Tarımla İnsanların Konuşma Şekli Değişti

Yumuşak yiyecekler yemek hafif overbiteyi (üst çene dişlerinin altçene dişlerinden önde oluşu) koruyarak belirli sesleri telaffuz etmeyi kolaylaştırıyor

a composite photo of two skulls showing differences in overbites

KISA AÇIKLAMA Romanya’dan antik bir kadın avcı-toplayıcının kafatası (solda) , Yunan uygarlığındaki 2,500 yaşında olan yetişkin erkek kafatasına (sağda) göre hafif overbiteden daha yoksun.

Mihai Constantinescu, Institutul de Antropologie; Gianni Tortoli/Science Source

İnsanlığa verilmiş bir hediye olan çene değiştirilemez değil ve çiftçilik bunun neden olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.

Yaklaşık son 6,000 yıldan uzun bir süredir avcı toplayıcı toplumlarda yaygın olan ve zor çiğnenen av eti ve yabani otların yerini tarım toplumlarının beslenme düzeninde daha fazla işlenmiş süt ve tahıl ürünleri almıştır.

Bilim insanları, bu daha hafif ve işlenmiş yiyecekleri içeren beslenme düzenine geçmenin insanların çene yapısını zamanla değiştirdiğini, “f” ve “v” gibi belirli sesleri çıkarmayı kolaylaştırarak dünya çapında dilleri değiştirdiğini ileri sürmüşlerdir.

Düzenli olarak av eti gibi sert yiyecekler çiğneyen insanlar çocukluktan gelen hafif overbiteyi yok ederek çene kayması yaşayabiliyor. Zürih Üniversitesinden karşılaştırmalı dilbilimci Damián Blasi ve çalışma arkadaşları daha yumuşak yiyecekler yiyerek büyüyen bireylerin bu overbiteyi yetişkinliğe kadar muhafaza ettiğini söylüyor. Araştırmacılar, 15 Martta Science dergisine, bilgisayar simülasyonları ile yaptıkları bir çalışmanın overbitesi olan yetişkinlerin alt dudağın üst dişlere değmesini gerektiren sesleri üretmede daha iyi olduklarını gösterdiğini bildirdi.

Dilbilimciler hemen hemen dünya dillerinin yarısında bulunan bu konuşma seslerini dudak- diş (labiyodental) sesleri olarak sınıflandırıyorlar. Ayrıca Blasi ve ekibi, Hint Avrupa dillerindeki zamana bağlı dil değişimini yeniden yapılandırdıklarında, şu anda İzlanda’dan Hindistan’a kadar konuşulan dillerde, labiyodental seslerin kullanılma olasılığının son 6,000 ile 7,000 yıl arasında arttığını buldular. Bu, özellikle öğütülmüş tahıl ve süt ürünleri gibi yiyeceklerin ortaya çıkmaya başladığı göz önüne alındığında, doğruydu.

Blasi, 12 Mart tarihli bir telekonferansta, son zamanlarda türlerimizde labiyodental seslerin ortaya çıktığını ve uzun süre yumuşak yiyecek yiyen popülasyonlarda bu durumun daha sık görüldüğünü belirtti.

Yale Üniversitesinden, yeni çalışmaya katılmamış olan dilbilimci Claire Bowern’da aynı fikirde. Eğer bazı seslerin telaffuzu daha kolay hale gelirse, bu seslerin kelimelerde görülme sıklığı artar. Ama Bowern, kelimelerin gerçekte nasıl konuşulduğundaki değişikliklerin hemen olmayabileceğini söylüyor. Bu yüzden dudak- diş seslerinin birçok dile hızlı bir şekilde dâhil edilmesinin kanıtının bir sürpriz olduğunu da ekliyor.

Dilbilimciler, geleneksel olarak insanların, bugün hala konuşulan yaklaşık 7.000 dilde kullanılan tüm sesleri her zaman çıkarabildiklerini düşünmüşlerdir. Boyunda alçak bir pozisyonda olan larenks veya gırtlak gibi konuşma anatomisinin çok önemli unsurları, artık tükenmiş olan Homo türlerinde 500.000 yıl önce evrimleşmiştir. Bu nedenle homo sapiens yaklaşık 300.000 yıl önce biyolojik olarak konuşmaya hazır şekilde ortaya çıktı.

1985’te dilbilimci Charles Hockett avcı toplayıcı dillerin aslında hiçbir zaman labiyodental sesleri içermediğini savundu. Çünkü genç yetişkinlikte sert yiyeceklerin yoğun çiğnenmesinden kaynaklanan ağır diş aşınmasının direkt olarak üst dişlerin alt dişlerin üzerine gelmesine neden olan diş değişimlerini tetiklediğini öne sürdü.

Hockett, sonuçta “uçtan uca” bir diş diziliminin labiyodental sesleri oluşturmayı zorlaştırdığını belirtti. Eğer bu önerisi doğruysa, tarım toplumlarında yumuşak gıdaların piyasaya sürülmesi, overbiteleri koruması ve konuşulan dillerin labiyodental sesleri içerme ihtimalini arttırması gerektiği anlamına geliyordu.

Bilgisayar simülasyonlarıyla yapılan yeni çalışma Hockett’in fikrini destekliyor ve uçtan uca diş diziliminden hafif overbiteye geçişin dudak- diş seslerini çıkarmayı büyük ölçüde kolaylaştırdığını gösteriyor.

Dahası, dünya genelinde 2.400’den fazla popülasyonun dil ve yaşam tarzlarının istatistiksel analizi, avcı-toplayıcıların ortalama olarak, gıda üreten ve işleyen toplumlarda konuşulan her dört konuşmaya göre bir konuşmalarında bir dudak- diş sesi kullandıklarını buldu. Grönland, Güney Afrika ve Avustralya’da avcı-toplayıcı dillerin daha yakından incelenmesiyle daha az sayıda labiyodental ses örneği bulundu. Araştırmacılar, tarihsel kayıtların, sanayileşmiş milletlerle temas sırasında labiyodental sesleri içeren kelimelerin ödünç alındığını gösterdiğini söylüyor.

İngiltere’deki Reading Üniversitesinden evrimsel biyolog Mark Pagel, genellikle yanlış telaffuz edilen bazı seslerin yaygın olarak kullanılmaya başlanmasının, labiyodental seslerin birçok dile hızlı bir şekilde dâhil olmasını açıklamaya yardımcı olabileceğini bildirdi. Labiyodentallerin telaffuz edilmesi nispeten yakın zamanda daha kolay hale geldiyse, şans eseri konuşulma olasılıklarının artacağını ve bu seslerin birçok anadile gömülü hale gelebileceğini de öne sürdü.

Carbondale’deki Güney Illinois Üniversitesinden biyoloji antropoloğu Robert Corruccini, “Her ne kadar yeni bulgular temelde doğru olsa da, insan overbitesi, 1700’lerin sonlarında İngiltere’de başlayan endüstriyel devrimden sonra, 6.000 yıl veya daha uzun süre önce tarımsal gıdaların piyasaya sürülmesinden sonra olduğundan daha fazla artmıştır.” diyor.

Endüstrileşmiş yiyecek işlemenin, konservelemenin ve hatta Batı toplumlarında çatalın kullanılmasının- böylece yiyecek tek elle tutulup ön dişlerle koparılmak yerine yenilmeden önce elde kesilebilecekti- overbiteyi korumada büyük rol oynadığını ileri sürdü.

Çeviri: Ekin Acıyiyen

Kaynak: sciencenews.org

Bir cevap yazın