İnsanlar Ölüm Kaygısını Nasıl Yönetir?

Ölüm kaygısının günlük yaşamdaki rolü

Ölüm bilinci, insan zekasının olumsuz tarafıdır. Hayat tüm canlılar için sona ermelidir, fakat yaşamın varoluşsal anlamını sadece insanlar kavrayabilir.

Entelektüel olarak ölümlü olduğumuzu kabul edebiliriz, fakat bunu bilincimizin derinliklerinde inkar ediyoruz. Ölüm korkusu o kadar kuvvetli ki, bu bilgiyi bilinçsiz olarak tutuyoruz. Ölümlülük hakkındaki bilgilerin bastırılması, insanların varoluşçu ölüm korkusundan kaçınmak için kullandıkları çeşitli bilişsel stratejilerle sonuçlanır.

1- Ölüm korkusu normaldir. Hayatta kalmak için hemen hemen her şeyi yapacağız. İnsanın kendini koruma içgüdüsü, hayatı tehlikede olduğunda davranışları şekillendirmektedir. Örneğin  vahşi hayvanların saldırısı altında kalındığında savaşacağız ya da  kaçacağız veya  açlıktan ölmek üzere olan insanlar yiyecek çalacaktır. Bu yüzden toplumlar, bireyin kişisel güvenliğini göz ardı ederek övgü ve takdirlerle bu nihai öz-denetim zaferini ödüllendirir.

2- Ölüm kaygısı fobilerimizin çoğunun merkezinde yer alır. Ölüm kaygısı genellikle en yaygın korkulardan biri olarak kabul edilir. Sağlık kaygısı (Hipokondri), panik bozukluğu, agorafobi, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve depresif bozukluklar gibi çeşitli zihinsel sağlık bozukluklarının merkezinde olduğu görülmektedir (Iverach ve ark., 2014). Örneğin, panik bozukluğu olan bireyler, kalp krizinden ölme korkusu konusunda sık sık doktorlara danışırlar (Yalom, 2008). Emekli olduktan sonra depresyon bazen varoluşun nihai sonu beklentisi olarak işlev görebilir.

3- Ölüm korkusu bilinçsizdir. Bu rahatsız edici gerçek sürekli zihnimizin gerisinde gizlenir ve yaptığımız her şeyi yönlendirir. Ölüm terörünün düşündüğümüz ve yaptığımız şeyleri nasıl etkilediğinin büyük ölçüde farkında değiliz çünkü düşünmek çok rahatsız edici. La Rochefoucauld’un belirttiği gibi: Kişi doğrudan güneşe veya ölüme bakamaz. Hiçbir öğrenme ölüm korkusunu ortadan kaldıramaz. Winston Churchill’in bir zamanlar dediği gibi, “Ölümden korkmadığını söyleyen herkes yalancıdır.”

4- Benlik saygısı bizi ölüm kaygısına karşı korur. Benlik saygısı psikolojik güvenliğin anahtarıdır. Benlik saygısı, kendinizi iyi hissetmeniz ve değerli bir birey olduğunuza inanmanız anlamına gelir. İyi ve değerli olduğumuzu hissetmek, ölüm korkumuzu yönetmek için şarttır. Benlik saygısı elde etmenin bir yolu, kafa dengi insanlarla bir arada olmaktır.  Kafa dengi  insanlarla birlikte olmak varoluşsal kaygıya karşı rahatlık sağlar. Örneğin ölümlülüğü hatırlatan şeyler, kişinin dünya görüşünü ve benlik saygısını destekleyen diğer kişilere karşı olumlu tepkiler vermesine ve kişinin kültürel dünya görüşünü tehdit edenlere karşı düşmanlığının artmasına neden olabilir (Pyszczynksi ve diğerleri, 2004). Ölümlülüğü hatırlatan şeylerin gösterişçi tüketimi ve materyalizmi arttırdığı da görülmüştür (Arndt ve ark. 2004). Tüketim, benlik saygısını artırabilir ve en azından geçici bir süre için sosyal onay kazanılmasını sağlayabilir.

5- Tasarruf etme arzusu. Tasarruf, varoluşsal bir tampon işlevi görebilir ve insanları ölüm kaygısından koruyabilir. Tasarruf, kişinin geleceği ve gönül rahatlığı üzerinde kontrol duygusu ile ilişkilidir. Bolluk düşünce yapısı (kıtlık düşünce yapısının aksine) ve geleceğe dair umut varoluşsal kaygıya karşı güçlü bir koruma olabilir (Zaleskiewicz ve diğerleri, 2013). Bu zihniyet, sınırları değil olasılığı görmemizi sağlar ve bakış açımızı değiştirebilir.

Özetle, ölüm kaygısı benzersiz bir insan ikilemi ve önemli  bir terapötik konudur. Korku aklın gücüne meydan okur ve bazı insanlar bununla rasyonel olarak yüzleşmez. Son zamanlardaki psikoterapistlerden Yalom (2008) ölüm kaygısının tedavisi için kapsamlı bir varoluşsal çerçeve sağlamıştır. Bu terapötik yaklaşım, ölüm korkusunun önemli bir kaygı kaynağı olduğunu kabul eder. Tedavi, anlam ve amacı teşvik etmeye, ilişkiler kurmaya ve başa çıkma becerilerini geliştirmeye odaklanmıştır.

Çeviren: Yaren Kaya
Kaynak: Psychology Today

Bir cevap yazın