Uyku ve Uyanıklık Ritmi

Sirkadyen Ritim ve Biyolojik Saat

İnsan vücudunu bir orkestra gibi düşünebiliriz. Pek çok farklı nitelikte bölümlere sahip ve tek bir şef tarafından yönetilen bir orkestradan bahsediyoruz. Bu orkestra nasıl bu kadar kusursuz çalışıyor hiç düşündünüz mü? Birimler birbirinden bağımsız hareket etseydi neler olabileceğini bir hayal edin. Bütün bu birimlerin birbiriyle ahenk içerisinde çalışmasını sağlayan orkestra şefine bir göz atalım.

Peki kim bu orkestranın şefi? Kendisi suprakiazmatik çekirdek olarak biliniyor ve kendisi yönetimin ta kendisi. Vücudumuzda; uyku-uyanıklık döngüsünde, beslenme aktivitesinde, vücut ısısının kontrolünde, metabolizma süreçlerinde, glikoz homeostazisinde, hormon salınımında (prolaktin, ACTH, büyüme hormonu, melatonin…) , tiroid fonksiyonlarında, idrar çıkışında, hücre döngüsü, DNA replikasyonunda, nöronların ateşlenme oranlarında, nörotransmitter seviyelerinde ve nabız gibi fizyolojik süreçlerde suprakiazmatik çekirdek orkestra şefi olarak biyolojik ritmin sihirli dokunuşlarında rol oynamaktadır.

Beynimizde konum olarak hipotalamusun içinde optik kiazmın hemen üstünde yer alan çok küçük bir bölgedir ve görevi 24 saatlik zaman zarfında biyolojik, fizyolojik ve sosyal davranışlarımızdaki senkronizasyonu ve döngüyü sağlıklı bir şekilde sürdürmektir. Bu 24 saatlik zaman zarfı sirkadiyen ritim olarak adlandırılmaktadır. Hipotalamus bünyesinde küçük bir çekirdek olması itibariyle bünyesinde yaklaşık 20.000 tane nöron bulunur fakat yüklendiği misyon itibariyle boyuna göre oldukça işlevsel bir yapıya sahiptir.

Suprakiazmatik çekirdekte biyolojik ritmi sıfırlayan bir takım uyaranlar mevcuttur. Bu bu uyaranlar zeitgeber olarak bilinir. Döngünün yeniden başlayabilmesi için bu ritim sıfırlanmalıdır. Işık en önemli zeitgeberlerden bir tanesidir ve günlük ritmimizi, biyolojik saatimizi ışık sayesinde düzenleriz. Tek zeitgeber ışık değildir. Işığın yansıra; egzersiz, beslenme düzeni, sıcaklık, iş hayatı, jet lag ve sosyal tercihlerimiz de zeitgeberlere örnek olarak verilebilir.

Jet lag nedir ?

Vücudun ne zaman uyanacağı ve ne zaman uyuyacağına dair sinyal veren iç saate sirkadiyen ritim denir. Sirkadiyen ritim, sadece uykuyu değil, gündüz ve gece üretilecek proteinleri, hormonları ve daha birçok döngüyü kontrol eder. Sirkadiyen ritmin önemi giderek daha çok anlaşılmakla beraber, 2017 yılı Nobel ödülü bu ritmin moleküler mekanizmalarını keşfeden bilim adamlarına verilmiştir. Bu hayati öneme sahip ritim, yaşadığımız yerin yerel saatine göre ayarlanmıştır. İşte jet lag denen rahatsızlık, kısa süre içerisinde farklı saat dilimlerine geçildiğinde sirkadiyen ritmin yeni saat dilimine adapte olamaması sonucu gerçekleşir. Zaman dilimleri ne kadar fazlaysa, jet lag yaşama olasılığı da o kadar yüksek olur. 

Jet lag neden oluşur?

Yukarıda bahsedilen vücudun iç ritminin bozulmasında güneş ışığının etkisi büyüktür. Bunun haricinde jet lag oluşumuna, uçakla seyahat ederken yaşanan kabin basıncı ve kabin atmosferi de katkıda bulunabilir. 

Güneş ışığının etkisi: Sirkadiyen ritmi düzenleyen en önemli etken güneş ışığıdır. Güneş ışığı vücutta melatonin denen bir hormonun düzenlenmesinden sorumludur. Melatonin ise vücuttaki hücrelerin birbiriyle senkronize olmasını sağlayan bir kimyasaldır. Güneş ışığı gözümüze geldiğinde, gözümüzün arkasında retina denen ağ tabaka üzerinde bulunan bazı özel hücrelerin üzerine düşer. Bu hücreler güneş ışığı geldiğini beynimizdeki hipotalamus denilen ve hormonların düzenlenmesinde önemli bir rolü bulunan bölgeye haber verir. Geceleri, ışık sinyali düşük olduğunda, hipotalamus, beyinde bulunan küçük bir organ olan epifiz bezine melatonin salgılamasını söyler. Melatonin salınmasıyla beraber, hücreler büyük proteinlerini üretip, zarar gören hücreleri yenilemeye başlar. Gündüz saatlerinde ise bunun tersi olur ve epifiz bezi çok az melatonin üretir.

Bir cevap yazın