Psikoaktif Maddeler

Psikoaktif madde, kişinin vücuduna aldığında merkezi sinir sistemine etki ederek kişinin zihinsel süreçlerini, örn. algı, bilinç, biliş veya duygulanımını etkileyen kimyasal maddelere denir. Psikoaktif maddeler eğlence, ritüel, spiritüel, zihni incelemek amaçlı veya tedavi amaçlı ilaç olarak kullanılabilir. Tıbbi gözetim olmadan psikoaktif ilaçların kullanımı önemli sağlık ve ilaç kullanım bozukluklarının gelişmesine yol açabilir. Bu tarz maddelerin kullanım bozuklukları, özellikle tedavi edilmediğinde, bireyler için morbidite ve mortalite risklerini arttırır, önemli bozuklukları tetikleyebilir ve aile, sosyal, eğitim, mesleki veya diğer önemli alanlarında bozulmalara yol açabilir.

https://images.app.goo.gl/owP8f4Go2YZm9dcS6

Tolerans: Kişinin tekrarlanan madde kullanımı sonucu bir ilaca karşı azalan yanıtı olarak tanımlanır. İnsanlar hem yasadışı ilaçlara hem de reçeteli ilaçlara tolerans geliştirebilirler. Tolerans bir ilacın tekrar tekrar kullanılmasının fiziksel bir etkisidir, zorunlu ve kesin olarak bir bağımlılık işareti değildir.

Yoksunluk: Madde kullanımı kesildiğinde veya azaltıldığında, madde kullanılırken ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik etkilerin tersinin görülmesidir. Kişiler bu ters etkilerin rahatsızlığından kurtulmak amacıyla genelde madde kullanımını tekrarlarlar.

Uyarıcılar

1.Nikotin

Nikotin beyinde epinefrin, norepinefrin ve serotonin salınımını artırır. Sinir sisteminin nikotine duyarlılığı 90 dakika ara verildikten sonra artar. Tütün, iştahı azaltırken, kan basıncını yükseltir. Nikotin ağız ya da deri yoluyla alındığında zehirlenmeye yol açabilir ancak duman yoluyla zehirlenme gelişmez, çünkü dumanı karaciğerden hızla metabolize edilir. Nikotin şiddetli bağımlılık yapar. Nikotin 90-120 dakika alınmadığı zaman yoksunluk belirtileri ortaya çıkar (Ögel, 1998).

2.Kafein

Kafein beyindeki enerji metabolizmasını arttırır, aynı zamanda serebral kan akışını azaltır ve göreceli bir beyin hipoperfüzyonuna neden olur. Kafein noradrenalin nöronlarını aktive edip, lokal dopamin salınımını etkilemektedir. Bağımlılık ve yoksunluk belirtileri görülmesine rağmen, merkezi sinir sistemi kafeinin etkilerine karşı büyük bir tolerans geliştirmemektedir.

3.Kokain

Kokain, dopamin seviyesini arttırır. Normal şartlarda, dopamin, onu serbest bırakan hücreye geri döner ve sinir hücreleri arasındaki sinyali kapatır. Bununla birlikte, kokain, dopaminin geri dönüştürülmesini önler ve iki sinir hücresi arasındaki boşlukta birikmesine neden olur ve normal iletişimini durdurur. Beynin ödül yolağındaki bu dopamin fazlalığı, uyuşturucu alma davranışlarını güçlendirir, çünkü ödül yolağı nihayetinde kokainin neden olduğu dopaminin fazlalığına uyum sağlar ve buna daha az duyarlı hale gelir. İnsanlar aynı hazzı almak ve rahatlamak için daha güçlü ve sık dozlar alırlar, bu da genelde kişileri bağımlılığa götürür.

Alkol

Alkol dünyanın bilinen en eski psikoaktif maddelerindendir. Fermente tahıl, meyve suyu ve bal binlerce yıldır alkol (etil alkol veya etanol) yapmak için kullanılmıştır. Retiküler oluşum, omurilik, serebellum ve serebral korteks dahil olmak üzere birçok bölge ve birçok nörotransmittere etki eder. Alkol çok küçük bir moleküldür, lipit ve su çözeltilerinde çözünür. Bu özelliklerden dolayı, alkol kan dolaşımına çok kolay girip, kan beyin bariyerini geçer. Alkol norepinefrin ve dopamin artışına, GABA sistemlerinde artan iletime ve hipotalamusta artan beta-endorfin üretimine neden olur.

Opiyatlar

Afyonun karşılığı “opium” dur. Afyon ve benzeri maddelerin tümüne “opioid” adı verilmektedir. Opioidler, sinir sisteminde zevk ve ağrı kesici hisler üretmek için kullanılan bir ilaç sınıfıdır.  Bu maddeler merkezi sinir sistemindeki ve gastrointestinal sistemdeki opioid reseptörlerine bağlanarak etki gösterirler. Opioidler bu reseptörlere bağlandığında, beyinden vücuda gönderilen ağrı sinyallerini bloke eder ve vücutta ciddi miktarda dopamin salgılarlar. Bu salgılanımın etkileri, tekrar ilaç alma eylemini güçlendirebilir. Bazı opioidler, sağlık hizmeti sağlayıcıları tarafından şiddetli ve kronik ağrıyı yönetmek için yasal olarak reçete edilir. 

