Uyku Bozuklukları

“Uykuda mıyım? Hiç uyudum mu? Uykusuzluk budur işte. Verdiğin her solukla biraz daha gevşemeye çalışırsın; ama kalbin hala güm güm atmakta ve düşünceler kafanda fırtına gibi savrulmaktadır. Kim bilir kaç senedir uykuyu özlüyordum. Uykunun o kayma, teslim olma, dalıp gitme kısmını.”

Dövüş Kulübü

20. yüzyıl ile birlikte gelen yoğun çalışma yaşamı sosyal bir varlık olan insanın zaman problemini de beraberinde getirmiş ve sürekli bir şeyleri yetiştirmeye, bir yerlere yetişmeye çalışan insanların uykuya ayırdıkları zaman kısalmıştır. Uyku bozukluğu kısaca uykuya dalma ve uykuyu sürdürmede problem yaşama ve buna bağlı olarak gün içerisinde aşırı uyku haliyle birlikte gelen işlevsellik yitimi olarak tanımlanabilir. Uyku bozukluğu yaşayan bireyler genellikle deneyimledikleri uykunun kalitesi, zamanlaması ve miktarıyla ilgili problemleri olduğunu belirtmektedir. Günümüzde, uyku hakkında yapılan araştırmalar çarpıcı bir şekilde ilerlemiş ve depresyon, hipertansiyon, diyabet, obezite, kalp krizi ve felç dâhil olmak üzere kronik uyku kaybından dolayı çok çeşitli tehlikeli sağlık sorunlarının meydana gelebileceğini ortaya koymuştur. Uyku problemlerinin sağlık sorunlarına ek olarak ciddi araba kazaları üzerinde de büyük etkisi vardır.

Bu yazımızda Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından beşinci baskısı yayınlanan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM 5) olarak Türkçeye çevrilmiş tanı kitabında “Uyku – Uyanıklık Bozuklukları” kategorisinde yer alan insomnia (uykusuzluk), narkolepsi, uyku apnesi, parasomnilerden (uykuda davranış bozuklukları) bahsedeceğiz.

Insomnia (Uykusuzluk)

DSM 5’te insomnia, uykuyu başlatma veya sürdürme zorluğu şikâyetleri ile uyku miktarından veya kalitesinden memnun olmama şeklinde tanımlanmıştır (American Psychiatric Association, 2013). Bir bireye insomnia tanısı konulabilmesi için bireyin gösterdiği belirtilerin herhangi bir psikiyatrik bozukluktan, organik bir sebepten ya da ilaç veya madde kullanımından kaynaklanmıyor olması gerekmektedir. Ancak bireylerin insomnia tanısına herhangi bir ruhsal bozukluk ya da tıbbi bir problem eşlik edebilir.

Yapılan araştırmalar özellikle endüstrileşmiş toplumlarda insomnianın %5- %10 daha yaygın olduğunu, ileriki yaşlarda görülme sıklığının arttığını göstermiştir (Journal of Clinical Sleep Medicine, 2017). Dünya geneline bakıldığında ise insan nüfusunun %30’unun insomnia belirtileri gösterdiği ve kadınlarda, uykusuzluğa erkeklere oranla daha sık rastlandığı rapor edilmiştir (American Psychiatric Association, 2013). Kronik uykusuzluğun obezite, kalp krizi, hipertansiyon, felç dâhil olmak üzere birçok sağlık problemine zemin hazırladığı bilinmektedir.

Stresli yaşam olayları, bir kimsenin ya da bir şeyin kaybından dolayı yaşanan yas, herhangi bir ruhsal bozuklukla baş etme çabaları uykusuzluğun psikolojik sebepleri olarak gösterilebilirken, kronik ağrı, sirkadiyen ritm bozuklukları, iş yaşamındaki vardiya değişimleri ve alkol madde kullanımı insomnianın fizyolojik sebepleri arasında sayılabilir.

İnsomnia tedavisinde kullanılan; benzodiazepinler, sedatif antidepresanlar, bazı nöroleptikler gibi ilaçların yan etkilerinin fazla olması ve zamanla vücutta bu ilaçlara karşı tolerans gelişebilme ihtimali nedeniyle araştırmalar ilaç dışı tedaviler üzerine yoğunlaştırılmıştır. Bilişsel davranışçı terapi, uyku kısıtlaması, uyku hijyeni ve gevşeme eğitimi ilaç dışı tedaviler arasında en sık kullanılan yöntemlerdir.

Narkolepsi

Temel özellikleri arasında gün içerisinde gerçekleşen tekrarlayıcı, baskılanamayan uyku atakları ve bilinçlilik halinin korunduğu ancak istemli kaslarda aniden gelişen tonus[1] kaybı olarak tanımlanan katapleksi[2] yer alır. Uyku uyanıklık döngüsü esnasında uyku paralizisi, hipnogojik ve hipnopompik halüsinasyonlar[3] görülebilmektedir (American Psychiatric Association, 2013).

Narkolepsinin genel popülasyonda görülme sıklığı 0.02%-0.04% arasında olup erkeklerde kadınlara oranla daha sık rastlanır. Narkolepsi hastalarında gece yemek yeme görülebilir ve eğer narkolepsi tedavi edilmezse obezite görülme olasılığı artar.

Narkolepsi kronik gidiş gösteren bir bozukluk olmakla birlikte hastalar belirtilere uyum sağladıkça belirtilerin şiddetinin azaldığı bildirilmiştir (American Psychiatric Association, 2013).

Uyku Apnesi

           

Uyku apnesi, uyku sırasında bir kişinin 10 saniye veya daha uzun süre nefes almayı bırakmasını ve bu durumun tekrarlanmasını ifade eder. Kişinin nefes alması tekrar tekrar durabilir, kişi anlık olarak uyanıp nefes almaya devam edebilir ve uykuya geri dönebilir. Gece boyunca tekrarlanan uyanışlar uykusuzluğa neden olur ve kişiyi gün boyunca yorgun bırakır, ancak kişi yorgunluğunun nedenini bilmez. Her yaşta görülebilen bu bozukluk, erkeklerde daha fazla görülmekle birlikte yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Bir kişi yoğun ve sık horluyorsa, aşırı kiloluysa, alkol veya benzodiazepin kullanıyorsa uyku apnesi geliştirme riski artar.

Uyku apnesi için en basit tedavi, pijama üstünün arkasına tenis topları dikmektir. Böylece kişi, uyku apnesinde solunumun durma ihtimalini artıran sırtüstü pozisyona gelemez. Daha ciddi vakalar için, en etkili terapi, kişinin uyurken burun üzerine takacağı, solunum yollarını açık tutan bir maske ve hava üfleyen bir cihazdır. Alternatif bir tedavi, insanların alt çenesini ileri hareket ettirmesine ve böylece hava yolunun açık kalmasına yardımcı olan bir ağız cihazı takmasıdır. Şiddetli vakalarda, insanlar bademciklerin alınması veya çenenin pozisyonunun değiştirilmesi için ameliyat olabilirler.

Parasomniler (Uykuda Davranış Bozuklukları)

Parasomniler; uyku, belirli uyku evreleri veya uyku uyanıklık geçişleri ile bağlantılı olarak meydana gelen anormal davranışsal, yaşantısal veya fizyolojik olaylar ile karakterize olan bozukluklardır. Parasomniler REM ve non-REM uyku evreleri arasındaki anormal geçişten kaynaklanan anormal duygu, algı, rüya ve hareketleri kapsayabilir. Gece terörü, kabuslar, uyurgezerlik, uykuda yemek yeme ve uykuda seks(sexomnia) parasomni yani diğer bir ifadeyle uykuda davranış bozuklukları kategorisinde yer almaktadır.

Gece Terörü

NREM’de evre 3 ve 4’te görülen, yoğun korku ile çığlık ya da ağlamanın eşlik ettiği ani şekilde uykudan uyanma ile karakterize olan bozukluktur. Yoğun korku haline çarpıntı, terleme, yüzde kızarma gibi fiziksel belirtiler de eşlik edebilir. Genellikle bu durumda olan bireylerin uyandırılması ve sakinleştirilmesi zordur. Kendisini uyandırmaya çalışanların çabalarına tepkisizdirler. Atak sonrasında birey yaşadıklarını hatırlamaz ya da çok az bir kısmını anımsar. 5-7 yaş aralığında yaygın olan gece terörünün görülme sıklığı çocukluktan ergenliğe gidildikçe azalır. Literatürde uyku terörü ya da karabasan olarak da bilinmektedir. Yapılan araştırmalar gece terörü görülen çocuklarda depresyon ve anksiyetenin komorbit olduğunu göstermiştir.

Kâbuslar

Uykunun REM evresinde korku ve anksiyeteye sebep olan; tehlike, yaralanma gibi içerikleri olan kötü rüyalara kâbus denir. Ataklar esnasında uyanan birey gördüğü rüyayı kolayca hatırlayabilmektedir. Birey ataktan sonra uykuya dönmekte zorlanabilir.

Kadınlarda erkeklerden, çocuklarda yetişkinlerden daha sık görülür. Uyku teröründen farkı bu bozuklukta uykuda görülen motor aktivitenin kâbuslarda nadiren ortaya çıkıyor oluşudur. Kâbuslar için etkili tedavi, kaygı azaltma tekniklerinin düzenli olarak kullanılmasıdır.

