Uyku Beyindeki Toksinleri Nasıl Temizler?

Uyuyan beyin, biliş ve hafızayı etkileyen kritik işlevleri yerine getiriyor.

Uykunun sağlığımız için iyi beslenme ve düzenli egzersiz kadar önemli olduğunu uzun zamandır biliyoruz. Yeterince uyumamak; ruh halinize, enerjinize, konsantrasyonunuza ve reaksiyon sürenize zarar verir. Uzun vadede, obeziteye ve ciddi hastalık riskine katkıda bulunur. Ancak araştırmalar, uykusuz gecelerin ertesi gün bizi uykusuz bırakmanın ötesinde etkileri olduğunu buldu. Uyuduğumuzda, beynimiz işbaşı yaparak biliş ve hafızayı etkileyen kritik işlevleri yerine getirir.

Uyanıklık saatlerinde, beyin işleyebileceğinden daha fazla uyaranla bombalanır. Uyuduğumuzda, beyin kaostan düzen çıkarır ve lazım olduğunda geri çağırmak için anıları arşivler. Bunu kritik sinirsel bağlantıları güçlendirerek, önemsiz olanları atarak ve yeni anıları güçlendirerek yapar.

Bu, “uyuma” nın neden yeni öğrenilen bir görevi hatırlamamıza yardımcı olduğunu açıklar. Ayrıca, hafıza eksikliğinden mustarip insanların neden 40 yıl önce bir ismi hatırlayabildiğini, ancak dün öğle yemeği için ne yediklerini hatırlayamadıklarını açıklamaya yardımcı oluyor. Beyinleri yeni bağlantılar kurma ve yeni anıları saklama konusunda daha az verimli hale gelmiştir.

Uyku sırasında ortaya çıkan diğer bir kritik fonksiyon, beyni temizlemek olarak düşünülebilir. Aslında temizlik, Alzheimer hastalığında rol oynayan beta amiloid gibi toksinler de dâhil olmak üzere bütün gün biriken atık ürünleri yıkamaktır. Gün içinde gelen tüm bu uyaranlar beyindeki nöronları tüm silindirlere ateşler ve vücuttaki yakıtı enerjiye dönüştüren her organda olduğu gibi, bu enerji uyanma saatlerinde biriken atık proteinleri üretir ve biz uyuduğumuz zaman bu atıklar temizlenmelidir.

Yeni araştırmalar bunun nasıl işlediğine dair fikir verdi ve bilişsel gerileme ve Alzheimer gibi dejeneratif hastalıkları önlemek için bir yol haritası oluşturdu. Gece boyunca beyinlerimiz, daha hafif uykudan, daha yavaş beyin dalgaları ile karakterize edilen derin, neredeyse bilinçsiz güçlendirici uykuya, beyin daha aktif hale geldiğinde rüya görmenin daha muhtemel olduğu REM uykusuna kadar birkaç aşamadan geçer. Araştırmacılar, beyin aktivitesinin yavaşladığı ve hafıza tutulmasının gerçekleştiği derin, non-REM uyku aşamalarına odaklandılar. 2013 yılında fareler üzerinde yapılan bir araştırma, bu aşamada, beyin ve omuriliği çevreleyen beyin omurilik sıvısının birikmiş toksinleri temizlediğini, ancak bunun nasıl ve neden meydana geldiğinin belli olmadığını ve benzer bir etkinin insanlarda gösterilmediğini ortaya koydu.

Son zamanlarda, Science dergisinde yayınlanan bir çalışmada, Boston merkezli araştırmacılardan oluşan bir ekip, insan deneklerde invazif olmayan teknikler kullanarak, beyin dalgalarının elektriksel aktivitesinin bu süreçte rol oynadığını gösterdi. Beyin dalgaları, bir ritim içinde ateşlenen nöron kütlelerinden gelen elektriksel sinyaller ile üretilir. Uyanık olduğumuzda aktiviteleri daha hızlıdır ve uyuduğumuzda yavaşlar. Çalışmadaki denekler, beyinlerinde elektriksel aktiviteyi izleyen, kan oksijen seviyelerini ve beyinlerindeki beyin omurilik sıvısının akışını ölçen bir MRI makinesinin içinde uyurken hangi uyku evresinde olduklarını gösteren EEG (elektroensefalogram) başlıkları giydi.

Araştırmacılar, NREM uykusu sırasında nöronların senkronize olduklarını ve aynı anda ateşlemeyi bırakabileceğini keşfettiler. Bu “sessiz zaman” sırasında, beyin daha az oksijene ihtiyaç duyduğu için beyindeki kan hızlıca beyin dışına aktarılır. Kan dışarı aktıkça, beyin omurilik sıvısı içeriye akmaya başlar, boş alanları işgal eder ve toksinleri beyinden yıkar. Bu bulgu bir kez daha uykunun önemini göstermektedir. Nöronlar biz uyanıkken meşguller; ateşlemeyi asla bırakmazlar ve işlerini yapmak için oksijene ihtiyaç duyarlar. Böylece kan beyni boşaltmaz ve beyin omurilik sıvısının içeri akması ve tüm bu aktivitenin atık ürünlerini yıkaması için ona yer yoktur. Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklardan mustarip insanların daha zayıf ve daha yavaş beyin dalgalarına sahip olduklarını biliyoruz, bu nedenle beyinlerinde toksinleri temizleyen omurilik sıvısının daha az ve daha yavaş dalgaları olabilir. Bunun anlamı, beyin omurilik sıvısının akışını arttırmanın bir yoluna odaklanmanın Alzheimer’ı önlemenin veya tedavi etmenin etkili bir yolu olabileceğidir.

Alzheimer’ı tedavi etmek için birçok ilaç geliştirme girişimi, kayda değer bir başarı olmadan da olsa beta amiloidin kendisine odaklanmıştır. Beyindeki “yıkama döngüsünün” iyileştirilmesi sadece beta amiloidi değil, aynı zamanda Alzheimer hastalarının beyinlerinde karışık halde bulunan bir protein olan tau gibi diğer toksinleri de temizleyebilir. Hepimiz “zzz”’larımızı yakalamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark ederken araştırmalar devam edecek.

Çeviri: Nazlı Can Aydın & Burak Ateş

Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın