Bilimsel Bir Makale 5 Adımda Nasıl Okunur?

Mükemmel bir dünyada, hepimiz aynı bilgilere, bir konuda doğru kararlar verme eğitimine ve bu bilgilerin nasıl uygulanacağını bilme bilgeliğine erişebilirdik. Ama gerçek şu ki, şu anda biz, ne mükemmel bir dünyada yaşıyoruz ne de bu bilgilere sahibiz. Bilimsel araştırmalar genellikle ödeme duvarlarıyla engellenir ve serbestçe kullanılabilir olsalar bile, az sayıda insan bilimsel jargonda dolaşma yeteneğine veya sabrına sahiptir. Bilim haberleri yapan siteler bu durumla mücadele edebilmek, araştırmaların daha kolay anlaşılabilmesi ve daha çok insana ulaşabilmesi için vardır. Ancak, gerçekten sorumlu bir bilgi tüketicisi olmak istiyorsanız, bazen kendiniz taramanız gerekir. Hemen gözünüz korkmasın! Sizin için makale taramayı kolaylaştıracak bir rehber hazırladık. Bu rehber sayesinde bilimsel bir makaleyi nasıl okuyabileceğinizi ve gerçekte ne anlama geldiğini anlayabilirsiniz.

Her Şeyden Önce Yapılması Gereken: Nasıl Erişim Sağlayabilirsiniz?

Ödemeler hakkında söylediğimiz şey kesinlikle şaka değildi: İnternetteki bilimsel makalelerin dörtte üçünden fazlası, yalnızca bir üniversiteye veya bir abonelik alabilen başka bir kuruma bağlıysanız veya bunları satın almaya gücünüz (üye olmayı denerseniz fiyatlarının pek de uygun olmadığını görebilirsiniz) varsa kullanılabilir. Ancak, yardımcı olabilecek çevrimiçi araçlar var. Google Akademik’ten elde edeceğiniz arama sonuçları genellikle makalenin PDF’sinin serbestçe ve yasal olarak erişilebilir olup olmadığını gösterir. Unpaywall ve Açık Erişim Düğmesi gibi Google Chrome uzantıları internette makalenin ücretsiz ve yasal bir sürümü için otomatik olarak arama yapar. Sadece yazarlara ulaşıp sormak gibi eski yöntemler de mevcut tabi ki. Kanadalı araştırmacı Dr. Holly Witteman Twitter’da “Makalelerimizi istemek için bize e-posta gönderirseniz, bunları ücretsiz olarak size gönderebilir ve gerçekten de bundan memnuniyet duyarız.” dedi.

İlk Adım: Hızla Göz Gezdirin ve Notlar Alın

Bilimsel makalelerin çoğu, Giriş, Yöntem, Sonuç ve Tartışma anlamına gelen IMRAD (Introduction, Method, Result, Discussion) olarak bilinen yapıyı takip eder. Bazı makalelerde farklı bölümler de yer alabiliyor ancak genel hatlarıyla dört kısım var. Bu bölümlerin nerede olduğuna dikkat edin ve her bölümün ne anlattığını anlamaya çalışın. Anlamadığınız terimler görürseniz, bunları daha sonra bakabilmeniz için not alın. Profesyonel ipucu: Kısaltmalar ya da yeni bir terim genellikle makalenin başlangıcında tanımlanmış olur bu yüzden Ctrl+F yaparak merak ettiğiniz terimi kolayca bulabilirsiniz.

Yayın tarihini kontrol edin, böylece bir araştırmanın ne kadar yeni olduğunu bilirsiniz ve derginin başlığına dikkat edin – Science ve Nature gibi dergilerin saygın olarak değerlendirilmeleri kolaydır ancak daha önce yayınını hiç duymadıysanız bu derginin sahte olmadığından emin olun. Böylece derginin ne kadar etkili olduğunu öğrenebilirsiniz.

İkinci Adım: Tekrar Okuyun, Ama Baştan Başlamayın

Makalenin en üstünde ve çoğu durumda, ödeme duvarını geçmeden önce bile, tüm makaleyi özetleyen bir özeti( abstract) yer alır. İnsanların bilimsel yazılar okurken yaptıkları en yaygın hatalardan biri özeti okumak ve yaşamlarına devam etmektir. Bu sadece size aradığınız bilginin küçük bir bölümünü veren okunması zor bir bölüm değil, aynı zamanda taraflıdır da: Yazarların neyi önemli gördüğünü belirtir. Bu makaleyi kendiniz karara varmak için okuyorsunuz, değil mi?

Bunun yerine okumaya “giriş” bölümü ile başlayabilirsiniz. Giriş, deyim yerindeyse, araziyi verir ve önceki araştırmacıların bu özel çalışma alanında neler yaptığını açıklar. Bu, alana yeni giren araştırmacı için önemlidir: “Y daha belirgin bir rota gibi göründüğünde neden X’i Z ile test ediyorlar?” “Çünkü 1998’deki bazı araştırmacılar X’i Y ile test etmeye çalıştı ve çok da iyi sonuçlanmadı.” Giriş aynı zamanda çoğu makalenin en net yazılan kısmıdır. Hazır yapabiliyorken bu kısmın tadını çıkarın.