Uyurgezerlik (Somnambulizm)

Gece teröründe olduğu gibi NREM’de evre 3 ve 4’te görülen, uyku esnasında yataktan kalkıp etrafta gezinmek, yemek yapmak, bir enstrüman çalmak gibi karmaşık motor aktiviteleri içeren uyku bozukluğudur. Ataklar sırasında bireylerde çevresel uyaranlara karşı tepkisizlik, boş bakışlar görülebilir. Ancak koltuk, masa gibi önlerine çıkan engellerden kaçınabilirler. Buna rağmen uyurgezerlik ciddi yaralanmalara sebep olabilir. Bireyler atak sırasında uyandırılırsa ertesi gün uyandırıldığını hatırlamayabilir. Uyurgezer biriyle karşılaşırsanız nazikçe yatağına dönmeye ikna edip, yönlendirmeye çalışabilirsiniz. Çocukluktan yetişkinliğe doğru ilerlendiğinde görülme sıklığı azalmaktadır. Yatıştırıcı kullanımı, uyku yoksunluğu, uyku-uyanıklık bozuklukları, yorgunluk ve fiziksel ya da duygusal stres uyurgezerlik ataklarının görülme olasılığını arttırır.

Uykuda yeme bozukluğu, uykuda konuşma ve uykuda cinsel davranışlar(sexomnia) olmak üzere farklı türlerinin gözlemlendiği bilinmektedir. Uykuda yeme bozukluğunda tekrarlayıcı şekilde uyku esnasında bir şeyler yeme içme davranışı görülür. Birey ataklar esnasında sağlığı için tehlikeli olabilecek maddeleri de tüketebilir bu yüzden kontrol edilmelidir. Uyku bölünmesi sebebiyle gündüzleri uykusuzluk ve gece yemek yeme sebebiyle sabahları iştahsızlık tanı konulurken dikkat edilmesi gereken noktalardır. Erişkinlikte başlayan uykuda yeme bozukluğu, kadınlarda daha fazla görülür. Erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülen uykuda cinsel davranışlar bilinçli uyanıklık olmadan uyku esnasında mastürbasyon, cinsel birleşme gibi aktiviteleri içerir.

Uyku Hijyeni

Uyku hijyenini, uyku kalitesini artırmak için uygulanabilecek davranışlar olarak tanımlayabiliriz. Uyku problemi yaşıyorsanız, işte size yapabileceğiniz bazı öneriler:

  1. Uyumaya sadece uykunuz geldiğinde gidin, adetten veya alışkanlıklarla değil.
  2. Yatağa girdiğinizde ışığı derhal söndürün.
  3. Yatakta televizyon izlemeyin veya bir şeyler okumayın, çünkü bunlar uyanıkken yaptığınız aktivitelerdir.
  4. 20 dakika içinde uyuyamazsanız, yataktan kalkın ve tekrar yorgun oluncaya kadar başka bir odada oturun ve rahatlayın. Rahatlama, kaslarınızı germeyi ve gevşetmeyi veya gözlerinizi kapatmayı ve birkaç dakika boyunca sakin bir sahneye veya görüntüye konsantre olmayı içerebilir.
  5. Uyanırsanız 4. adımı gerektiği kadar ve uzun süre tekrarlayın.
  6. Alarmı her sabah aynı saate ayarlayın, böylece uyanma zamanınız her zaman aynı olur. Bu adım çok önemlidir, çünkü aşırı uyumak sonraki gece ortaya çıkabilecek uykusuzluğun birincil nedenlerinden biridir.
  7. Gün boyunca kestirmeyin, çünkü yapacağınız şekerleme gece uyku programınızı aksatabilir.
  8. Etkili ve düzenli bir uyku düzeni oluşturmak için bu programı birkaç hafta boyunca katı bir şekilde, aksatmadan takip edin.

Kaynak

  • American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders : DSM-5. American Psychiatric AssociationDSM
  • Keskin, N., Tamam, L. (Mart,2018). Uyku Bozuklukları: Sınıflama ve Tedavi Sleep Disorders: Classification and Treatment. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi 2018;27(2):241-260 doi:10.17827/aktd.346010 https://www.researchgate.net/publication/323918333_Uyku_Bozukluklari_Siniflama_ve_Tedavi_Sleep_Disorders_Classification_and_Treatment internet adresinden 29.12.2019 tarihinde erişim sağlanmıştır.
  • Kulaksızoğu, I.B., Tükel, R., Üçok, A., Yargıç, İ., Yazıcı, O. (2009). Psikiyatri. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basım ve Yayınevi
  • Kushida, C. A. (2009). Handbook of Sleep Disorders: Second Edition. United States of America, New York: Informa Healthcare
  • Palahniuk, C. (2001, 2017). Dövüş Kulübü(26. Baskı). İstanbul: Ayrıntı Yayınları
  • Plotnik, R., Kouyoumdjian, H. (2008, 2011). Introduction to psychology (9. Baskı). USA: Cengage Learning

Notlar

  1. Tonus/ Kas tonusu: Kasların dinlenme halindeki gerginliği
  2. Katapleksi: Heyecan, ani korku gibi durumlarca tetiklenen, kas tonusunun geçici olarak kaybolması durumudur. Hasta cansız bir şekilde yere yığılabilir ya da sadece belli bir kas grubunda ortaya çıkar ve mesela kişinin başı düşer, çenesi aşağı sarkar.
  3. Hipnogojik ve Hipnopompik Halüsinasyon: Uykuya dalarken (hipnogojik) veya uyanırken (hipnopompik) ortaya çıkan halüsinasyonlardır.

Bir cevap yazın