Romantik İnançlar Mantıklı Mıdır?

Aşkla ilgili klişeler mantıkla değil, sezgilerle yankılanıyor.

“Güller kırmızıdır. Menekşeler mavidir. Sana olan sevgimi mantıksal olarak doğruladım.”

Bu şiir sevgililer gününde pek kalp kazanamaz. Aşk beyanları tutku ve duygu dolu olmalıdır.Bu sözlerin başkalarının söylediklerinden veya yolunuzdaki engellerden bağımsız olarak, her zaman ve sonsuza dek beslediğiniz tek bir gerçek sevginize, hayatınızın merkezine ve arzularınızın nesnesine en derin bağlılığınızı ifade etmesi gerekiyor.

Tebrik kartları,aşk şarkıları ve romantik komedilerle bulanmış aşk görüşü tek görüş değildir.
Bazı insanlar sevgiyi yavaş gelişen ve sürdürülmesi gereken bir duygu olarak görür.Onlar bir kişinin ömür boyu(ya da aynı anda) birden fazla partneri sevebileceğine ve her şeyi sevmeden partneriyle ilgili bazı şeyleri sevebileceğine inanırlar.Aşkın her zaman bir ilişkiyi kurtarmayacağının farkındalar çünkü insanlar değiştikçe aşk değişir ya da aşk kişinin yaşamındaki diğer vaatlerin arka planında yer alabilir.

Psikolog Suan Sprecher ve Sandra Metts tarafından geliştirilen Romantik İnançlar Ölçeği aşk görüşünüzün idealist veya daha pragmatik olup olmadığı hakkında bilgi verebilir.Bu ölçek ilk görüşte aşka inanıp inanmadığınızı (“Gerçek aşkımı bulduğumda, muhtemelen tanıştıktan kısa bir süre sonra öğreneceğim.”), ruh eşlerine inanıp inanmadığınızı (“Benim için tek bir gerçek aşk olacak”),aşkın her şeyi fethettiğine inanıp inanmadığınızı (“Birini seviyorsam, her türlü engele rağmen ilişkiyi gerçekleştirebileceğimi biliyorum”), ve aşkı idolleştirip idolleştirmediğinizi (“Gerçek aşkımla olan ilişkim neredeyse mükemmel olacak”) değerlendirir. Romantik İnançlar Ölçeğinde yüksek puan alan insanlar, kadınlık, erotizm ve tutku ölçümlerinde de yüksek puan almaktadır. Genç yetişkinler yaşlı yetişkinlerden ve Amerikalılar diğer kültürlerden daha yüksek puan alıyor. Ama romantik inançlar hakkında en çok söylenen şey şu ki sezgiye güvenen insanlar tarafından onaylandı ve daha çok mantığa güvenen insanlar tarafından reddedildi.

Yakın zamanda Psikolog Bastien Tremoliere ve Hakim Djeriouat insanların sezgilerini yansıtmaya eğilimli olup olmadıklarına baktılar- ‘’bilişsel yansıma’’ olarak bilinen bir eğilim- romantik inançları onayladıklarını tahmin ediyor. Araştırmacıların mantığı, romantik inançların genellikle aşk ve ilişkiler hakkındaki gerçekçi olmayan beklentileri yansıttığı ve bu inançlara sahip olan kişilerin bu beklentilerin geçerliliği üzerinde düşünememesidir. Aşkın ne olması gerektiği hakkındaki sezgiler aşkın gerçekte ne olduğuna dair algıları kapatabilir.

Tremoliere ve Djeriouat, Bilişsel Yansıma Testi veya CRT olarak bilinen standart bir zeka seti ile bilişsel yansımayı ölçtüler. CRT’deki her soru, daha fazla yansıma üzerine geçersiz kılınabilecek yanlış bir içgüdüsel yanıtı ortaya çıkarmak için tasarlanmıştır. Şu soruyu düşünün: “Bir gölde ufak bir parça nilüfer yaprağı var. Her gün parça iki katına çıkar. Parçanın tüm gölü kaplaması 48 gün sürüyorsa, parçanın gölün yarısını kaplaması ne kadar sürer? ” Doğru cevap 47’dir, parçanın tüm gölü kaplamadan bir gün önce gölün yarısını kaplamış olması gerekir, ancak soru 24’ün sezgisel cevabını ya da 48’in yarısının sezgisel bir yanıtını ortaya çıkarmak için tasarlanmıştır.

