Labirent Nedir?

Aslında bu hikâye çok eskiye uzanıyor… Girit Uygarlığı’nın Akdeniz’in hâkimi olduğu ve Mısır’dan Sicilya’ya kadar uzanan ticaret ağını kontrol ettiği zamanlarda (Klasik Yunan Uygarlığından önce), bu uygarlığı büyük kral MİNOS yönetiyormuş. Bu uygarlık aynı zamanda sığır sürüleri ile de ünlüymüş. Hatta genç erkeklerin cesaretlerini göstermek için arenaya çıkıp boğalar ile mücadele ettiği yarışmalar burada başlamış.

D:\Kiral's Labyrinth\Foto\kidslovegreece.png Girit-Knossos Sarayı foto:kidslovegreece.com

Efsaneye göre Girit’teki Knossos Sarayında yaşayan MİNOS, sürülerinin döllenmesi için denizler tanrısı POSEİDON’dan bir boğa ister ve sonunda boğayı POSEİDON’a kurban etmeye söz verir. Poseidon, Minos’un arzusunu yerine getirir ve boğayı ona gönderir. Ancak boğanın güzelliği karşısında Minos’un gözleri kamaşır. Minos, bu beyaz ve güçlü boğayı Poseidon’a kurban etmek yerine kendisine saklamaya karar verir. Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder. Ancak bunu öğrenen Poseidon, duruma çok kızar ve Minos’a ceza vermek için karısı Pasiphae’yi bu boğaya aşık eder. Pasiphae karşı konulamaz bir şekilde boğayı arzular ve sonunda sürü çobanını kandırarak boğa ile cinsel ilişkiye girer. Pasiphae hamiledir ve çocuğun doğum zamanı yaklaşmaktadır. Herkes Minos’un veliahtı olacak erkek bir prens beklerken Pasiphae, başı boğa vücudu insan olan MİNOTOR’u dünyaya getirir. Bu “ucube”den utanan Minos tam onu öldürecekken kızı Ariadne buna karşı çıkar ve MİNOTOR’u ölümden kurtarır.

İNSAN ETİ YİYEN BİR “CANAVAR”: MİNOTOR

Burada devreye çok önemli bir isim girer: DAİDALOS (Daedalus). DAİDALOS Girit’in baş heykeltıraşı ve mimarıdır. Minos DAİDALOS’tan öyle bir yapı inşa etmesini ister ki “buranın bir girişi olsun ama ne buradan içeri giren ne de içeride duran dışarı çıkabilsin” der. Çünkü MİNOTOR’u buraya hapsetmeyi planlamaktadır. DAİDALOS müthiş zekası ile bir yapı ortaya çıkarır ve bu yapının tam ortasına MİNOTOR’u koyarlar. Bu yapı öylesine karmaşık ve dolambaçlıdır ki giren kişi yolu bulup da tekrar dışarı çıkamaz. İşe bu yapının adı LABİRENT’tir. MİNOTOR labirentin içinde yaşar ve her yıl, başta Atina olmak üzere, Ege denizinde yer alan ve Girit’in kontrolündeki şehirlerden kurban olarak gelen genç bakir erkek ve bakire kadınların etleri ile beslenir.

BU DURUMA İSYAN EDEN BİR PRENS: THESUS

Ana karada yer alan Atina kralı Aegeus’un oğlu Thesus, Minotor zulmüne karşı çıkar ve buna son vermeye niyetlenir. O yıl Girit’e kurban olarak gidecek 7 erkek, 7 kadın gencin arasına kendi isteği ile katılır. Niyeti, Minotor’u öldürüp insanların zorla kurban edilmesine son vermektir. Babası istemeden de olsa bunu kabul eder çünkü bize bir süper kahraman gereklidir!!! Her neyse, güçlü ve yakışıklı Thesus, Girit’e varır. Bu esnada ilginç bir tesadüf(!) eseri Minos’un kızı Ariadne ile birbirlerine aşık olurlar.

D:\Kiral's Labyrinth\Foto\theonion.com.jpg Minotor foto:theonion.com

AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ?

Thesus kurbanların arasında labirente girmeyi ve Minotor’u öldürmeyi planlar, ama bunu başarsa bile tekrar çıkışı bulmasının, labirentten kurtulabilmesinin imkânı yoktur. Ariadne sevgilisi için bir top ip getirir ve ipin bir ucunu Thesus’a verir. Diğer ucunu ise kendi tutar. Böylece labirente giren Thesus önce Minotor’u öldürür, sonra ipi takip ederek labirentten dışarı çıkar. Ariadne’yi yanına alır ve Atina’ya döner. Sonrasında kendisi kral, Ariadne ise kraliçe olacaktır. Minos ise Thesus’un labirentten kaçışı ile Atina karşısında küçük düşüşünün öfkesini Daidalos’tan çıkarır.

MUTSUZ SON

Efsane elbette burada bitmez. Ancak şimdilik bizim için bu kadarı yeterli. Sonuç olarak ceza iki kişiye çıkar:

1-) Minos’un bir tanrıyı kandırmaya çalışacak kibrinin cezasını çeken MİNOTOR,

2-) Müthiş zekasına rağmen günah keçisi olan DAİDOLOS.

Bu hikayeyi diktatör olan MİNOS’un, kahramanlık peşinden koşan yakışıklı THESUS’un, aşkı için kardeşine ihanet eden Ariadne’nin gözünden değil, gerçek mağdur olan MİNOTOR’un gözünden okumak gerek. ‘Kahraman’ların ya da ‘Kıral’ların yanında değil ezilen garibanların yanında saf tutmak da bunu gerektirir.