Opioidler beynin kimyasına etki eder ve ilaç toleransına yol açar, bu da zamanla aynı etkiyi elde etmek için dozun arttırılması gerektiği anlamına gelir. Uzun süre opioid almak bağımlılık yaratır, bu yüzden insanlar ilacı almayı bıraktıklarında fiziksel ve psikolojik yoksunluk belirtileri (kas krampları, ishal, titreme ve anksiyete gibi) göstermeye başlarlar. Opioid bağımlılığı, artık tıbbi bir ihtiyaç olmamasına rağmen, opioid ilaçları kullanmak için güçlü, kompulsif bir dürtü ile karakterizedir.

Opioid maddeler ağız yolu ile alınabilir, buruna çekilebilir, damar içine enjekte edilebilir, sarılarak içilebilir veya buharı içe çekilebilir. Alındıktan kısa bir süre sonra etki göstermeye başlar. Etkisi 4-6 saat sürer. İlk baştaki keyif verici kısa süreleri etkisinden sonra sakinlik dönemi başlar. Hareketlerde ve konuşmada yavaşlama, dikkat ve bellekte bozukluk, solunumun yavaşlaması, göz bebeklerinin küçülmesi, ağrı hissinin kaybı gibi etkiler oluşur. Öz bakımda azalma olurken, durgunluk, isteksiz olma, ağır ve yavaş hareket etme, zayıflık, dengesiz yürüme, kabızlık gibi durumlar gelişir.

Halüsinojenler

1.LSD

Liserjik asit dietilamid, halüsinasyonlar, değişen boyutsal zaman algısı, sinestezi etkisi ve değişen düşünce süreci gibi psikedelik etkileri olan psikoaktif bir halüsinojendir. Kullanımı iştah kaybı, göz bebeklerinde büyüme, vücut ısısında dengesizlik gibi fiziksel semptomlara neden olabilir. LSD suda çözünür, kokusuz, renksiz ve tatsızdır. LSD’nin etkilerine karşı vücut toleransı hızla gelişir ve kullanıcılar aynı etkileri elde etmek için LSD alımını arttırırlar. LSD’den etkilenen kesin sinir yolları tam olarak bilinmemektedir. LSD, serotonine çok benzeyen kimyasal bir yapıya sahiptir.

2.PCP

PCP veya fensiklidin, “dissosiyatif” bir anesteziktir. PCP kullanan insanlar “beden dışı” ve çevrelerinden kopukluk hissi yaşarlar. PCP beyindeki çoklu nörotransmitter sistemlerini etkiler. Örneğin PCP, dopamin, norepinefrin ve serotoninin geri alımını ve NMDA reseptörlerini bloke ederek glutamatın etkisini inhibe eder. Beyindeki bazı opioid reseptörleri de PCP’den etkilenir.

https://images.app.goo.gl/pjSdzw1PAtiG9xGx6

3.Meskalin

Meskalin kaktüs bitkisinden elde edilen bir halüsinojendir. Meskalin alan insanlar anksiyete, hızlı kalp atışı, titreme, halüsinasyonlar ve psikoz gibi hoş olmayan yan etkiler yaşayabilir.

4.Esrar

Esrar, beynin birçok yerinde nöronlarda bulunan kanabinoid reseptörleri üzerinde etki eder. Bu beyin bölgeleri hafıza (hipokampus), konsantrasyon (serebral korteks), algı (serebral korteksin duyusal kısımları) ve hareket (serebellum, substantia nigra, globus pallidus) ile ilgilidir. Esrar kannabinoid reseptörlerini aktive ettiğinde, bu beyin bölgelerinin normal işleyişine müdahale eder.

Esrarın etkileri alındıktan 1-10 dakika sonra başlar ve 3 ila 4 saat veya daha uzun sürebilir. Deneyler Esrarın iki nörotransmitteri etkileyebileceğini göstermiştir: norepinefrin ve dopamin. Ancak serotonin ve GABA seviyelerini de değiştirilebilir.

Tedavi

Bağımlılık beyin işlevini ve davranışını etkileyen karmaşık fakat tedavi edilebilir bir hastalıktır. Spesifik bir tedavi herkes için doğru bir yöntem olmayabilir. İnsanların tedaviye hızlı erişimleri olmalıdır. Tedaviye uygun görülen süre boyunca devam etmek çok önemlidir. Tedavi planları sık sık gözden geçirilmeli ve hastanın değişen ihtiyaçlarına uyacak şekilde değiştirilmelidir. Tıbbi yardımlı detoksifikasyon tedavinin sadece ilk aşamasıdır. Tedavi sırasında ilaç kullanımı sürekli izlenmelidir.

Kaynak:

Cappell, H., LeBlanc, A. E., & Endrenyi, L. (1973). Aversive conditioning by psychoactive drugs: Effects of morphine, alcohol and chlordiazepoxide. Psychopharmacologia, 29(3), 239-246.

DOĞAN, Y. B. (2001). Madde kullanımı ve bağımlılığı. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 4(4).

Gökler, R., & Koçak, R. (2008). Uyuşturucu ve madde bağımlılığı. Sosyal bilimler araştırmaları dergisi, (1), 89-104.

Lennard, H. L., Epstein, L. J., Bernstein, A., & Ransom, D. C. (1971). Mystification and drug misuse: Hazards in using psychoactive drugs. Harper and Row.

Nehlig, A., Daval, J. L., & Debry, G. (1992). Caffeine and the central nervous system: mechanisms of action, biochemical, metabolic and psychostimulant effects. Brain Research Reviews, 17(2), 139-170.

Bir cevap yazın