Üçüncü Adım: Tartışmaya Bakın

Tüm bu atlamalar, geleneksel bir edebiyat eserinde olsaydı saçmalık olabilirdi ancak bilimsel makaleler, keşiflerinin dramatik hikâyesini anlatmak için tasarlanmamıştır; sadece diğer bilim insanlarının deneyi tekrar etmeleri için tasarlandılar. Tartışma bölümü, genellikle makalenin bulgularının oldukça net bir görüntüsünü verir ve bununla birlikte aklınızda birkaç soru kalır. Onları bir kenara yazın ve bir sonraki adımda cevaplayabilecek misiniz bir bakın.

Dördüncü Adım: Konunun Özüne Gelin

Burası sonuçları ve belki de yöntemleri okuduğunuz kısımdır. Anlamadığınız terimleri arayın ve kullanılan sayı veya ölçümlere yakından bakın. İşte dikkat etmeniz gereken birkaç nokta:

Örneklem Büyüklüğü( Sample Size)

Bunu genellikle yöntemler bölümünde, “Toplam 100 katılımcı” gibi bir cümle olarak veya “n = 100” deki “n” harfinden sonra bulabilirsiniz. Daha büyük bir örneklem büyüklüğü sonuçların sadece şans eseri olma ihtimalinin daha düşük olduğu anlamına gelir. Bununla birlikte, küçük bir örneklem büyüklüğüne sahip bir deneyi reddetmeyin, çalışma alanına ve kullanılan istatistiksel yöntemlere bağlı olarak, daha küçük örneklem boyutlarını kullanan deneyler de tamamen geçerli olabilir. Diğer benzer çalışmalarla hızlı bir karşılaştırma burada yardımcı olabilir.

“Anlamlı (Significant)” Kelimesi

Birçok terim gibi, bu da bilimde, sıradan konuşmalardan tamamen farklı bir anlama gelir. Siz veya ben bir sonucun “anlamlı” olduğunu söyleseydik, “önemli” veya “kayda değer” gibi bir şey ifade ederdik. Eğer bir bilim insanı bir sonucun “anlamlı” olduğunu yazıyorsa, bu durum, sonucun istatistiksel olarak rastlantısal bir tesadüfle ortaya çıkma ihtimalinin düşük olduğu anlamına gelir – yani, sonuç muhtemelen gerçektir. İstatistiksel anlamlılık genellikle “p-değeri” veya sonucun ne kadar gerçek olduğunu ölçen bir sayı ile ölçülür. Eğer p 0,05 veya 0,01’den küçükse (çalışma alanına bağlı olarak) istatistiksel olarak anlamlı kabul edilir.

Standart Sapma ve Güven Aralıkları

Bilimdeki hiçbir şey yüzde 100 kesinlikte söylenmez ve bir güven aralığı (CI) olayların ne kadar belirsiz olduğunun bir ölçüsüdür. Bir bilim insanı bir popülasyon örneği hakkında veri toplamak ve örnekten hareketle tüm popülasyon hakkında bir şeyler söylemek isterse muhtemelen küçük bir yanılma payı ile doğru bir tahminde bulunur. CI birçok bilim insanı tarafından bile, sıklıkla yanlış anlaşılan bir ölçümdür, ancak bu rakamın sadece istatistiksel yöntemlerin ne kadar doğru olduğunu söylemesi yeterlidir.

Güven aralığını belirlemek için, bazen “SD” olarak yazılan standart sapmaya ihtiyacınız vardır. Yalnızca verilerin nasıl dağıldığının ölçüsü olan standart sapmanın anlaşılması biraz daha kolaydır. Bunu, “ortalamanın ortalaması” gibi düşünebilirsiniz. Standart sapma, verilerin ortalama etrafında ne kadar kümelendiğini veya çan eğrisinin (bell curve) ne kadar dar olduğunu gösterir.

Beşinci Adım: Ne Anladığınızı Kontrol Edin

Merak ettiğiniz soruların cevaplarını bulduktan ve belirsiz olan terimleri aradıktan sonra, öğrendiklerinizi ve hala anlamadıklarınızı son bir kez daha gözden geçirin. Kendinizi kontrol etmek için sorabileceğiniz soruların bazıları:

  • Bu araştırma hangi spesifik problemi ele alıyor?/ Bu araştırma neden önemlidir?
  • Kullanılan yöntem iyi bir yöntem midir? / En iyisi midir?
  • Spesifik bulgular nelerdir? Onları bir veya iki cümleyle özetleyebiliyor muyum?
  • Bulgular ikna edici kanıtlarla destekleniyor mu?
  • Verilerin, yazarın ele almadığı, alternatif bir yorumu var mı?
  • Alandaki diğer çalışmalardan farklı/yeni veya destekleyici bulguları var mı? /Varsa nasıl?
  • Bu sonuçların ilgilendiğim diğer çalışmalarla ilgisi nedir?
  • Burada sunulan fikirlerin spesifik uygulamalarından bazıları nelerdir? /Kalan soruları cevaplayacak başka deneyler nelerdir?

Çeviri: Ayşe Nur Balli

Kaynak: Curiosity.com

Bir cevap yazın