LABİRENT VE MİNOTOR BİZE NE ANLATIYOR? : PSİKOLOJİK BİR BAKIŞ AÇISI

Labirent karmaşık ve çözülmesi zor bir yapı. Doğada bulunan pek çok örneği olmakla beraber insan kültürünün de en eski eserlerinden birisi (İngilizce Labyrinth ile Maze arasında teknik bir fark var, bunu da not düşelim). Üstelik bu eser kolektif bilincin bir sonucu gibi gözükmekte. Şöyle ki, binlerce yıl öncesinde günümüz Afganistan’ından Amerika Kıtası’na birbirinden bağımsız ve habersiz kültürlerin ürettikleri ortak bir eser. Aynı zamanda bir sembol. Farklı bakış açılarına göre farklı anlamlara gelebilecek bir sembol. Mesela Freud ve Jung psikolojisinde çok önemli bir yeri var labirentin. Özellikle Jung psikolojisi labirenti bireyin iç dünyasının sembolü olarak görür ve bireyselleşme sürecinde (individuation process) danışanın kendi labirentine yolcuğuna ve bilinçdışı (unconscious) korkuları ile yüzleşmesine sıklıkla atıf yapar. Tabi ki buradaki korkuyu, Minotor sembolize ediyor (bu nedenle labirent ve Minotor’u ayrı düşünmemek gerekiyor). Bu aslında bilinmezliğin korkusu. Labirent’in içi bilinmezliklerle dolu, karanlık ve karmaşık. Aynı ölüm gibi… Bu nedenle Labirent aslında ölümle yaşamı da sembolize ediyor. Varoluşçu psikoloji de bunu savunuyor. Ölüm büyük bir gizem ve varoluşun karşısında büyük bir kaygı. Labirent ve Minotor varoluşçuluk için ölüm olgusunun yarattığı kaygıya denk gelmektedir (Bu konuda daha detaylı bilgiyi psikanalitik ya da varoluşçu psikoloji ekolünden olan meslektaşlarımız verebilir. Ben bu alana daha fazla girmeyeceğim, beni aşar).

D:\Kiral's Labyrinth\Foto\maze_r.jpg

LABİRENT VE MİNOTOR: KOGNİTİF BİR BAKIŞ AÇISI

Labirent bu bakış açısına göre arketipik bir sembol. İnsan zihninin arketipi. Hem yapısı gereği insan zihninin bir modeli çünkü karmaşık, dolambaçlı ve gizemli hem de bir ürün olarak insan zihninin yüksek kognitif fonksiyonlarının bir yansıması(Westworld burada devreye giriyor! Nihai aranan yerin “maze” olması manidar!). Şüphesiz ki, doğadaki diğer türler ile aramızdaki en bariz fark, ensefalizasyon katsayısında ortaya çıkıyor (EQ:> Encephalization Quotient /Emotional Intelligence EQ ile karıştırmayın!). Ensefalizasyon katsayısı en basit anlamı ile beyin ve vücut kitlesinin oranınından hesaplanan bir katsayı. Evet, beyin hacmimiz vücudumuza göre diğer türler ile karşılaştırılınca büyük duruyor. Bu noktada beyin kabuğu olarak adlandırılan korteksimizin genişliği ve özellikle frontal korteksin kapladığı alanlar ön plana çıkıyor. Frontal korteks alanlarının plan yapma, lisan gibi üst kognitif işlevlerden sorumlu olduğunu biliyoruz. Kabaca yürütücü işlevler dediğimiz bu özellikler bize Daidalos’u hatırlatıyor. İnsanın henüz somut olarak ortada olmayan bir şey hakkında geleceğe dönük plan yapabilmesi, kurgulamış olduğu bu planları hayata geçirebilmesi ve hatta daha kurgu aşamasında hata bulup bunu düzeltebilmesi soyut düşünme becerimizin ve kognitif esnekliğimizin eşsiz birer örneği.

Labirent gerçekten var mıydı? Bilmiyoruz. Ama elimizde Knossos sarayının eşsiz mimarisinin kalıntıları kanıt niteliğinde duruyor. Saray kalıntıları yapının çok büyük ve karmaşık olduğunu açıkça gösteriyor. Muhtemelen bu eşsiz eser karşısında diğer kültürler etkilenmiş ve yıllar içinde bu efsane ortaya çıkmış olabilir. Ancak bu mimari eseri de zihnin bir yansıması olarak görmek mümkün. Daidalos ise daha sonra oğlu İkarus ile hapsedildikleri kuleden uçarak kaçmak için balmumu ve kuş tüylerinden birer kanat yapacak. En büyük becerilerimizden birini yine sembolize edecek: Problem çözme!

Minotor en basit ifade ile doğayı temsil ediyor: hem hayvan hem insan hem de tanrının bir temsili o. Hem doğup yaşamayı hem var olup ölmeyi gösteriyor. Hem kaderini yaşıyor hem mücadele ediyor. Hem labirentin merkezinde duracak kadar gizil ve çekingen hem de saldıracak kadar atılgan. Ona (öze) ulaşmak bir dizi zorlu yolu aşmayı gerektiriyor. Aslında “canavar” ya da “ucube” formda olsa da en “insan” olan o… hem mağdur hem mağrur… Biz bu hikâyede Minotor’dan yanayız.

En nihayetinde bu efsaneler yaşadığımız doğayı ve kendimizi anlamak için oluşturduğumuz kültür. Zihnimizin eseri ve bizim temsilimiz…

https://www.youtube.com/watch?v=MxF5vUhlgAg&

Bir cevap yazın