CRT’de iyi performans gösteren yetişkinler, kaç yaşında olduklarına veya genel olarak ne kadar akıllı olduklarına bakılmaksızın, mantıksal akıl yürütmeyi, olasılıksal akıl yürütmeyi ve ekonomik akıl yürütmeyi ölçenler de dahil olmak üzere diğer birçok akıl yürütme testinde iyi performans gösterir. CRT’de iyi performans gösteren yetişkinlerin de bilimi anlama ve bilimi kabul etme, batıl inançları ve diğer paranormal inançları reddetme olasılığı daha yüksektir ve gerçek haberleri sahte haberlerden ve tutarlı fikirleri BS’den ayırma olasılığı daha yüksektir.

Bu bulgular doğrultusunda, Tremoliere ve Djeriouat, CRT puanları yüksek olan yetişkinlerin Romantik İnanç Ölçeği tarafından değerlendirildiği gibi, romantik inançları reddetme eğiliminde olduklarını bulmuşlardır. Bu bulgu, katılımcıların yaşına veya cinsiyetine bakılmaksızın ve temel matematikte yeterliliklerine bakılmaksızın elde edilmiştir (CRT’de yüksek puan almak için gereklidir, ancak yeterli değildir). CRT puanları yüksek olan katılımcılar sadece romantik inançları reddetmekle kalmamış, aynı zamanda psikokinezi, büyücülük ve geleceği görme gibi paranormal inançları da reddetmiştir. Romantik inançlar bu nedenle günlük akıl yürütmedeki paranormal inançlara benzer bir rol oynayabilir; her ikisi de yansımadan çok sezgiye öncelik vermeyi değil, sezgiden ziyade yansımaya öncelik vermeyi reddeden insanlar tarafından onaylanır.

Romantik inançlar en mantıklı savunulabilir inançlar olmayabilir, ama bu önemli mi? Onları tarafını tutanların refahını etkiler mi? Uzun süreli ilişkilerin dinamikleri üzerine yapılan araştırmalar, öyle olduklarını gösteriyor. Romantik partnerlerle ilgili gerçekçi olmayan inançları destekleyen çiftler, – her zaman hemfikir olmalılar, birbirlerinin zihinlerini okuyabilmeliler, birbirleriyle “kendileri” oldukları şekilde mutlu olmalılar – ilişkilerinden daha az memnun olduklarını, birbirleriyle etkili bir şekilde iletişim kuramadıklarını ve ilişki sorunlarını çözemediklerini bildiriyorlar. Büyüme ve değişim olasılığını dışlayan romantik inançlar büyümeyen veya değişmeyen ilişkilere yol açabilir.

Peki, Sevgililer Gününü, kutlamanın mantıklı yolu nedir? Eşinizle ilişkinizin artılarını ve eksilerini tartmak için bir hesap tablosu mu oluşturuyorsunuz? Ortak gelir vergilerinizde en baştan mı başlamak istiyorsunuz? Belki de Sevgililer Günü sadece aşk ile sarmalanmış gerçekçi olmayan bir folklorün bir parçasıdır ve bir ilişkinin yapılmaması ya da sonlandırılmaması gerektiğinin fark edilmesidir.

Eğer Sevgililer Günü gerçek aşk için turnusol testinizse, geri çekilip gerçek aşkın tutarlı bir fikir olup olmadığı ve onu aramanın yarardan daha fazla zarar verip vermediğini düşünmek isteyebilirsiniz.

Çeviri: Gülsüm Tangız & Sıla Yalçınöz
Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın