tsukuba Üniversitesi’nden bilim insanları ilk olarak DOP agonistlerinin depresyon ve anksiyete belirtilerini giderici etkilerini keşfettiler.

Daha sonra, 2019’da Nöropharmacology’de yayınlanan yeni bir çalışmada, bu agonistlerin korkulu anıları maskeleme sürecine yardımcı olma potansiyelini araştırdılar. Profesör Saitoh, ” Şu ana kadar üzerinde yeterince çalışılmamış olan DOP agonistlerinin anksiyete ve korku belleği üzerindeki etkilerine baktık” açıklamasında bulundu. Prof Saitoh ve ekibi laboratuvarlarındaki farelere “korku koşullandırma testi” uyguladılar. Deneylerinin 1. gününde, fareleri koşullandırma haznelerine yerleştirdiler ve düzenli aralıklarla üzerine farelerin ayaklarına elektrik şoku uyguladılar. Bu, daha sonra o hazneyi ağrılı ayak tabanlarıyla ilişkilendirecek olan farelerde, o hazneyle alakalı korku uyandırmak için tasarlanmıştır. 2. günde, farelere ya tuzlu KNT-127 (kontrol grubu) ya da SNC80 (her ikisi de DOP agonistleri) verildi ve bir kez daha şartlandırma haznelerine bırakıldı. Bu sefer farelerin ayaklarına elektrik şoku uygulanmadı. 3. günde, herhangi bir ilaç verilmedi, ancak korku hafızalarını test etmek için – ya da korktuklarını hatırlayıp hatırlamadıklarını anlamak için- koşullandırma haznesine tekrar bırakıldılar. Fareler korktuklarında donakalırlar. 2. günde, her iki ilacın etkisi altındaki fareler daha az “donma” davranışı gösterdi. 3. günde, KNT-127 etkisi altındaki fareler donma davranışını azalttılar, ancak SNC80 etkisi altındaki fareler bunu yapmadı.

Bilim insanları ayrıca bu ilaçların beyindeki korkulu hafızaları maskelediği bilinen enzimlerin ve yolakların aktiviteleri üzerindeki etkilerini de incelediler. KNT-127’nin, beynin belirli bölgelerindeki korku koşullarının üstesinden gelme yeteneğinde yer alan ERK adlı bir enzimin “fosforile” (veya aktive edilmiş) moleküllerinin seviyelerini arttırdığını buldular. Birlikte ele alındığında, bu sonuçlar hem KNT-127 hem de SNC80 koşullanmış korkuyu azaltmasına rağmen, sadece KNT-127’nin içeriksel korku belleğini bastırmaya yardımcı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, KNT-127 beynin belirli kısımlarındaki fosforile (aktive edilmiş) ERK seviyelerini artırarak bu rolü yerine getirir. Bu nedenle, her iki ilaç da koşullu korku durumunda kaygıyı azaltır, ancak bunu beyindeki farklı yollar yoluyla yapar. Bu gözlemler ve çıkarımlar laboratuvardaki farelere dayanmaktadır, ancak insanlar için yeni terapötik olasılıklarını açıkça belirtmektedirler. Prof Saitoh ve Dr. Yamada, “Bu çalışmada kullanılan korku koşullandırma testi de TSSB için bir model oluşturmaktadır. TSSB, geçmişte yaşanan endişe ve korku anılarının(travma) unutulmadığı ve böylece günlük yaşamı bozduğu, uykusuzluk ve içine kapanma gibi sorunlara neden olan bir psikiyatrik bozukluktur. Şu anda, TSSB için yaygın olarak reçete edilen ilaçların terapötik etkilere sahip olması birkaç hafta alır ve sonuçları tatmin edici değildir. Bu tür bozukluklar için potansiyel ve güçlü bir terapi de yoktur. Çalışmamız, DOP agonistlerinin, bilişsel davranışçı terapi ile birlikte kullanıldığında, anksiyete bozuklukları için tedavinin gücünü artırabildiğini göstermektedir. TSSB ve diğer ilgili psikiyatrik bozukluklar için güvenli ve etkili yeni bir tedavi tarzının ortaya konması için umut sunuyor” ifadelerini kullandılar.

Çeviri: Burak Ateş

Kaynak: Sciencedaily

Bir cevap yazın