Filipinlerde Keşfedilen Fosil Bir İnsan Türüne Ait

Bir zamanlar bilim insanları insan evriminin hikayesini biliyorlardı. İnsan evrimi doğrusaldı ve Afrika’da başladı. İnsanların ilk atası olan Homininiler dünyanın geri kalanını kolonileştirmek için harekete geçmeden önce kıtada milyonlarca yıl geçirdiler. Büyük beyinleri, alın yapılarını ve modern özelliklerini gelitirdiler. Son fosiller bu anlatıyı karmaşıklaştırırken yeni bir fosil bu anlatıyı daha da karmaşıklaştırdı.

Beklenmedik Bir Fosil Bonanza

Karmaşıklık 2007 yılında Filipinlerdeki büyük bir ada olan Luzon’daki Calloa mağarasında başladı. O zamanlar özellikle insan evrimini inceleyen bilim insanları için önemli bir arkeolojik alan olduğu düşünülmedi. Anakarayla herhangi bir bağlantısı olmadığı için homininilerin asla anakaraya ulaşamayacağı izole bir yer olarak olarak düşünüldü.

Fakat arkeoloji bölümünden mezun olan Armand Mijares isminde bir öğrenci tuhaf bir kemik buldu. Geyik ve domuz kemikleriyle karıştırılmıştı ancak bu kemik bir insana aitti. Bu kemiğin bir homininiye ait ayak kemiği olduğu ortaya çıktı ve yapılan karbon testinden kemiğin yaklaşık 67.000 yaşında olduğu tespit edildi. Anlaşılan oydu ki ilk insanlar suyu aşarak Luzon’a geçmişti.

Mijares 2010’da o kemikle ilgili bir makale yayınladı. Aynı zamanda Luzon’da da kazı yapmaya devam etti. Kazılar sırasında meslektaşları ile birlikte diğer hominin kemiklerinden bir “bonanza” bulmuşlardı: beş diş, iki parmak kemiği, iki ayak kemiği ve bir uyluk kemiği, hepsi de bulunan ilk kemikle aynı döneme ait kemiklerdi. Kemikler üç kişiden geliyorlardı ve görünüşe göre tarih öncesi insanlar Callou Mağarası’nda ölmeyi sevmişlerdi.

Mijares ve diğer yazarların bu ay Nature dergisinde yayınlanan bir makalesinde bahsettiği üzere bulunan yeni kemiklerin tipik homininilere ait olmadığını ve bu kemiklerin Homo Luzonensis isimli tamamen yeni bir türe ait olduğunu savundu.

Yeni bir tür ?

Callou Mağarası fosilleri kesinlikle olağandışıydı. Birincisi, azı dişleri homininin dişleri için çok küçüktü: kabaca 8 – 10 milimetre. Diş büyüklüğü boy ile ilişkili olduğu için bilim adamları dişlerin yaklaşık 3 metre yüksekliğinde bir kişiye ait olduğundan şüpheleniyorlar. Bu arada, kavisli el ve ayak kemikleri, ağaçların arasında tırmanarak veya sallananarak geçirlmiş bir yaşam sürdüklerini gösteriyor. Ancak tüm bilim adamları yeni kemiklerin yeni bir tür anlamına geldiği konusunda hemfikir değil.

En popüler tanımı gereği olarak; bir tür, verimli yavrular yetiştirebilen ve üretebilen bir grup organizmadır. Ancak bu tanım mükemmel değildir; Bazı durumlarda, farklı türlerdeki hayvanların yavruları doğurgan olmayabiliyor. Toplamda, türler hakkında 32 farklı tanımlama vardır. Ultimately, a species is a category humans constructed, and however you define it, it doesn’t map perfectly onto the realities of the natural world.

Bu terim yalnızca türlerle iç çatışma yaşamaz, Callou Mağarası’ndaki kemikler yeni bir türün varlığı için yeterli kanıtlar değillerdir. İlk olarak Mijares ve meslektaşlarının keşfettiği kemikler bulunduğunda kemikler DNA’larından tamamen sıyrılmıştı. Kemikler sadece yaşlı olmakla kalmayıp aynı zamanda binlerce yıl tropik güneşin altında pişmişlerdi. Bu kemikler sadece iskeletin bir parçasını oluşturuyorlardı.

Bu, Homo Luzonensis’in, temel olarak, örneğin, Homo Floresiensus’tan (2004’te keşfedilen cüce-insan türünden başka bir hominin türü) farklı olduğunu kanıtlamanın zor olduğu anlamına gelir. Bazı bilim insanları yeni bir türün ilan etmek konusunda aceleci davranıyor.

Mijares’in araştırmalarına dahil olmayan arkeolog Adam Brumm bulunan yeni kemikler hakkında National Geographic’e yaptığı açıklamada, “Bu gerçekten sansasyonel bir bulgu” dedi.

Türlerin büyük atılımı ya da değil şu açıkca görünüyor ki atalarımkz düşünülenden daha cok yayıldı/genişledi. İnsan evrimi cizgisel bı sürec  gibi değil de daha çok bir girdap hareketi gibiydi, tek bı alanda bulunun yarış içindeki farklı homilerin birleşimiyle oluşan bir girdap.

Kaynak: Nature

Bir cevap yazın