Küçük Adam: Homunculus

Daha önceki paylaşımımızda beynin bölümlerinin ve işlevlerinin neler olduğundan bahsetmiştik. Bu yazımızda da vücudumuzun beynimizdeki temsilinden, Latince küçük adam manasına gelen homunculus’tan bahsedeceğiz.

İnsanın en temel ihtiyacı, belki de insanı hayatta tutan yaşama dair motivasyonu, bilme ihtiyacıdır. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren çevremizi keşfetmeye, elde ettiğimiz bilgileri anlamlandırmaya çalışırız. İçinde bulunduğumuz dünyayı algılamamız, duyu organlarımız vasıtasıyla topladığımız bilgileri beynimizin ilgili bölgelerinde işleyip sınıflandırmamızla gerçekleşir.(Afferent)[1]

C:\Users\Ayşe Nur\Desktop\afferent-efferent nöron.PNGCengage Learning,2013

Topladığımız bilgileri analiz edip sınıflandırma yetimiz serebral korteks dediğimiz yapının ürünüdür. Serebral korteks; frontal, parietal, temporal ve oksipital olmak üzere fonksiyonlarına göre dört temel bölgeye ayrılmaktadır.

C:\Users\Ayşe Nur\Desktop\cns-pns.PNGCengage Learning,2013

Serebral kortekste hangi kısmın ne işe yaradığını bilmemizde en büyük pay 20. yüzyılın başlarında yaptığı detaylı incelemeler sonucunda korteksin bölümlerini tanımlayan Korbinian Brodmann’a aittir (Bakırcı, 2019). Brodmann’ın hazırladığı beyin haritasının bilim dünyasında yarattığı etki heyecan verici oldu çünkü bu harita bilimsel keşiflerin fitilini ateşlemişti. 1930’lu yıllara gelindiğinde epilepsi üzerine araştırmalar yapmakta olan beyin cerrahı Wilder Penfield epilepsi için lokal anestezi kullandığı ve ameliyatlar esnasında hastaların bilincinin açık olduğu beyin ameliyatlarını başlatmıştır (Winston, 2018). Penfield bu ameliyatlar esnasında uyanık olan hastaların beyninde farklı bölgeleri elektriksel olarak uyardığında hastaların üşümek, bir ışık patlaması görmek gibi farklı şeyler hissettiğini veya çeşitli kas spazmları geçirdiklerini aktarmıştır. Epilepsinin tedavi yöntemini ararken aslında yaptığı uyarımlarla serebral korteksi haritalandırmış ve kortikal homunculusu yaratmıştır.

 
Cengage Learning,2013

Serebral korteks üzerinde merkezi sulkusun (central sulcus) ön tarafında, frontal lobun arkasında kalan bölgenin adı birincil motor kortekstir (primary motor cortex, BA 4, precentral gyrus) ve vücudun iskelet kaslarında istemli kontrol sağlar, bir hareketin başladığı noktadır. (Efferent)[2] Vücudun her iki yanındaki motor korteks öncelikle vücudun diğer tarafındaki kasları kontrol eder. Diğer bir ifadeyle örneğin sağ hemisferin motor alanında meydana gelebilecek herhangi bir hasar vücudun sol tarafında felce sebep olacaktır (Sherwood, 2013). Motor becerilerin karmaşıklığı ve kesinliği ile orantılı olarak vücut kaslarının motor korteksteki temsili de farklılık gösterir. Kaslar motor korteksteki temsil oranlarına göre modellenecek olursa ortaya çarpık bir şekil çıkacaktır. Bu çarpık şeklin adı motor homunculustur.

Serebral korteks üzerinde merkezi sulkusun (central sulcus) arka tarafında, parietal lobda birincil duyusal alan (primary somatosensory cortex, BA 1, 2, 3) yer alır ve çevreden gelen duyusal ve proprioseptif[3] bilgilerin beyinde ilk işlendiği yerdir. Duyusal korteks; basınç, ağrı dokunma gibi çevreden gelen bilginin nereden geldiğini yani mekânsal farkındalığını ve uyaranın yoğunluğunu algılamanızı sağlar. Ancak beyne gelen bu girdilerin hepsi aynı oranda işlenmez. Farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse duyu organlarımızın beyinde temsil edildiği bölgelerin yüzey alanları farklılık gösterir ve alan ne kadar büyük olursa o organın çevreyi algılama yeteneği o kadar gelişmiştir denilebilir.

Oransal farklılıklar modellendiğinde homunculus denilen yapı ortaya çıkmaktadır. Bu modele bakıldığında pek de bize benzemediğini düşünüyor olabilirsiniz aslında çok da haksız sayılmazsınız. Yüzün, dilin, ellerin ve cinsel organların abartılı boyutu, bu vücut bölümleriyle ilişkili yüksek derecede duyusal algı derecesini gösterir. Örnek vermemiz gerekirse yaşamın ilk yıllarına bir göz atmamız yeterli olacaktır. Etrafınızdaki bebekleri gözünüzün önüne getirirseniz, özellikle emeklemeye, adım atmaya başladıkları dönemde ne kadar tehlikeli hâle geldiklerini hatırlayabilirsiniz. Tehlikeli diyoruz, çünkü gördükleri her yere işaret parmaklarını sokarlar bu da yetmezmiş gibi buldukları tüm nesneleri ağızlarına götürürler. Bu şekilde davranmalarının sebebi tabi ki aç olmaları değildir (Karaismailoğlu, 2017). Beynimizde duyusal kortekste en büyük alanı kaplayan parmaklar ve dudaklar olduğu için bebekler etraflarını keşfetmek için en çok bu iki davranışı sergilerler.

Kaynak

  1. Bakırcı, Ç.M. (2019). Nasıl ”insan” olduk? serebral korteksin alt birimleri ve görevleri. 24 Ekim 2019 tarihinde https://evrimagaci.org/sinirbilim-ve-beyin-13-nasil-insan-olduk-serebral-korteksin-alt-birimleri-ve-gorevleri-329 internet adresinden alınmıştır.
  2. Karaismailoğlu, S. (2015, 2017). Kadın beyni erkek beyni (4. Baskı). Ankara: Elma Yayınevi
  3. McVean, A. (30 Ağustos 2018) Paper cuts hurt so much because our fingers are really sensitive. McGill University. 24 Ekim 2019 tarihinde https://www.mcgill.ca/oss/article/did-you-know/paper-cuts-hurt-so-much-because-our-fingers-are-really-sensitive internet adresinden alınmıştır.
  4. Sherwood, L. (2010, 2013). Introduction to human physiology (8. baskı). UK:Cengage Learning
  5. Winston, R. (2012, 2018). Evrenin en karmaşık ve gizemli nesnesi insan beyni (3.baskı). İstanbul: Say Yayınları

Notlar:

  1. Afferent Nöron: Çevresel Sinir Sisteminden Merkezi Sinir Sistemine bilgi taşıyan nöron
  2. Efferent Nöron: Merkezi Sinir Sisteminden aldığı sinyalleri Çevresel Sinir Sistemine ileten nöron
  3. Propriception: Vücudun uzaydaki konum ve hareketi hakkındaki farkındalık.

One comment

  1. Pingback: Duyum ve Duyu Organları – Kırals Lab

Bir cevap yazın